hayatımın uzak ara en kötü günlerini yaşıyorum. Herhangi destek noktası bulamıyorum. her türlü kapı kapalı aile yok, sevgili zart zurt yok, arkadaş yok, hobi yok, sevdiğim iş ve hırs yok, hayatta halledilmesi gereken bir zorlukla inatlaşma yok, terapist yok, iş arkadaşı bile yok. Hiç bu kadar uzak ve yabancı olmadı hiçbir şey. Neyi nasıl yapacağım ile ilgili fikrim yok. İki insan var hayatımda ikisini birleştirince bir tane derdimi anlatabileceğim biri yapmıyor. Tüm bunların ortasında oldukça ağır bir atak geçirdim. 2 gün tamamen ölü halde yatmak zorunda kaldım. Su içmedim, yemek yemedim. Atağın nasıl olduğunu henüz hiç anlatmadım. Sağ gözüme hafif bir ağrı yerleşiyor daha önce bildiğim yeri belli bir ağrı olduğu için ilk anlarda ağrının izi gibi geliyor. Sonra başımda da başlıyor daha çok ağırlaşma, uyuşma gibi. Kafamı duvara vuracağım tipte bir ağrı değil. Asıl beni rahatsız eden midemdeki rahatsızlık. Migren atağı ise bu gerçekten
AltStadt & Fagus
İki hafta önce Bulgar bir kadın sordu. İsmi Vesela. Lavanta yağı sürmüştü Hauptplatzda buluştuk. Şöyle söyledi: Şehrin karşı kıyısına geçmeyi sevmez bu taraftakiler. Diğer taraftakiler de bu tarafa geçmeyi sevmezler hatta Roma dönemi fetih, işgal her neyse karşıya geçmek; Tuna oldukça geniş ve derin bir nehir olduğundan ilgilenmemişler kalmışlar AltStadt (OldTown) eski şehir tarafında. Bu ara aklımdan sürekli geçen Almanca birleşik kelimeleri bölüp her birinin anlamını ve etimolojisini veren kodu yazmaya çalışma fikrini aklımdan çıkartmalı mıyım? Bazı kelimeleri öğrenebilmem için bağlantılarını yapmam gerekiyor. İngilizce için böyle bir alt yapı iyi kötü var kafamda, Arapça için de var hatta zorluyorum ama İspanyolca için bile var. Kelime anlamak dili bilmek de değil bu arada. Vesela tam benim yapacağım bir yürüyüş rotası belirlemiş ve bu şehre yeni gelenler için her zaman uyguladığı rotaymış. O andan itibaren Vesela benim gelecekti halim oldu. Bazen nasıl yapacağımı bilemediğim d...
Yorumlar
Yorum Gönder