Vakayi vakvakiye günü Vakayı hayriye
Gün kıymetli hep geri gelip aynı yere dönse de son kısımda bitiyor. final countdown yani. anyway.
Merhaba Selim
Umarım garip bir konu yazmadım. Herkesle konuşamamak katman katman ama gerçek. Herkesle konuşamamak katmanlarını açmak gerekirse aşağıda kategorize edeyim. Ben kaynaklı susmalar ve karşı taraflı susmalar. Ben kaynaklı olmayan her susma karşı taraf kaynaklı susmalardır. Çevre faktörü varsa yani sen için kurulan bir cümle çevre ne der diye kurulmuyorsa da karşı taraflı susmalara girer. Karışık mı? Genelde açıklamaya çalışırken daha çok karışık sonra toparlarım. Belki de en iyi yaptığım şey benzetmek ve devamı olan örneklemektir. Örnekle anlatırım. Dünya benim kafamda örneklerle yaşıyor yani bir örnek örüntüsü içinde yaşıyorum. Bu da bazı şeyleri kolaylaştırıyor bazılarında yanılgıya sebep oluyor ama istisnalar kaideyi bozmuyor. İstisnalar kaideyi bozmuyor kısmında çift anlam olduğunu söyleyeyim esasen iki şeyi kat ediyor. Örüntülerdeki genellemeler kuralı bozmaya yetmez, %100 yoktur. Diğeri de ara sıra yanılmam yine de örüntüleri izlememi engellemiyor. Şimdi yeniden konuşamama ya da susma kısmına dönersek :
Susmak ve konuşamamak kısmına mailin en sonunda devam edeceğim. Bunların bendeki anlam karşılığını neden birbirinin yerine kullandığımı yazacağım.
Ben Kaynaklı Susmalar (Konuşamamalar) (Buradaki ben elbette ki doğrudan ben (Bilge Nefise) değilim.)
- Garip karşılanacağı için
- Çekinme utanma onay bulamama
- Gereksiz olduğu düşünmek
- Karşımdakinin zamanını çalıyorum
- Fayda kısmında pozitif bir şey bulamama
Karşı Taraf Kaynaklı Susmalar (Konuşmamalar) (İlgili kişi dışındaki herkesi kapsar sadece muhatabı değil çevredeki herkesi konuşmayı duyabilecek birileri ortak tanıdık ya da tanıdık olmayan muhatabın iletişim içinde olduğu diğer kişiler)
- Anlayamaz
- Unutacak
- Yeterince ilgilenmiyor
- Birine anlatır
- Biri duyar
Dünyada subjektif olmayan hiçbir şey yok. Sosyoloji bitirmiş olman bazı konularda ön yargılı bazı fikirlerin sahibi yapıyor beni.Mesela:
- Benden iyi tarih biliyorsundur ve coğrafya
- Kitle hareketlerine bayılırım senin için muhtemelen daha çok mekanik bir şey zaten fazla su dolan bardağın taşması gibi.
- Herkes gibi olman için girdiğin aptal sistemin işe yaramaz elemanı oldun. Tek fikir yok. Başka bakışlar açılar ve sair ama seni kurtarmaz bunlar. İnce bir isyan ama eğitimli isyanı. Çalışmaz bir isyan.
- İşsizlik kısmına gelirsek kimse çalışma zorunda değil ama biraz aşağı gibi duruyor işsizlik. Çalışmayan insan işe yaramaz oluyor gibi. Ben sizin işinize yaradığım zaman daha aşağılık oluyor bence. İşsize bakış işsizi bitiriyor. Keşke işsizlik daha çok trend olsa. Esasen gün geçtikçe oluyor. Neyse bunlar hep başka konular.
Bugünlük bu kadar yazıda tuzaklar var yolladıktan sonra unutacağım.
Selamlar
--
Bilge Nefise YARDIMCI
Merhabalar,
Mektubunu okudum ama ancak şimdi cevap yazabiliyorum. Nereden başlasam diye düşündüm yazmaya başlamadan önce. MFÖ'nün "Nasıl anlatsam, nereden başlasam? Bodrum Bodrum" dediği gibi oldu bu da. Sanırım öncelikle yazı tarzına değinmeliyim. Bir mektuptan çok, bir denemeye benzemiş. Sanki benim için değil de kendin için yazmış gibisin. Bir blog yazısı adeta. Belki de blog yazıyorsundur. Yazmıyorsan mutlaka yazmalısın. Bunları rahatsız olduğum için değil ama ilginç geldiğinden dolayı yazıyorum, yanlış anlaşılmasın. Yani konuyu garipsemedim ama içeriği biraz garipsedim. Garipsemek her zaman kötü bir şey değildir elbette. Sadece beklenilmeyenle karşılaşmış olduğumu ifade etmek istedim. Bununla birlikte çok olumlu bir durum da var. Aslında olması gerekeni yapmışsın ama günümüzde bunu bulmak çok zor olduğu için benim özellikle dikkatimi çekti ve bende hayranlık uyandırdı. Ahh o yerli yerinde ayrılan "de"ler, o virgüller, noktalar, cümle başlarındaki büyük harfler ve paragraflar... Hepsi beni benden aldı. :)
Tamam, espriyi bırakıp ciddileşiyorum. Sanırım bu şekilde bir konu seçerek onun üzerine düşüncelerini yazmak hoşuna gidiyor. Benim cevap verir tarzda bir şeyler mi yazmam lâzım yoksa tamamen bağımsız bir şekilde mi yazmam gerekiyor, ondan emin değilim maalesef. İkisini harmanlamaya çalışacağım.
Herkesle konuşamamak ile herkesle konuşmamak şeklinde iki durum var bence. Sen ilkini kullanmışsın ama bu bir becerememe durumundan ziyade istememe hâli gibi duruyor sonrasında verdiğin örneklere bakınca. Yani o kişilerle istesen konuşursun ama tercih etmiyorsun. Bu bakımdan ben de herkesle konuşmayan biriyim ama herkesle konuşabilen biriyim. Bazen mecburiyet, bazen nezaket, bazen karşındakini bu yolla daha iyi tanıma şansı konuşmamı sağlıyor. Ben de örnek vereyim, çünkü ben de örneklerle anlatmayı severim. Mesela bir akademik ortamda koca koca hocalarla da sohbet edebiliyorum, sonra gidip bir kahvehane sohbeti yapmayı da başarabiliyorum. İkincisi beni biraz sıkıyor ve yoruyor ama yapabiliyorum. Yapmayı istediğim zaman yapar, istemediğim zaman yapmam. Karşımdakileri konuşturup neler düşündüklerini anlama açısından iyi oluyor. Onunla onun gibi konuşunca sana karşı açık oluyor ve rahat konuşuyor. Oysa tepeden bakarak konuşsam o kişi de konuşmak istemeyecektir. Zamanında çalıştığım bazı yerlerde de benzer durumlarla karşılaştım. Orada konuşmak biraz da mecburiyetti aslında. Mesela askerde öyleydi. Konuşmak, ona uyum sağlamak zorundaydım çünkü onlar bana uyum sağlayamazdı. Böylece çok farklı insan tiplerini, farklı hayatları da öğrenmiş oluyorum işte.
Bütün bunların yanı sıra senin "ben kaynaklı susmalar" dediğin ve sıraladığın maddelere de karşı taraf kaynaklı susmalara verdiğin örneklere de katılıyorum. Bunların hepsi susmak, aklına geleni söylememek için oldukça yeterli sebepler.
Benimle ilgili düşüncelerine de değineyim ve bitireyim.
Senin ne kadar tarih veya coğrafya bildiğini bilmediğim için bu konuda yorum yapmam zor görünüyor. Tarihe ilgim olduğu doğrudur. Detayları, tarihleri (date anlamında tarihleri, history değil) çok iyi bilmem, hatırlamam ama tarihin genel akışını, sebep sonuç ilişkilerini iyi yorumladığımı düşünüyorum. Coğrafyaya gelecek olursak, hangi ülke nerededir, bayrağı nasıldır ve bu ülkelerin yapısı, kültürü hakkında genel ve yüzeysel bir bilgiye sahip olduğumu söyleyebilirim.
Kitle hareketlerini severim. Hep teorik olarak hem pratik olarak. Sosyal psikolojiye de ilgim fazladır bu yüzden. Çalışır bir isyan olması için sokaklara inmek gerekiyorsa o da mevcut ama maalesef pek çalışmadığını söylemem gerekiyor.
İşsizlik konusunda bir şey diyemiyorum. Zira fazlasıyla canımı sıkan bir durum. Genel olarak bakış da diğer insanlardan daha aşağı olma şeklinde senin de dediğin gibi. İşin iyisi kötüsü olmaz ama belli bir seviyedeki işler ile başka seviyedeki işler arasında da fark vardır diye düşünüyorum. Daha önce akademisyen olarak çalışırken, bir giyim mağazasında eşya toplama işinde çalışmasını bekleyemezsin kimseden. Her şeyden önce bu insanın kendisine haksızlığı, saygısızlığı olur. İnsanın kendisine saygısı olmazsa, hiç kimsenin ona saygısı olmaz. Yine de kimsenin hak etmediği bir işte çalışmak zorunda kalmamasını dilerim.
Benden şimdilik bu kadar. Tam olarak senin tarzında bir mektup yazamamış olabilirim. Umarım tatmin edici olmuştur.
Görüşmek üzere...
Bilge Nefise YARDIMCI <bilgenefise@gmail.com>, 16 Eyl 2019 Pzt, 11:28 tarihinde şunu yazdı:
Yorumlar
Yorum Gönder