bir film izlerken özellikle sinemada yazmak ne kadar kolay geliyor. 30 günün hikayeleri taslak olmaktan çıkıyor ama 30 martta yayımlanacak. bugün ayın 12si elimde 12 hikaye olmalı belki de masal denemeleri ama biraz da günümüz masalları. Masallara resim de ekleyebilirsem mükemmel olur. heyecanı bile ellerimi titretiyor. Acı çekiyor olmak bile bir şeyler hissediyor olmak dahilinde olduğu için umut verici. Bir gün hissetmek biterse. Hiç bitmesin. bugün yazmamda bana eşlik eden şarkıları tanımıyorum. Bazen tanımadıklarımıza da güvenmeliyiz.
1. gün (1 Mart 2018) (Gerçek zaman 12 Mart 2018)
ISLIK
Gökyüzü gri. Böyle olunca göller, denizler, okyanuslar gri. çok miktarda su içerdiği ve bir çeşit göl olduğu ya da belki su birikintisi demek lazım insanların gözleri de gri (Bazen eşlikçi şarkıları belirtelim belki okurken de eşlikçi olurlar: Falling Julee Cruise) her taraf neden gri ki. maviler neredeler. meraklar da grileşmiş mi? Grileşmiş. Merak mavidir. Korku gri ya da siyah gibi renksizlik. Dünyada merak'a ait hiç bir şey kalmamış olabilir mi? Tüm gözler tüm enseler kararmış mıdır? Her zaman bir kahraman vardır. Hiçbir dünyada umudun bitmesi mümkün değil. İnsanı önemli ve neredeyse hiç sayılmayan özelliği çaresizliğe müptela olmamak için direnmesidir. Bazen çok şeytani olabilir ama çok zaman hepimizin kabul edeceği "iyi" tarafındadır. (Eşlikçi paylaşımı: Worried Sky Jean Petri). İyi ne çok geniş onun için iyiliğe bir hikaye lazım.
Günlerden bir mayıs günü gözleri grileşmemiş iki kişi bir köprüden iki teker ile geçerken onca arabaya egzoz grisine rağmen ıslak çalarlar yetmiş kilometre bölü saatle çalarlar kimsenin bilemediği neşeli bir şarkı birlikte çaldıkça grilikler kaçışır. (eşlikçi: Delicate Transitions; Gavin Luke) arabalardaki gri gözler de canlanır. Neşe bulaşıcıdır korkunun bulaşıcı olduğu gibi. Neşeli şarkı onlara da bulaşır. arabalar metal olmalarına aldırmadan rüzgarla camları arasında aynı neşeli şarkıyı çalmaya çalışır. arabaların camları hep ıslık çalar. köprüden esen rüzgar da çalar. her birinin notası başkadır. Notalar plastiklerin arasından geçer bazı erik dallarına ulaşır. birkaç erguvanı bulur. (Eşlikçi : Lilacs; Agnes Fredenberg ) dallarda birkaç kuşa denk gelir. top gibi yuvarlak karınlarını şişirerek neşeli ıslıklarla öterler. Bahar bile rüzgarla gelir. Önceki gün ötmeyen kuşlar her sabah ötmeye başlar. sonbaharda sadece ağaçlar yaprak dökmez renkler kaybolur. maviler uzaklarda kalır, güneş güçsüzleşir. Güneş güçsüzleşir mi? Yazın gözlerimizi eriten derilerimizi ızgaraya yapışmış gibi haşlayan tütsüleyen güneş. Zaman güneşi bile alt eder. Hiç sanmıyorum (Eşlikçi: Far And Beyond; Charles Bolt) zaman güneşi alt edemez. zaman insanı bile alt edemez var olana dokunamaz zaman. Var olanı yok edemez zaman. Zamana öyle çok yüz verdik ki bizi yıprattığına hatta öldürdüğüne öyle çok inandık ki bizi hapsetti. Başka pek çok anlamsız şey gibi: Para, Statü,Korku,Güçsüzlük. Bunların bazıları diğerlerini kapsıyor gibi kümesel sorunsalları başka bir gün konuşursak köprüde ıslık çalanlara dönebiliriz. Köprü ıslıkçıları kendi mahallelerinin kendi iş yerlerinin okullarının kahramanlarıymış. Küçük kahramanlar bazı haksızlıklara karşı çıkabilirlermiş çocukluktan bu yana. çocukken kimse onların ıslık kahramanı olacağını bilemezmiş. kendileri bile bilmiyorlarmış ki. Devrim diye bir isim var. mesela ağaçlar ilkbaharda herkesi şaşırtırlar. her baharda ve güzde bir devrim yaparlar. Bütün devrimler kanlıysa bile bazıları yapraklı çiçekli şenliklidir. her yıl gözümüzün önünde bağır çağır değişirler. ağaçlar devrimci mi? kahramanlar değişimi mi seviyor? Sadece haksızlıklara mı karşı çıkıyorlar. Kahramanlar boş zamanlarında sakız çiğner mi? bir kahraman eski zamanlarda yaşıyorsa kime mektup yazar. kendine küçük notları var mıdır avucunda. Bir kahraman köpekten korkar mı ya da tek yeteneği elmanın kabuğunu tek parça halinde soymak olabilir mi? bir kahraman evinde toz alır mı? Vişnenin en gerçeğini arar mı markette? Balla sarhoş olur mu kahraman? sabah evden çıkarken anahtarını aldığından emin olamadan çantasını cebini yoklar mı defalarca? Kahramanlar hiç mükemmel olmadı. hiçbir zaman olmadılar hem de hiç biri. Biz sadece cesaretlerini fark ederiz. (eşlikçi : Rays of Hope ; Oneke) Korkuları için ayıplarız. Hoş ya da hor görmeye eğilimlerimiz kabul et ya da reddet ile çalışıyor. sanki biraz birler sıfırlar var gibi. Hikayeden uzaklaştığımı mı düşünüyorsunuz. Tam da hikayenin ortasındayken.Paragraf yapmama izin verin o zaman aşağıya atlıyorum.
Gri gün gri hava yer gök griyken neşeli ıslık herkese bulaşır. (Eşlikçi: Purple Distant; Once Proven) Doğudakiler uyurken batıdakiler batıdakiler uyurken doğudakiler devralır neşeyi. günün öyle bir anı gelir ki tüm gezegen neşeli bir ıslık çalıyor olur. İnanmayacaksınız ama (masallar bunun için var) kuşlar bu neşe eylemine hemen destek verir bir ıslık duymasınlar hepsi ötmeye başlar. Grilerin de bir dayanma noktası varmış demek çatlamaya başlar griler gökyüzünden dökülür. Gri perdelerin ardı maviymiş. Umut bazen perdenin ardı bazen toprağın altında ama bir gün olduğu yerden çıkıp yeşermeye can atar.
2. gün (2 Mart 2018) (Gerçek zaman 21 mart 2018)
SAKABULA
elbette eski zamanlar develer ve pirelerin anlamlı ilişkileri henüz kurulmadığından bazı hayvanlar da insanlara aşık olurmuş. hayvanlar da aşık olurken insanları seçerler saçına başına değil karakterine bakarmış. Ülkeye geçerken uğramış bir kuş gide gide bir hükümrana aşık olmuş. Ülkenin yönetim şeklini bilmiyoruz. hem bu kısmı masalı hiç de ilgilendirmiyor. hükümran terasında eyvanında avlusunda tambur çalarken göçebe kuşun şarkılara aşık olduğunu bilemez. her hükümran gibi bir zevcesi varmış. siyaset bekar erkeği tarihin hiçbir zamanında kabul etmez bir zevcesi varmış hükümranın adı da Ahu imiş. Ahu ile Bozbala aynı yerde büyümüş 105 beyaz at çeyiz mukabilinde evlililiğin mesudiye ilçesine yerleşmişlerdir. Bozbala bey musikişinas bir zattır, tambur çalar. Her müzik gerecini bir şekilde az-biraz çok-aşırı çalan beyimiz en çok tamburu çalmayı sever. Eyvanlar avlular balkonlar beyimizin icra yeridir. yine bir gün Bozbala bey tambur çalarken bir kuşun gönlünü istemeden fark etmeden çalar. Kuş kaç yıldır göçüyorum kaç yıldır geçiyorum buralardan böyle ahenkli şarkı duymadım der. meftun olur bugün göçe devam ederim yarın giderim derken saklandığı dalda aşkından ve soğuktan ölmemek için her gün daha çok aşık olur. aşkta geri adım yoktur. Kimse aşık olduktan sonara eski haline dönemez. ben buna aşık oldum bundan vazgeçeyim diyemez. Seni uzaktan sevmek aşkların en güzeli ama tambur çalarken kuş ol da iki ötme görelim.Tamburun sesine dayanamaz her seferinde o da öter durur ama ağacın henüz dökülmemiş yaprakları arasında saklanmaya devam eder. Bir gün Bozbala bey ne zamandır küçük gagasını gördüğü şarkılarına öterek eşilik eden kuşu çağırır. Aşk çağırdığı zaman şu an pek müsait değilim demezsiniz beni çağırıyor dünya bizim için dönüyor dersiniz şükreder gidersiniz. hemen kanadını açar ürkek titrek balkona konar. heyecanı öyle şiddetlidir ki upuzun kuyruğunun en ucuna kadar titrer. Canlının depremi de titremesi, heyecanı imiş. Beyimiz sorar:
- Güz oldu, gitme vakti.Geç kalmadın mı göç için?
- Kaldım ama kanadım açılmaz başka tarafa doğru, tambur dinlerim, türkü türkü öterim ben de.
-
1. gün (1 Mart 2018) (Gerçek zaman 12 Mart 2018)
ISLIK
Gökyüzü gri. Böyle olunca göller, denizler, okyanuslar gri. çok miktarda su içerdiği ve bir çeşit göl olduğu ya da belki su birikintisi demek lazım insanların gözleri de gri (Bazen eşlikçi şarkıları belirtelim belki okurken de eşlikçi olurlar: Falling Julee Cruise) her taraf neden gri ki. maviler neredeler. meraklar da grileşmiş mi? Grileşmiş. Merak mavidir. Korku gri ya da siyah gibi renksizlik. Dünyada merak'a ait hiç bir şey kalmamış olabilir mi? Tüm gözler tüm enseler kararmış mıdır? Her zaman bir kahraman vardır. Hiçbir dünyada umudun bitmesi mümkün değil. İnsanı önemli ve neredeyse hiç sayılmayan özelliği çaresizliğe müptela olmamak için direnmesidir. Bazen çok şeytani olabilir ama çok zaman hepimizin kabul edeceği "iyi" tarafındadır. (Eşlikçi paylaşımı: Worried Sky Jean Petri). İyi ne çok geniş onun için iyiliğe bir hikaye lazım.
Günlerden bir mayıs günü gözleri grileşmemiş iki kişi bir köprüden iki teker ile geçerken onca arabaya egzoz grisine rağmen ıslak çalarlar yetmiş kilometre bölü saatle çalarlar kimsenin bilemediği neşeli bir şarkı birlikte çaldıkça grilikler kaçışır. (eşlikçi: Delicate Transitions; Gavin Luke) arabalardaki gri gözler de canlanır. Neşe bulaşıcıdır korkunun bulaşıcı olduğu gibi. Neşeli şarkı onlara da bulaşır. arabalar metal olmalarına aldırmadan rüzgarla camları arasında aynı neşeli şarkıyı çalmaya çalışır. arabaların camları hep ıslık çalar. köprüden esen rüzgar da çalar. her birinin notası başkadır. Notalar plastiklerin arasından geçer bazı erik dallarına ulaşır. birkaç erguvanı bulur. (Eşlikçi : Lilacs; Agnes Fredenberg ) dallarda birkaç kuşa denk gelir. top gibi yuvarlak karınlarını şişirerek neşeli ıslıklarla öterler. Bahar bile rüzgarla gelir. Önceki gün ötmeyen kuşlar her sabah ötmeye başlar. sonbaharda sadece ağaçlar yaprak dökmez renkler kaybolur. maviler uzaklarda kalır, güneş güçsüzleşir. Güneş güçsüzleşir mi? Yazın gözlerimizi eriten derilerimizi ızgaraya yapışmış gibi haşlayan tütsüleyen güneş. Zaman güneşi bile alt eder. Hiç sanmıyorum (Eşlikçi: Far And Beyond; Charles Bolt) zaman güneşi alt edemez. zaman insanı bile alt edemez var olana dokunamaz zaman. Var olanı yok edemez zaman. Zamana öyle çok yüz verdik ki bizi yıprattığına hatta öldürdüğüne öyle çok inandık ki bizi hapsetti. Başka pek çok anlamsız şey gibi: Para, Statü,Korku,Güçsüzlük. Bunların bazıları diğerlerini kapsıyor gibi kümesel sorunsalları başka bir gün konuşursak köprüde ıslık çalanlara dönebiliriz. Köprü ıslıkçıları kendi mahallelerinin kendi iş yerlerinin okullarının kahramanlarıymış. Küçük kahramanlar bazı haksızlıklara karşı çıkabilirlermiş çocukluktan bu yana. çocukken kimse onların ıslık kahramanı olacağını bilemezmiş. kendileri bile bilmiyorlarmış ki. Devrim diye bir isim var. mesela ağaçlar ilkbaharda herkesi şaşırtırlar. her baharda ve güzde bir devrim yaparlar. Bütün devrimler kanlıysa bile bazıları yapraklı çiçekli şenliklidir. her yıl gözümüzün önünde bağır çağır değişirler. ağaçlar devrimci mi? kahramanlar değişimi mi seviyor? Sadece haksızlıklara mı karşı çıkıyorlar. Kahramanlar boş zamanlarında sakız çiğner mi? bir kahraman eski zamanlarda yaşıyorsa kime mektup yazar. kendine küçük notları var mıdır avucunda. Bir kahraman köpekten korkar mı ya da tek yeteneği elmanın kabuğunu tek parça halinde soymak olabilir mi? bir kahraman evinde toz alır mı? Vişnenin en gerçeğini arar mı markette? Balla sarhoş olur mu kahraman? sabah evden çıkarken anahtarını aldığından emin olamadan çantasını cebini yoklar mı defalarca? Kahramanlar hiç mükemmel olmadı. hiçbir zaman olmadılar hem de hiç biri. Biz sadece cesaretlerini fark ederiz. (eşlikçi : Rays of Hope ; Oneke) Korkuları için ayıplarız. Hoş ya da hor görmeye eğilimlerimiz kabul et ya da reddet ile çalışıyor. sanki biraz birler sıfırlar var gibi. Hikayeden uzaklaştığımı mı düşünüyorsunuz. Tam da hikayenin ortasındayken.Paragraf yapmama izin verin o zaman aşağıya atlıyorum.
Gri gün gri hava yer gök griyken neşeli ıslık herkese bulaşır. (Eşlikçi: Purple Distant; Once Proven) Doğudakiler uyurken batıdakiler batıdakiler uyurken doğudakiler devralır neşeyi. günün öyle bir anı gelir ki tüm gezegen neşeli bir ıslık çalıyor olur. İnanmayacaksınız ama (masallar bunun için var) kuşlar bu neşe eylemine hemen destek verir bir ıslık duymasınlar hepsi ötmeye başlar. Grilerin de bir dayanma noktası varmış demek çatlamaya başlar griler gökyüzünden dökülür. Gri perdelerin ardı maviymiş. Umut bazen perdenin ardı bazen toprağın altında ama bir gün olduğu yerden çıkıp yeşermeye can atar.
2. gün (2 Mart 2018) (Gerçek zaman 21 mart 2018)
SAKABULA
elbette eski zamanlar develer ve pirelerin anlamlı ilişkileri henüz kurulmadığından bazı hayvanlar da insanlara aşık olurmuş. hayvanlar da aşık olurken insanları seçerler saçına başına değil karakterine bakarmış. Ülkeye geçerken uğramış bir kuş gide gide bir hükümrana aşık olmuş. Ülkenin yönetim şeklini bilmiyoruz. hem bu kısmı masalı hiç de ilgilendirmiyor. hükümran terasında eyvanında avlusunda tambur çalarken göçebe kuşun şarkılara aşık olduğunu bilemez. her hükümran gibi bir zevcesi varmış. siyaset bekar erkeği tarihin hiçbir zamanında kabul etmez bir zevcesi varmış hükümranın adı da Ahu imiş. Ahu ile Bozbala aynı yerde büyümüş 105 beyaz at çeyiz mukabilinde evlililiğin mesudiye ilçesine yerleşmişlerdir. Bozbala bey musikişinas bir zattır, tambur çalar. Her müzik gerecini bir şekilde az-biraz çok-aşırı çalan beyimiz en çok tamburu çalmayı sever. Eyvanlar avlular balkonlar beyimizin icra yeridir. yine bir gün Bozbala bey tambur çalarken bir kuşun gönlünü istemeden fark etmeden çalar. Kuş kaç yıldır göçüyorum kaç yıldır geçiyorum buralardan böyle ahenkli şarkı duymadım der. meftun olur bugün göçe devam ederim yarın giderim derken saklandığı dalda aşkından ve soğuktan ölmemek için her gün daha çok aşık olur. aşkta geri adım yoktur. Kimse aşık olduktan sonara eski haline dönemez. ben buna aşık oldum bundan vazgeçeyim diyemez. Seni uzaktan sevmek aşkların en güzeli ama tambur çalarken kuş ol da iki ötme görelim.Tamburun sesine dayanamaz her seferinde o da öter durur ama ağacın henüz dökülmemiş yaprakları arasında saklanmaya devam eder. Bir gün Bozbala bey ne zamandır küçük gagasını gördüğü şarkılarına öterek eşilik eden kuşu çağırır. Aşk çağırdığı zaman şu an pek müsait değilim demezsiniz beni çağırıyor dünya bizim için dönüyor dersiniz şükreder gidersiniz. hemen kanadını açar ürkek titrek balkona konar. heyecanı öyle şiddetlidir ki upuzun kuyruğunun en ucuna kadar titrer. Canlının depremi de titremesi, heyecanı imiş. Beyimiz sorar:
- Güz oldu, gitme vakti.Geç kalmadın mı göç için?
- Kaldım ama kanadım açılmaz başka tarafa doğru, tambur dinlerim, türkü türkü öterim ben de.
-
Yorumlar
Yorum Gönder