AltStadt & Fagus
İki hafta önce Bulgar bir kadın sordu. İsmi Vesela. Lavanta yağı sürmüştü Hauptplatzda buluştuk. Şöyle söyledi: Şehrin karşı kıyısına geçmeyi sevmez bu taraftakiler. Diğer taraftakiler de bu tarafa geçmeyi sevmezler hatta Roma dönemi fetih, işgal her neyse karşıya geçmek; Tuna oldukça geniş ve derin bir nehir olduğundan ilgilenmemişler kalmışlar AltStadt (OldTown) eski şehir tarafında. Bu ara aklımdan sürekli geçen Almanca birleşik kelimeleri bölüp her birinin anlamını ve etimolojisini veren kodu yazmaya çalışma fikrini aklımdan çıkartmalı mıyım? Bazı kelimeleri öğrenebilmem için bağlantılarını yapmam gerekiyor. İngilizce için böyle bir alt yapı iyi kötü var kafamda, Arapça için de var hatta zorluyorum ama İspanyolca için bile var. Kelime anlamak dili bilmek de değil bu arada.
Vesela tam benim yapacağım bir yürüyüş rotası belirlemiş ve bu şehre yeni gelenler için her zaman uyguladığı rotaymış. O andan itibaren Vesela benim gelecekti halim oldu. Bazen nasıl yapacağımı bilemediğim de o nasıl yapmıştır diye düşünüyorum.
Şehrin bir doğal sınırla birbirinden ayrılması diğer taraftan da yine de çok yakında olması ile birlikteliğini sürdürmesi. Aynı şey İstanbul için geçerli. Avrupa ve Anadolu yakası. Avrupa eski şehrin olduğu daha tarihi taraf ve yine yakın ama arada su engeli ile uzaklaşan diğer yaka. Avrupa yakasında Roma yerleşimi var ve karşı kıyıya geçmemişler. Doğu Romanın eski başkenti.
İstanbulu sordu bana. Dümdüz bir insan olmadığını hemen anlamak mümkün. İstanbul'un çok ayrı bir etkisi var insan üzerinde dedi. Ben de gerçek hislerimi söyledim İstanbul için. İçtenlik modumu açtım. İstanbul benim için bir aşık gibi. Özlüyorum. Bok gibi kalabalık iğrenç bir şehir de olsa uzak kalınca bir sevgiliyi özler gibi özlüyorum dedim. İstanbul ben de hep dişi bir karakter çağrıştırır. She diye bahsettim. And yes I want to say "she". İstanbul çok dişi bir karakter değil mi? Şimdilerde yaşlanmış ama yine de güzel bir kadın gibi geliyor bana. Şehir sevgisi çok acayip. Şehrin kafamda karakter kazanması kızarmış ekmeklerin üzerinde İsayı görmek ya da bulutlardan her zaman insan yüzü çıkartmak gibi bir fenomen mi? Fabl yazmak da aynı şeyden mi besleniyor. Linz sevgisi sadece insan ilişkileri ile kurulabilecek bir şehir. Ankara gibi. Ankarada şehre ait karakteristik özellikler yok diye olduğunu düşünüyordum ama Linz'de karakteristik özellikler de var. İstanbul Türk annesi gibi sizi asla kendi halinize bırakmayan, sizi kollayan, sıkıştıran, evlendirmek isteyen, bazen terk edip küsen. Linz Avrupalı bir anne gibi kendi hayatına bakıyor evet buralarda ama etkisi direkt hissedilmiyor. Rahatsız etmiyor ya da hayatını kolaylaştırıp zorlaştırmıyor, evlendirmeye çalışmıyor, evine yemek getirmiyor. Sevgi nefret dinamiği yok aramızda. İstanbulla aramızda sevgi nefret dinamiği ve ilişkimiz her zaman canlı.
Sofya'ya gelmemiz lazım bir noktada İstanbulun küçük kız kardeşi gibi. Sofyayı çok sevdim ben. Davetkar, ölçülü, nezaket sahibi. Sofyada bir Ayasofya var: Aleksandr Nevski Katedrali neredeyse aynı manyetik güce sahip gibi. İçeri giriyorsunuz her taraf taş olmasına rağmen soğuk ve mesafeli değil. Hemen kapıda huzuru elinize tutuşturuyor. Ayasofya da öyledir ihtişamının altında ezilmezsiniz. Kapsama alanına girip huzur hissedersiniz. Bunlar gerçekten ne boş kelimeler. Şehirleri tarif etmek imkansız gibi. Şehrin insan yapısı ve hatta kollektif bir insan yapısı olması ve insanlar tarafından sevilmesi bana çok acayip geliyor. Şehirdeki ağaçları bilmiyoruz genelde binaları biliyoruz. Burada özlediğim bir ağacım var, Anton Brucknerın önünde bir kayın ağacı gövdesini sarabilmek mümkün değil ama sarıldık. Dün gittim ona uzaktan görünce heyecanlandım ve bunu çok sevdim. Mutlu bir heyecanı unutmuştum; kaygılı heyecanım vardı bir süredir. Aklıma sevdiğim biri geldi. Ağacı sevmek ağacı özlemek güzel be dedim. yarın ağacımın instagram sayfasını açayım. soranlara gösteririm. Fagus
Merhaba Fagus ,
YanıtlaSilLavanta kokulu kelimeler ve Gustav Mahler eşliğinde okunurken manası daha da derinleşti , kelimelere anlam katan şeyin taşıdığı manayı yansıtan bir yazı olmuş. Yazmak ds okumak gibi adeta zamanı geriye doğru yaşıyor olma hissi veriyor. Ruhunuza sağlık , çok teşekkür ederim ✨
Rilke…
Rilke gelmiş, hoş gelmiş. Ara sıra gel, oku, yorum yaz beklerim.
YanıtlaSilHosbulduk 🌺
YanıtlaSilVişne bahçeleriyle dolu,
neşeli bir şehre benziyor davet ettiğin yer. Gelmek ve bu şehrin sokaklarında yolculuk etmek keyifli bir serüven olacaktır benim için. Çok teşekkürler bilge ✨ 🖋️