Kayıtlar

Kasım 30, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Nisan Baskısı

Latife hanım uzun yıllar önce Medine’den Türkiye’ye göçmüş beş, altı nesildir ülkesini memleket neresi diye soranlara “İstanbul. Hepimiz İstanbullu değil miyiz? İstanbul hem şehir hem ülke; memleket de öyle değil mi? “deyiverir. Onu tanıyanlardan ayrı ayrı ifade alınsa hepsi aynı tanım ile: Ne zaman kızacağı, neye darılacağı, neye gülüp, neye alınacağı belli olmayan, fil hafızalı, ekseriya neşeli, her zaman güleç, dikkatli bakışlı, şüpheci, adı gibi şakacı bir kadındır. Medine’den nesiller öncesinde gelmiş olsalar da biraz olsun Arapça getirmiştir yanında; bir yerlerde çalışmak için gerekli olan yabancı dil İngilizce de çocukken öğrenilmiş olduğundan orta karar bir şirketin muhasebe kısmında fatura ve irsaliyelerin listelenmesi, yılsonlarında sabahlara kadar yıllık gelir vergisi beyannamesi hazırlama işleri ile rutin kariyerine devam ediyordu. Her sabah işe başlamadan önce mutlaka bir bardak çay içer. Çayın çalışma ortamlarının hem başlatıcısı hem de eşlikçisi olduğunu mutlaka söyler; ...

AYIN DÖRDÜ

Sonsuzluktan bir Çarşamba Haftanın ortasında Fecrin atlıları koşuyor Çarşambanın ortasında Ovanın renkli çarşafları Kırmızılı doreli, lameli, Tükenmeyen ümidimiz gibi Haftanın günleri Ayın dördü Yılın sonu Ömrün bütünü Memleketin yarısı Bulduğun her yeni kıvılcım Yüreğinde umuda dair Kocaman elimi vurup bağrına Amuda kalıp yürür gibi canlı Uzaktan kafa selamı verir gibi mağrur. Leylekleri göçerken gördün mü? Havada uzun bacakları ile uzun kanatların Siyah beyaz ve çubuklu heybetini Kartaldan önce leyleği sevmeyi öğrendi mi? Sürmeli gözlerindeki masumiyetini