Motivasyon mektubu

1984te Türkiyenin Mardin şehrinde doğdum. Bugün 40 yaşındayım ve çocukluğumdan beri hayalini kurduğum sanat yapma hayalini nihayet gerçekleştirmek istiyorum. Zamanla geçeceğini benim de değişip iyileşeceğimi sanıyordum. merak etme, anlama isteği, yeniden yapma, başka şekilde yapma isteği geçmedi. İlkokul öğretmenim sorularını  adeta tersten çözdüğümü söylemişti babama. babam beş kızının da "boş işlerle" uğraşmayan gerçekten para kazanacakları meslekler edinmeleri gerektiğini düşünüyordu. Sosyal bilimler alanında çalışmak bile doğru düzgün bir meslek değildi. onun bize uygun gördüğü meslekler arasında doktorluk ve mühendislikten başka hiçbir şey yoktu. bakış açım başkaydı.  çocukken de diğer çocuklar gibi değildim. 

Çocukluğumdan beri çok anlaşılan ve en azından kapsayıcı davranışlarla karşılanan biri olmadım. Otuzlu yaşlarımda bunun adını koydum kendi kendime bir kategori açtım. Ayrıksı. Sonra diyalektik gereği yani kendiliğinden karşı kategori de açıldı Vasatın Gölgesindekiler. Buradaki gölge stabilite ve konforu anlatıyor. Gölgelenmek üstü örtülmek oldukça olumlu anlamda. Vasatın gölgesinde iseniz toplum kabul eder, rahat edersiniz. Herkes ile hiçkimse arasında bir yer gibi vasatın gölgesi. Hafızam üç yaşıma kadar geri gidebiliyor. 1987’den beri hafızam ve bir çeşit bilincim var. Çok değişmesine rağmen temelde bir şey değişmedi; anlamak, öğrenme isteği, merak etme. hatta bu durumla şöyle dalga geçerdim reenkarnasyon varsa  Ortaokulda resim dersimize gelen ressam öğretmenizle benim için her şey netleşti. Bilim seviyordum benim yol gösterimciydi, teknolojiyi  merak ediyordum. Sanat benim için kalbimi hızla çarptıran başka bir heyecan yaratıyordu diğerlerine benzemeyen. Dil öğrenmeye meraklıydım zaten çok dilli bir coğrafyada büyüdüm. Etrafta Arapça, Kürtçe, anadilim olan Türkçe ve henüz başladığım İngilizce ve akabinde ikinci dil olarak az öğreneceğim Almanca gelecekti. İnsanların düşünürken kullandıkları bir kodlama sistemi olduğunun farkındaydım. Ortaokulda ressam olan resim öğretmeninin katkısıyla resim yapmaya başladım.
 Resimde diller üzerinde bir anlaşma yöntemi vardı. Çevirisini yapmaya çalışınca çok şey konuşulabiliyordu ama keskin ifadeler ortaya çıkmıyordu. Kelimeler ve dillerin üzerinde sezgisel içgüdüsel bir şeydi. Kunst ist immer Erotisch. Sanatın içgüdüsel olduğunu ve ne kadar doğal olduğunu daha iyi ifade edecek başka bir çünkü yok gibi. Ortaokulda sanatçı olmak istiyorum diyemedim. Babam buna izin vermezdi. Hatta onun için sosyal bilimler bile yeterince bilimsel değildi. Olabileceklerim bile sınırlanmıştı. Doktor, mühendis, mimar olabilirdim. Bunların arasından en çok içinde sanat olanı seçtim. Mimar olmak istiyordum. Peyzaj mimarı oldum fakat hep mimari işlerin yapıldığı şantiyelerde çalıştım. 35 yaşından sonra tekrar sanat tarafına dümen kırabileceğimi fark ettim. 2020de self educated sanatçı olmak üzere inşaat işlerini terk ettim fakat bu kolay değildi. Kendi kendini yetiştirmek çevre ve topluluk gerektiriyor. Bazı eğitimler aldım ve topluluklarda bulundum. 2023 yılında yüksek lisans programını finanse etmek için Bulgaristanda çalışmaya gittim.  Daha sistematik ve multidisipliner Univertisy of Arts Linz Interface Cultures programını buldum. Benim anlamak ve anlatmak için ihtiyacım olan tüm kombinasyonları bir arada bulunduran bir program olduğunu düşünüyorum ve kabul almak için dört gözle bekliyorum 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

AltStadt & Fagus

Katırtırnağı

İtin Götü