Kayıtlar

Endişeler Cumhuriyeti

yazıp yazmamak konusunda çok düşündüm hatta defalarca yazdım sildim kafamın içinde belki ilk kez taslak olmadan doğrudan yazıp bitireceğim düz yazı olacak. Maddeler halinde yazarsam düz yazı olur mu? 2012 yılında merdivenlerden korkma ile başladı. önceleri de rüyamda sürekli merdiven görürdüm ama artık rüya dışında da herhangi bir merdivenin başına geçtiğim zaman aşağıya yuvarlanmaktan korkar olmuştum. o zamanlar zorlu şantiyesinde çalışıyor olduğumdan ve oldukça fazla merdiven basamağı inmek durumunda olduğumdan korkumun normal olduğuna kanaat getirmiştim. bu sadece başlangıçmış. sanırım yine 2012 lerde fark ettiğim ama daha öncesinde başlamış olan anahtar kaybetme anahtar unutma korkusu başladı artarak devam etti. sabah evden çıkarken anahtarı yanıma aldığımdan emin olsam bile tekrar kontrol ederdim. eve gitmeme az zaman kaldıysa mutlaka çantama bakardım. hala da bakıyorum. sokakta kalmayacağımın güvencesi anahtarlar.  2015 yılında başlayan giysim üzerinde fark etmediğim bi...

rüya silsilesi ve sabah 5ler.

madem ki akıl defteri o zaman rüya silsilesi ile numaralı halde: önce saadet isimli bir kadınla küçük ve arabanın içine bindiğim zaman sağı solu görünmez hale gelen sadece şoför mahallinin küçük cam açıklığı olan sürekli molalı bir yolculuk içindeyim. mardinde mezbaha yeni mardin ile eski mardin arasındaki yokuştaydı hala da öyledir sanırım. aynı zamanda burada kaynak suyu var. oraya gidiyoruz eyüpsultan cami oradaymış içeri giriyorum restorasyon yapılıyor o kadar kötü ki restorasyon duvar tavan siyah etamin kumaş ile kaplanmış ve kırmızılı yeşilli çiçeklerle bu çiçeklerin birleştiği yerlerde de 90larda herkesin evinde olan bazıları ezan okuyan duvar saatlerinden var. hem duvar hem tavanda saatler canımı sıkıyor. bunlara ne gerek vardı diyorum. ordan oraya gezerken bir kitap buluyorum sanki eski yunan filozoflarını anlatan 1000 sayfanın üzerinde kalın bir kitap onu alıyorum yanıma bunu buradan çıkartayım zaten kimsenin okuyacağı kıymetini bileceği yok diyorum onlar sadece namaz öğr...

Göreceli

Selamlar, Cevabını çok iyi bildiğim ama içinden çıkamadığım, harekete geçemediğim sorularım var: Geldiğimiz noktadan çok uzakta olamazsın, beraber gelmedik mi buraya kadar?  Kim ayırabilir ki kendinden kendini?  Kaç yıl uzakta olabilir ki? Yıldızların uzaklığının ışık hızı ile hesaplanması gibi mi uzaklığımız? Zaman geçti ve hızla uzaklaştı mı kendimiz kendimize Çamurla oynamak için ellerimiz çok mu uzakta?  Bayır aşağı, yılda bir kez olsun karda leğenle kaymak? Yapacağımız kardan adamdan olgunluk mu bekleniyor? Dinamosu tükenmez gibi hiç oturmamak, koşmak, ağaçlara tırmanmak? Otobüste minibüste oturmak için birbirine omuz atanlar “dur, sus, otur” dan  anlamayanlarımız mı?  Koşarak kaçıştık; şehir mi büyüdü? Senelik üyelik yaparak mı koşacağız, ağaçlar çok mu uzağımızda kaldı?   Sirkeyle karbonatın fokurdaması oyun olmaktan ne zaman çıktı? Sinekle böcekle arkadaşlığımız düşmanlığa mı dönüştü. Ekmek alıp para üstünü sakızla almak kandır...

2017 Almanağı (devamı her zaman var)

elim gitmiyor yazmaya. o kadar her şey aynı ki kafamın içinde herkes öğrendi sanıyorum hepsini.bu yılın özetini yapalım mı 2017 almanağı. Kendime ne kadar da değer veriyorum hahayt. 2017 hiç güzel değil bir daha gelmesin daha kötüsü bunlar birbirine bağlı gelecek olan yıl daha bir shitty olacak gezme tozma işlerinden elimi ayağımı çektim alışveriş işlerini bitirdim aldıklarım almayacaklarımın teminatı  anahtarlığıma ekstra 4 anahtar daha girdi. hayır 5. hangisi kimin hangisi hangi kilidi açıyor bilmiyorum öğrenme gereği de duymuyorum öğrenme gereği duymamayı adet edindim  ortaokuldan beri olmak istediğim şeyi olabiliyorum. 20 yıl sonra mükemmel hedef belirleme ve planlama herkesin herkesi kandırdığı para dünyasında yaşıyoruz ve bundan kaçmak mümkün değil fark etmeyenler şanslılar lütfen bunun üzerine düşünmeyin gluten iyi bir şey değil yemeyiniz hasta ediyor.  HL ile tanıştık. işte bakalım kim öle kim kala. geçen yıl bilmediklerim ve öğrendiklerim arasında bir ...

Talaşlı Anı Öğretmenliği

Bu gece Tuz Gölü ile derdimi anlatayım zaten hep bir dert peşindeyim. bugün hangi derdimi anlatsam blogu beğenmeyenlere sağ üstteki çarpıya basabilir. Ben gece gece dertlerimi dökmeye devam edeceğim. 1989 yılı. Ne kadar da afilli 80'ler, gözüm benim. Mardin'den İstanbul'a gidiyoruz. Anne, baba üç adet velet. Bendeniz 5 yaşındayım. Sevinç hanım 8 yaşında, Ayşegül 3 yaşında. Anneler anne yaşında babalar da baba yaşında. Neden gittiğimizi bilmiyorum önce Ankara'ya gittik sanırım o kısmı çok eğlenceli değil Gençlik Parkını hatırlıyorum Kuğulu Parka aşık olduğumu ve Anıtkabir'e gitmediğimizi. Ankara şişme, yapay, pofuduk bir şehir. hava basmışlar hooop Ankara olmuş. İstanbul öyle mi kusmuk gibi. Salatalık var, suşi var, bulgur var, hamsi var somon var, hoşmerim var, kebap var. Varoğlu, var Allah var. Varlıktan gelmiş var etmeye türev almaya devam ediyor. biraz matematik öğrensem nasıl zekam açılır. matematik çok güzel bir oyuncak. Bize hep aptallar anlamaz matematik the...

T-he

The best regards o zaman  şarkıyı biliyorum ayrıca  ilkokulda sevgi günü mü barış günü mü ne biz koroyuz yine ben de korodayım öğretmen uygun şarkı bulamıyor ben de öneri olarak "bütün dünya buna inansa" falan filan gibi bir şarkı vardı onu önerdim ama öğretmenimiz okul şarkısı olmadığı için endişe etti ama içinde kötü bir şey demiyor öğretmenim dedim sonra ikna oldu çok keyifle söylemiştim şarkıyı dün bu hikayeyi tam da bu yeniyılyeniyılyeniyıl şarkısıyla dalga geçerken ablama anlattım hemen ardına denk geldi anlatmak istedim.

Organik Çocuk Yapımı

- böyle bir dünyaya çocuk getirmek istemiyorum - böyle derken ? -çocuk gelir gelmez hayta, haylaz ve köftehor oluyor. - köftehor mu ? -Köftehor ya fasulye yaparsın zeytinyağlı; köfte ister köfte yaparsın hamburger ister hamburger biter pizza ister pizza biter tablet ister ister de ister istekleri bitmez kendi isteğinle yaptığın çocuğun elinde maskara olursun. çocuk istemeden olduysa zaten bırakın kendi haline büyüsün, organik çocuk budur işte. diğerleri hep ilaçlı,hormonlu proje çocuklar. en iyisi organik çocuk zaten evlerde imal edilen ki genelde evlerde imal ediliyor. en iyisi evde olur gibi bir kanı var. Ben kendi çocuğumdan dünyayı kaçırıyorum. Dünyayı bok eden dünya değil ki onun bunun çocukları. Halbuki kendi yoluna gitse dünya ne güzel olur biliyor musun peri bacaları mercan kayalıkları yağmur ormanları falan insan evladı olmadan ne güzel. Kendi çok mühim bir yaratıkmış gibi "böyle bir dünyaya çocuk getirmek istemiyorum" çocuklar hiçlik içinde duruyor bu da çok büy...