Talaşlı Anı Öğretmenliği

Bu gece Tuz Gölü ile derdimi anlatayım zaten hep bir dert peşindeyim. bugün hangi derdimi anlatsam blogu beğenmeyenlere sağ üstteki çarpıya basabilir. Ben gece gece dertlerimi dökmeye devam edeceğim.
1989 yılı. Ne kadar da afilli 80'ler, gözüm benim. Mardin'den İstanbul'a gidiyoruz. Anne, baba üç adet velet. Bendeniz 5 yaşındayım. Sevinç hanım 8 yaşında, Ayşegül 3 yaşında. Anneler anne yaşında babalar da baba yaşında. Neden gittiğimizi bilmiyorum önce Ankara'ya gittik sanırım o kısmı çok eğlenceli değil Gençlik Parkını hatırlıyorum Kuğulu Parka aşık olduğumu ve Anıtkabir'e gitmediğimizi. Ankara şişme, yapay, pofuduk bir şehir. hava basmışlar hooop Ankara olmuş. İstanbul öyle mi kusmuk gibi. Salatalık var, suşi var, bulgur var, hamsi var somon var, hoşmerim var, kebap var. Varoğlu, var Allah var. Varlıktan gelmiş var etmeye türev almaya devam ediyor. biraz matematik öğrensem nasıl zekam açılır. matematik çok güzel bir oyuncak. Bize hep aptallar anlamaz matematik the ilah olarak tanıttıkları için uzak durduk. halbuki olanı biteni sembollerle yazmak gibi. hatta yazmak gibi. yazarken basit bir matematik kullanıyorum. bazı yerleri topluyorum çıkarıyorum. parantez içine alıp dağıtıyorum sonra. cebir. Basit matematik cebir olarak adlandırılıyor. Hesap kitap işte. Cebir; zor, zorla anlamında esasen. İlginç bir şekilde geçmiş zaten. Harezmi'nin kitabının adından geçiyor. Zorla (Yapılan) Kıyaslama (Hesaplama) İlmi. Sonra neden sevmiyoruz. Hayatı toplam sistemi anlamak için sezgilerin yeterli olabilir ama hiç bilmediğin bir ihtimali hesaplamak gerekiyorsa yazmak, çizmek zorundasın işte o işleri de matematikle yapıyorlar. Söz temsili karadelikler çarpışması olacaksa ortaya neyin çıkacağını hesaplamak için milyon tane grafik mrafik çiziyorlar. bu hesaplar hep matematik işte. ulan zaten bunları belgesellerde izliyoruz anlatma bunları diyorsanız Kuğulu Parktan devam edeyim. Ankara'nın en kıymetli yeri

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

AltStadt & Fagus

Katırtırnağı

İtin Götü