Kayıtlar

 Yazık olmadı mı onca şeye ? Olmadı herhalde. Olsa biraz ses çıkardı. Halbuki yazmamak herkesten çok bana yazık etti. Yazacaklarım öyle sansürlü ki artık penname bir hesap açma zamanı geldi. Adımı soyadımı yazınca kabak gibi herkesin karşısında olmak hiç de kolay değil. On yıl önce bulduğum yol çok işlevseldi. Bazen facebooktan bile dolandırıp dolandırıp söyleyeceklerimi söylerdim. Şimdi kendi içimde bir hapishanedeyim. Ne kadar basit bir benzetme gibi gelse de birebir aynı. Enerjim içimde kalıyor ve karanlık tarafa geçiyor. Ben içimdeki dengeyi tahliye ile mümkün kılıyordum. Şimdi bir karar alma zamanı kimseyi dinlemeden. Böyle bok gibi dolandırınca anlaşılmıyor karın ağrım. Şimdi açıkça dümdüz yazayım halbuki ben şimdi cumhuriyet mahallesinin kedilerini ve insanlarını anlatmak istiyordum ama biraz erteleyelim. Tüm bağırsaklarımı boşaltayım.  Günlerden bir gün avukatım aradı. Uzun uzun çekişerek boşandığımız zat bana ulaşamadığı için avukatıma ulaşmış. Vekilim de sağ olsun pe...
 Beşiktaş edirne ciğeri 
 Patronların neresindeyiz?  Ben patronların hayatında bir yerimiz olduğunu düşünmedim hiç. hiç bir zaman da bu ucuz söyleme inanmadım. Ne aynı gemideyiz ne aynı ailedeyiz ne de onların umurundayız.  Özetle pandemi zamanı bir işçi olarak hem devlet hem de işverenimce nasıl yalnız bırakıldığımı anlatmak istiyorum. Gazeteci kelimeleri ile cümleler kuramam ama kronolojik sıra ile derdimi anlatmayı çok iyi bilirim. Bu süreci daha iyi anlatabilmek adına sektör ile ilgili aynı zamanda firmaya ilk giriş yaptığım günden itibaren olanları anlatmaya çalışacağım. Hatta biraz bu adına sektör dediğimiz acımasız dünyayı on yıl öncesini de hafifçe anlatarak genel inşaat sektörü algına başka bir perspektif vermek istiyorum. Ama önce son çalıştığım iş yerinden başlayarak ara ara daha önce çalıştığım yerlere referanslarla döneceğim. Kronolojik sıra dediğim halde tam bir tarih anlatısı formunda olmayacak elbette. 2018 yılının Mart ayında 3 ay devam edeceği sözlü olarak bildirilen ve şehir dı...

Kitabın başı

Sağ ayağından çıt çıt çıt bir ses gelir, sessiz bir sokakta yürüyorsanız duyabilirsiniz. değilse zaten topuklu ayakkabılarıyla ezmektedir kulaklarınızı ve öz güveninizi. yanına yanaşacak az insan bulunur. sağ gözünü kaşırsa ovuşturmaklı bir kaşıma biyonik bir kıkırdak sesi duyulur. son sağ taraf defosu kulağındadır. saçını toplar neredeyse her gün toplamadığı zaman aşıkları artıyormuş. durun gülmeyin hah çok komik demeyin. gerçek bu Kulağının en sivri kısımda bir işaret var. mr spak gibi ama tek taraflı yani sağda. bazen kitap okurdu okuduğu zamanlar saldırır çokça okur, sadece uyur bazen yemek bile yemez; okurdu. kitap ayıracı gerçek kuş tüyü olurdu. yerde bulduğu yeşil bir kuş tüyünü ayraç yapmıştı. el yazısı da güzeldi. en sevdiği de böyle bahsederdi ondan bir divit kuş tüyü kalem almayı çok istiyordu ama hiçbir zaman almadı. Taksimde panter kırtasiyenin önünden geçer en güzelini seçmeye çalışır tamamen süs eşyasına dönüşecek bu hediyeyi almayı çok istediği halde yapmazdı, içeri g...

Toplar medeniyeti

  hiç gereksiz bir metafor üzerinden bir hikaye anlatacağım. Hatta metafor da değil bu alegori aslında. Çelik toplardan oluşan sosyal bir medeniyet. 

Susma Gönlün Sen Söyle

 Bir filmde vardı Yılmaz Erdoğan filmi olmalı 
25 Ocak 2022 Uzun zamandır susuyordum bir süredir de nasıl olduysa daha çok yazmaya başladım. Eskiden yapardım. yazardım buradan derdimi elime oturduğu basıp geçerdim sonra itirazlar yükseldi. Anası çok sevmiş bol pohpohlamış adamlar sen bana neler demişsin dört renkli duvar afişleri gibi kendi mahallendeki duvarlara beni asıp rezil etmişsin dediler. Ben dünyanın ne kadar küçük ve kendimin ne denli güçsüz olduğunu kabul ederek sadece bir miktar fazla  buharı (istim, steem) sevgili ananızın size vadettiği pamuklara sarılı dünya tasvirini bozdum. Bu yüzden bazı kadınları Medusa ettiniz. Yeraltına ittiniz.  bazen attan inip eşeğe binmenin kendinin daha kötü bir versiyonuna gitmekle daha da kötü olduğunu fark etmek zaman alır. Ben de bende ne var diyordum.