Kayıtlar

İletişim kirliliği aslında vıcıklığı

 Ben bizim yazılı iletişime uygun olmadığımızı düşünürken başımıza gelene bak. Whatsapp gibi her tarafı parmak bir mütecaviz aplikasyon girdi hayatımıza. Benim hayatımı bok ediyor. Bir gün özellikle kontrol ettim başkaları alenen zamanımı çalıyor. Bir de işsiz olmak ve evde yalnız olmak ile sürekli herkese anında cevap verme zorunluluğu getiriyor. Tek kaçış yolum uyku. ya da 15-20 dakikalık bir ara vermek istersen duş olabilir ya da duş yalanı. Çünkü telefon bana yapışık olmak zorunda ya da ben telefona yapışmasam başıma bir şey gelmiştir.  Daha vahimi ne biliyor musunuz beni birileri taciz etmese ben rahatsız oluyorum. Biriyle iletişim halinde olmasam eksik bir şeyler kaldı sanki bir şeyleri unutmuşum gibi geliyor. ilk çıktığı zaman bu meret bilmiştim bişileri bok edeceğini etti de zaten. burnumun içine girdi milletin fotoğrafları videoları. Aşkların tüketim devri nedeniyle böyle kısa ve gelip geçici olduğu iddiasını biraz genişleteceğim. Zamanımız olmadığını da söylüyorum am...

Sömestr

 avucumun içinde sık sık terden el sıvısından basınçtan bok olmuş kağıt gibi aklım sıktım sıktım aklımı sustum sustum bok oldum. bütünüyle bir boka dönüştüm. geçmeyen ağrı geçmiyor. adı geçmeyen bir ağrı geçemez. önce adı geçmeli. hep düğümlenmese adı geçerdi. içim hep zehir oldu zehir de mayalı bişi galiba üredikçe ürüyor. Ağlarken dikkatimi dağıtıyor tuzlu gözyaşı komik geliyor göz suyu. el sıvısı gibi değil daha da tuzlu yediğim cipsin tadından çok daha rafine sodyum glutamat gibi komik ve gerisini isteten bir bir tat. Aklımda bin türlü yazı malzemesi var, dönüyor. oradan oraya bağlanıyor. biri diğerini bastırıyor biri beni utandırıyor. diğeri saklanma yöntemi söylüyor. benim kontrolüm bende değil. Bilinçaltı ile içgüdü üzerine bişi mi yazacaktım. Kurtla köpek mi. neydi o. çember çember çember. yazdım yazdım silmedim de öyle durdu. Yar ola. Aklımın akışını bir şarkı bozuyorsa benim kontrolüm nasıl bendedir. Bende değildir. Aklım da bende değildir. Kontrolü de bende değildir. Her...

Kırmızı ve Mavi / Likit ve Solid

 Önce bıçağı aldım elime  sonra kesme tahtasını.  Gönlüm hep bambudan yanaydı.  Akrilik ya da plastikleri sevmedim hiç. Parçalayacağım gönlüm olunca  gönlümdekini seçmem gerekirdi.  Yerinden çıkarıp bambunun üzerine,  Mavi saplı bıçak ile  Biraz da kör bir bıçaktır  Mavi ile vıcık vıcık kanlı gönül  Sıcak, kanın akmasına bile izin vermiyor  ve kırmızı kalamıyor kan uzun süre  Kahverengi oluyor  Aşk da öyle taze tüketilmesi gerekiyor  Taze kalamıyor taze saklanamıyor Gönlüme gerek yoktu Gönülsüzce bıraktım onu 

Teknenin Kıçı Çelik

Ayda bir ( zaman periyodu)  Ayda bir (mekan, koordinat)  Bir tane diyeceğim ama aslında çok daha fazlası var yazmadığım hikaye. Hem de bunlar anı değil kurgu. Kurguda bir yerde takılınca o düğümün kendi kendine çözülmesini beklemek büyük aptallık çözülmüyor çünkü. Gerçek hayatın böyle bir kolaylığı var geçen zamanın etkileri sorunlar üzerinde bir etkiye sahip. Kurgu durduğu yerde duruyor. Kur kaldır olduğu gibi dursun paslanmaz, etmez. Paslanmaz kurgu. Çelikleri anlatmak istiyorum bazen. Bazen de karbon bileşikleri. Büyümeyen çocuk.  Nasıl da bağır çağır şarkı söyleyesim var.  Böyle zamanlarda alt alta yazıyorum. Uzun bir etek, uzun çizmeler, uzun kollu gömlek ve Trinity montumla küpelerim de uzundu. Salkım saçak kırık dökük gittim. Neden her şeyi bu kadar uzun tutmuştum? Hep böyle oldu uzun uzun dikkatli bakış uzun düşünüş, uzun uzun alınmalar darılmalar, bazı takıntılarla savrulmalar.  Döndüğümde: Ev. En uzun takıntım: Ev.  Sen ne anlarsın kıçın rahat bir...

Adını Yazmakla Olmuyor

Resim
 Uzun zamandır anlatmak istediğim bir anıyı yazacağım. Bunu anlatırken pek keyifli olmuyor nedense suratlarında garip bir karşılık görüyorum insanların. İnsanları çok kurcaladığım için pek çoğu bozuk şu an. Melih'in dediği gibi "Bilgin olum oyuncaklarını bozma". Kafanı takma insanlara demek istiyor. Diğer insanlar senin gibi değil. Onlar benim gibi olsun ya da ben de onlar gibi olmak istiyorum demek istemiyorum. Ucuz bir klişe bu. Herkes birbirinden öyle ayrı ve bambaşka ki. Diğer herkes gibi olmak için çok çaba sarf etmesi gerekiyor. Ayrı ve bambaşka olmak kıymetli demek değil. Bunları kafanızda ayırın lütfen. Eski olan her şey antika olmadığı gibi farklı olan her şey de kıymetli değildir. Kıymetli olduğumu düşünmüyorum demek istiyorum ama kafama bazı şeyler takılıyor işte.  Henüz pozitif bilim ve sair ile ilgili nutuklar dinlemiş değildim o zamanlar bunun lafı bu kadar edilmek durumunda kalmıyordu Quantum ile evrenle haberleşme yoktu. Bilimin negatif kısmı yoktu. Bilim ...

hızlı priz alan bişi

Resim
Sürprizler gasptır.  Sürpriz de böyle yazılır: S ü r p r i z  Süpriz değil yani. Yazmayı bilmiyor bir de yapacağını sanıyor.  Bağlantı burada Fransızca  surprise  "1. olağanüstü vergi [esk.], 2. epilepsi [esk.], 3. beklenmedik rastlantı, uğrantı" sözcüğünden alıntıdır. Fransızca sözcük  Fransızca  surprendre  "üstüne gelme, uğrama" sözcüğünden türetilmiştir. Bu sözcük  Fransızca  prendre, pris-  "tutma" sözcüğünden  super+  önekiyle türetilmiştir. Daha fazla bilgi için  priz  maddesine bakınız. Kafanıza girer mi bilmem ama sur, üst; sub, alt demek. Bir yaştan sonra dil öğrenmek öyle zor ki. Betonlarımız da priz alır yani tutar. Türkçe dönemin popüler dili Lingua Francası Fransızcadır. Aptallar ve yabancılar için şu an İngilizce neyse dünya için o zamanlar da Fransızca aynısıdır.  Sürpriz neden gasptır kısmına geri dönmem lazım sanırım etimolojik yığıntıdan sonra.  -Aman canım bunların ne önemi var. Keli...

Leylek getirisi

Gün geçtikçe daha garip bir insan oluyorum bu sabah havada leylekleri gördüm çevrede sadece ben mi gördüm kimse bakmadı bile. Leyleklerle, uçaklara çarpması dışında ilgilenen yok. itiraf ediyorum öyle çok duygu yüklendim ki  ayıp ama ağladım.