Adını Yazmakla Olmuyor
Uzun zamandır anlatmak istediğim bir anıyı yazacağım. Bunu anlatırken pek keyifli olmuyor nedense suratlarında garip bir karşılık görüyorum insanların. İnsanları çok kurcaladığım için pek çoğu bozuk şu an. Melih'in dediği gibi "Bilgin olum oyuncaklarını bozma". Kafanı takma insanlara demek istiyor. Diğer insanlar senin gibi değil. Onlar benim gibi olsun ya da ben de onlar gibi olmak istiyorum demek istemiyorum. Ucuz bir klişe bu. Herkes birbirinden öyle ayrı ve bambaşka ki. Diğer herkes gibi olmak için çok çaba sarf etmesi gerekiyor. Ayrı ve bambaşka olmak kıymetli demek değil. Bunları kafanızda ayırın lütfen. Eski olan her şey antika olmadığı gibi farklı olan her şey de kıymetli değildir. Kıymetli olduğumu düşünmüyorum demek istiyorum ama kafama bazı şeyler takılıyor işte.
Henüz pozitif bilim ve sair ile ilgili nutuklar dinlemiş değildim o zamanlar bunun lafı bu kadar edilmek durumunda kalmıyordu Quantum ile evrenle haberleşme yoktu. Bilimin negatif kısmı yoktu. Bilim zaten pozitif bilimden ibaretti. Genel algının böyle olduğunu algılıyordum ben bulunduğum yerden on yaşındaki beynimle Mardin'de. Zor zamanlar değildi ama pek çok şeyi öğrenmek için başka birine başvurmak gerekiyordu. Soruları İnternet sormak yoktu, kitap çok kısıtlıydı ders kitabı dışında kitaba ulaşmak il sınırları içinde mümkün değildi. Televizyon tekti. Hatta radyo bile tekti. Önceleri bazı Arapça radyolar televizyonlar hatırlıyorum sonra devletin bunları bloke ettiğini söylediler. Doksanlarda dünya böyle bir yerdi. Birilerini bir şeylerden mahrum bırakmak mümkündü. Şimdi düşünüyorum da yönetmek için ideal zamanlar ve yerler varmış. Biz, Bursa'ya Ankara'ya göre başka bir zamanda yaşıyorduk. Bunu bir çeşit duygu sömürüsü ya da bilinçli mahrumiyet alt metni ile söylemiyorum. Coğrafya kaderdir. Kader bilmem nedir de demiyorum. Bunlar söylendi ve sindirildi sanırım. Demek istediğim kasıtlı değil. Arap ana-babadan Türk çocuğu oldum ben. Almanya'daki Türk ailelerin çocuklarından çok da değişik değildik belki de. Ben anadilde eğitim istemezdim. Evde de vermediler anadilde eğitim. Anadili Arapça olan öğretmenler bize Türkçe öğretiyordu. Türkçe dil mantığını ve doğru telaffuzu TRT'den öğrendim ben. En azından çalıştım. Televizyondakilerle etrafımdakileri kıyaslayabildim. Buradan ulaşacağım konu çok uzağında değil aslında ama ben de günler içinde unuttum. TRT çok yönlü bir öğreticiydi o zamanlar modern bir yaklaşımla herkesi inandığı olması gerektiği şekilde yetiştirmek için gerçek bir kitle iletişim aracıydı. Bana verdiği dolaylı ders pozitif bilimin esas olduğuydu. Mistisizm çizgi filmlerde biraz biraz veriliyordu sanki. Bana çok iyi geliyordu o zamanlar yetişkin dünyasından kendi dünyamıza kaçmış gibi hissediyordum. Diyeceğim o ki bizi bilim iyidir güzeldir diye gaza getiren az ittirgeç vardı.
Yaz ve kış tatilleri aklınıza gelen tüm tatiller evde geçiyordu. Kimse beni linç etmesin benim de sınırlı hafızam var yer edinmemişse, özeti benim için buysa eksik demektir. Bir yaz tatili olmalı tarih 94 falan dünya öyle rahat bir yerdi ki sürekli olamadın yapamadın ama bu sefer yapacaksın diyen yoktu. Herkes dünyada olmanın keyfini çıkarır gibiydi. Karşı komşumuzun kızı Afrika'daki insanlar aç diye yemek yemiyordu. Televizyonda savaş izliyorduk akşam yemeğinde ama kaygı yoktu. Problem çeşitli değildi ne yapacağımızı biliyorduk güzellik yarışmasında da sihirli değnekle dünya barışı hediye edileceği söyleniyordu. Sorgusuz ve az komplo kaygısı taşıyordu dünya. Soğuk savaşın soğukluğu herkese değmiyor gibiydi. Bize servis edilen az haberle haber edindiğimiz için mutlu ama müdahale etmek başka bir şey, hiç müdahil olmadığımız için sıcak evimizde mutluyduk. Soğuk savaş 94'te bitmiş miydi. Bitmişti de biz hala Rocky izliyorduk. 3 yılda husumet bitmez. Etkisi 3 yılda bitemez. Konu bir dönemden bahsetmem zaten. Kendi kendime bir tapınak arıyorum. Çocuğun düşünce dünyası vahşi ilkel olduğu kadar da garip ve başka bir paralelde gelişkin. Hem ilkel hem gelişkin ama başka bir paralelde. Eleme yaparak karar vermiş olmam lazım. Neye tapmam gerekiyor. sorusuna cevap vermek de öyle kolay değil. İbrahim gibi güneş yağmur yıldız bilmem ne aradığım da yok zaten. Derdim kendi hayatımda düstur edinmek. Birazdan aklımıza gelecek olanı şimdi yazayım "mürşit". Hayatta en hakiki mürşit ilimdir. Spekülasyonlar var asıl söyleyenin Atatürk olmadığına dair ama konuyu bize belleten o olduğu için daha fazla kurcalamadan geçiyorum.
Bu uzun ve çetrefilli girizgahın ardından diyeceğim sadece şu kadar seçtiğim yol gösterici Bilim olmalı dedim ve sağlık lojmanlarının betondan bahçe yüzeyine BİLİM yazdım sonrada 5.katın balkonundan baktım. Kireç taşı ile yazdığım 2x5m'lik BİLİM, 15m yüksekten okunmuyordu. Adını yazmakla olmuyor.

Yorumlar
Yorum Gönder