Kayıtlar

Unique

Yeni mümkün ama eşsiz mümkün değil belki de unique deyince rahatlar herkes. belki ben de biraz oralarda geziyorumdur.

İki Şehir Bir Kasaba

01.04.2019 Yasemin kokusu aklını başından alabilir; rüzgarla dozu artıyor. Zeytin ağaçlarına çok yakışan boynunda siyah bir kolye taşıyan kumrular var. En güzeli hiçbir köşebaşı diğerine benzemiyor. Beyaz olmasına rağmen birbirinin aynısı değil. Tepesi bol bir şehir için en sürprizli yerleri veriyor. Canım İstanbul gibi. Tepeler bir şehir için önemli tabak gibi bir Konya da olabilirdi ama dağında tepesinde hep yarar var.

Belle Kadıköy

09.11.2017 Kadıköy- Karaköy Vapuru    İnsanlardan korkuyorum bir vapur dolusu insan indiklerinde beni göremeyecekleri sanrısı ve ayağım takılıp burkulup kayıp düşmekten korkuyorum. diğer taraftan kendime engel olamadan denize atlamaktan da korkuyorum. deniz benden çok büyük benden çok güçlü denize yakın olduğum her an kendi kendime denize atlama diyorum. denize düştüğüm anı canlandırıp kafamda bunu  heyecanına kapılıyorum. bu anlar bana adrenalin bağımlığını hatırlatıyor. Bir gün kendine engel olamadan denize atlayacağım kadar uzaklaşacak mıyım kontrolden.   Güneş kızıl sarı bir top gibi belki 3 boyutlu bile değil bir tepsi. değiştirilemez olduğunu bilmesem birilerinin yerine ucuz bir kopyasını koyduğunu düşüneceğim. Yasaklar engel değil düşünmeye. şimdi bulutların arasında iyiden iyiye kayboldu, hepten ucuzladı ışığı büsbütün azaldı. Dandini bir kasım güneşi artık. İki demir şerit üzerinde Kadıköy İskelesi yazıyor. Toplamda dört şerit kadıköy için iki iskelesi...

Altyapısız

yüzümün yarısı gölge yarısı hüzün hüzün, gölgelenmiş demek yüzüm hep gölge yüzüm hep hüzün demek ki ben bir hüzün yüzü olmuşum hüzün yüzüm olmuş gölgelenmiş gözüm derimi aşağı çeken sen misin keder bu kadarı da fazla ama intihar eden umut olmaz fark etmeden gizli bir güneş ışığı gibi  odaya sıcak sıcak giren umut umut hiç ölmez umut asla intihar etmez 25.11.2025  Burada şerefsizin biri bana artık sen mutsuz ağlayan bir kadın oldun demişti. 2025ten 2019a tekmemle geri dönüp ağzının ortasına kimden ötürü yavşak diye bağırarak tekmemi koymam gereken yere koyuyorum. O kadar yoldan gelmiş tekme sıcak servisi hak eder. Yaavvvşakkk

Oyuncak

Ben çocukların oyuncağa ihtiyacı olduğunu düşünmüyorum. Güneydoğuya yok efendim Afrika'ya oyuncak yardımı yaptık.o çocukların eğitime o çocukların yiyecek maddesine ihtiyacı var gibi ucuz bir duygu sömürüsü kontra atak peşinde de değilim. Eğitim kısmı benim için tartışmalı bunu daha sonra gerçekten uzunca yazarım bazı yerlerde bahsettiğim olmuştur mutlaka. Eğitim bizim istediğimiz benimsediğimiz sisteme çocukları uydurma sistematiğini içeriyor zaten. Yiyecek ve su kısmına gelirsek temel yaşam faaliyetlerinden besleme besin maddelerine ve suya ulaşabilme tartışılmaz bir gerek. Yaşayabilecek kadar bile suya ve temel gıda maddelerine ulaşamayan çocuklar ve insanlar pırlantalarınızdan utanmanız gerektiğini düşünüyorum. onun yerine bilmem nereye bağış yap da demiyorum herkesin bağışı kendinin kurbanı aslında. Günah çıkarmak "ben de onlar gibi olmayayım " diye bir tanrı yakarışı. Mark Twain elinde olmadan bana hak vermiş. İnsan kendini doğrultmak, kendi varoluşunu rahat ettirm...

Yol, Rah (3. Tekil Eril Şahıs Gitti )

Bu yıl doğmuş gibiyim 35 yaşında dünyalı oldum. Dünyadan önce başka bir yerden geldim bu yaşa kadar oraların yaratıkları gibi yaşadım şimdi anlıyorum tertemiz ve pembe olmaksızın dünyayı. çok da coşkulu değilmiş yaşamak buralarda olmak. Geç yaşta dünyalı olanlara değil de erken yaşta dünyaya büyük bir bağ ile bağlananlara bu yüzden aşk lazımmış yoksa hayat çiğ bir patates yemek gibi tatsız. kızartma olsa öyle mi. Aşk kızartmadır işte. Yola gelirsek. Yıl dönümü aralık ayında değil de kesinlikle baharda oluyor. ben cisıs falan anlamam doğa ne zaman dönüşüyorsa o zamandır yılın dönümü. Bak şimdi itirazlar geliyor  ama dünyanın dönüşünü tamamlaması ? ne alakası var kim biliyor ilk ne zaman başladığını dönmeye  Bahar bambaşka Novalis  (George Philipp Friedrich Freiherr von Hardenberg ) elin Almanı romantik falan ama tam da benim gibi düşüyor hatta benden önce ölmemiş olsa benden çaldığını bile düşünecektim. 1802'de ölmüş. Mart ayında. Mart ayı ilginç bir aydır. içsel...

Termostatlı Bir Kafa

Published on 03/05/2019 17:21 Çok filtre uygulayınca yazmak öyle zor ki. Benim için filtreler elbette siyasi değil. Siyasi kısmı olsa bile hiçbir şey o kısmı. Ben anlatmak için kimse bulamadığım ya da toplu halde düzenleyip bir konuşma gibi bir nutuk gibi birilerine bir şeyler anlatamayacağım -ha bir de zaten böyle bir sabra ve zamana sahip kimse de yok ya -yazmak ihtiyaç oluyor. Esasen yazmak kafanızda tüm düşünce akışını düzenlemek için ideal bir araç. Kendi kendine herhangi bir konu dahilinde yazmak zorunda olmadan yazmak tüm hayatınızı düzenler öne çıkarmak istedikleriniz kendinizden sakladıklarınız hepsini düşünür hepsini dökersiniz. Özellikle bu aralar ve son zamanlar hem etrafta nicelik olarak az insan olması hem de nitelik olarak konuşacak kimse olmaması hesabıyla sustum. Yazmayınca yazamıyor koşmayınca koşamıyorsun. Neyi yapmazsan onda ilerleyemiyorsun yani. Çoğu zaman 2. tekil şahıs ya da 2. çoğul şahıslara yazarım. Kime gittiğini bilmeden o zaman katmanlardan çok azı açılır...