Belle Kadıköy
09.11.2017 Kadıköy- Karaköy Vapuru
İnsanlardan korkuyorum bir vapur dolusu insan indiklerinde beni göremeyecekleri sanrısı ve ayağım takılıp burkulup kayıp düşmekten korkuyorum. diğer taraftan kendime engel olamadan denize atlamaktan da korkuyorum. deniz benden çok büyük benden çok güçlü denize yakın olduğum her an kendi kendime denize atlama diyorum. denize düştüğüm anı canlandırıp kafamda bunu heyecanına kapılıyorum. bu anlar bana adrenalin bağımlığını hatırlatıyor. Bir gün kendine engel olamadan denize atlayacağım kadar uzaklaşacak mıyım kontrolden.
Güneş kızıl sarı bir top gibi belki 3 boyutlu bile değil bir tepsi. değiştirilemez olduğunu bilmesem birilerinin yerine ucuz bir kopyasını koyduğunu düşüneceğim. Yasaklar engel değil düşünmeye. şimdi bulutların arasında iyiden iyiye kayboldu, hepten ucuzladı ışığı büsbütün azaldı. Dandini bir kasım güneşi artık.
İki demir şerit üzerinde Kadıköy İskelesi yazıyor. Toplamda dört şerit kadıköy için iki iskelesi için iki.
İnsanlardan korkuyorum bir vapur dolusu insan indiklerinde beni göremeyecekleri sanrısı ve ayağım takılıp burkulup kayıp düşmekten korkuyorum. diğer taraftan kendime engel olamadan denize atlamaktan da korkuyorum. deniz benden çok büyük benden çok güçlü denize yakın olduğum her an kendi kendime denize atlama diyorum. denize düştüğüm anı canlandırıp kafamda bunu heyecanına kapılıyorum. bu anlar bana adrenalin bağımlığını hatırlatıyor. Bir gün kendine engel olamadan denize atlayacağım kadar uzaklaşacak mıyım kontrolden.
Güneş kızıl sarı bir top gibi belki 3 boyutlu bile değil bir tepsi. değiştirilemez olduğunu bilmesem birilerinin yerine ucuz bir kopyasını koyduğunu düşüneceğim. Yasaklar engel değil düşünmeye. şimdi bulutların arasında iyiden iyiye kayboldu, hepten ucuzladı ışığı büsbütün azaldı. Dandini bir kasım güneşi artık.
İki demir şerit üzerinde Kadıköy İskelesi yazıyor. Toplamda dört şerit kadıköy için iki iskelesi için iki.
üç yıl önce Melahat ablanın hayretle ve şefkatle anlattığı benim sürekli yolda karşılaşıp selam verip vermemek çelişkisi yaşadığım adamlardan biriyle metronun yürüyen merdivenlerinde karşılaştık. Bana yol verdi. bir zamanlar ofis olarak tuttuğumuz dükkanda kiracı olduğumuz mahalleden hatırlıyor mu acaba. ben hep unutulduğumu düşünürüm ama hep de hatırlanır olurum. Bir Türk filminden öğrendiğim Çağanoz kelimesi geliyor hep aklıma: Çağanoz. kambur birine kasaba halkının taktığı lakap esasen çağanoz gibi eğri büğrü kimse TDK öyle bir örnek mi vermişti ya da tam olarak tanım bu muydu? Çağanoz her gün bizde artan ekmekleri martılara götürüyordu. Yemekhane, taşeronların beyaz yaka personelini istemediğini söylediği için yemekhaneden kocaman sefer tasları ile yemek getiriyordu bize şenör Ahmet abi. soyadı bir süre Türkiyede çok konuşulan bir aile ile aynıydı. Kendisinden izin alsam onu da yazardım. Konu bu değil ama değil mi? Yemekle fazla fazla ekmek gelirdi bazen öyle çok ekmek olurdu ki ofiste ben de eve götürürüm. Kalanları da akşam demir kepenklerin düz kısmına bağlardık poşetle. Melahat abla bir gün adını tamamen değiştirip yazacağım bir karakter aslında. O söyledi bana martılara atıyor ekmekleri diye. Çağanoz ne yapar gün içinde ? Kimseyle konuşmaz martılara gider. Dükkandan sessizce çözüp poşetin düğümünü kadıköy rıhtıma gider. Dükkan ekmek kepenk döngüsü devam ederken hiç görmedim korkularıma cimdik atmak için yola çıktığım bir gün metroda martılara giderken karşılaştık. Bana yol verdi çağanoz. Adını hiç bilmiyorum sesini de hiç duymadım. Hep bildiğimiz Quasimodo aslında Çağanoz. Selam vermekte korkum Esmeralda olmaktı. O kadar da "belle " değilmişim.
Yorumlar
Yorum Gönder