Kurmalı Saat
serzenişle yazmak istemiyorum ama içimden gelen başka bir şey de yok. çok kırılgan huysuz ve katlanılmaz biri oldum gün geçtikçe daha da huysuzluğum artıyor sanırım. ben hissetmeden geçip gitse hayat. hissettirmeden. yaşım onlar basamağı üç oldu diye mi oldu bunlar? kırklı yaşlarımı beklemem mi gerek. anlattıklarımı yeniden anlatayım mı gerek var mı yeniden başlamaya hüzünlü garip hikayeler ve anıları kanatmaya. anıların hisleri geçmiyor. bazı anların hisleri geçmiyor. mutluyken hep bu anı hatırlayacağım sözü verdiğim anılarım neredeler kendi kendime kötülük ediyor olmalıyım. ben de hüznü seviyorum sonbaharı değil. eylül umurumda değil ama eylül beni önemsiyor. gel eylül yine bas canımın en acıyan yerine. tuzuna kurban olduğum yine bas tuzunu Kızıldeniz gibi bazen az bazen çok ne gam. ne çok severim gamı. gam deyince gem geliyor aklıma at ne güzel hayvan ben ne biçim bir hayvanım. suyu bardaktan içen hayvan. sıkıştırılmamış bir hayatta dereden su içmeye insek. bizi bıraksal...