Yumurtayı kırmasınlar
11.10.22
Bu sabah bunu yazmalıyım. Sabah 05.28. Acil değil ama gecikmiş bir yazı. Yazarken kendi içinden çıkıp ferahlamayı bilmeyenlere anlatacak fazla bir şeyim yok. Hatta kimseye de anlatacak bir şeyim yok. İnsanın ne kadar kendine dönük olduğunu ve "ben" sınırlarının diğer her şeyi bağlamaya mecbur olduğuna. Bunlarla uğraşamam şimdi. Sınırlarını çizmeye çalışırken hep orda geziyorum.
Yumurta hep benim obsesyonum olmuştur. Yumurta oldukça da dişil bir kelime. Tohum eril olabilir ama yumurta tamamen dişil. Her ırkın kültürün tanıdığı bir obje. Sahiden yumurta nedir? Obje midir, nesne midir taslak bir özne midir? Başlangıç ve yoğunlaştırılmış özet içeriyor. Eksik bir kısmı varken diğer taraftan da tastamam duruyor. Hareket eden likidin yavaşça donmuş versiyonu gibi. Kabuk, ardından zar, ardından ismi ve kıvamı kendine has bir çözelti. daha fazla kimya fizik sularında takılmayacağım. Bu yazı hafifletilip minnoşlaştırılıp Orlia'nın hikaye yazına eklemlenecek. Çünkü bir şey üretmek deyince eşeyli üreyen bir memeli olarak ilk aklıma yumurta geliyor. Şimdi en sevilmeyen biyolojiye giriş yapılacak gibi ama hayır. Yumurtaya ekleme yapmadan geçemem şu an kabuğunda kalsiyum var. Yıldız tozu yani. Kalsiyum Zaman geçtikçe sezgisel bir rasyonel olduğuma karar veriyorum. Hem sezgi hem rasyonel nasıl olunur
Yorumlar
Yorum Gönder