Lucid Tilki

 Lucid dream ile başlıyor. Sonrasında rüyada canımı sıkan bir oluyor oldukça gerçekçi ve yeniden normal rüyaya geçiyorum. rüyanın katlamanlarını anlatmak gerekirse önce normal bir rüya düzenindeyim aniden kendi kendime madem bu bir rüya ben de istediğimi yapayım diyorum ve peynirli sandiviç yiyen bir adamı öpüyorum. peynirin çürümekte olan aflatoksin tadı genzimi yakıyor. yeniden normal rüyaya dönüyorum çünkü rüyam hayal kırıklığı Annemle babamın İstanbulda bir bodrum katta berbat bir evde yaşadıklarını görüyorum. ev öyle kötü ve kirli ki yerde bitkilerin tabandan söküldükten sonra izleri var hala. Bazı pencerelerin camları yok. naylon bir örtü ile kapatmışlar. Orayı düzeltmek temizlemek istiyorum ama görece normal yaşamızdan çok çok daha mutlu ve sağlıklı bir ilişki ağı var. Bu beni şaşırtıyor. Annem evle ilgili şikayetçi değil, babam bir ticari girişim peşinde koşuyor. kesin saçmalayacak diyorum yine de bir şeyler yapmak istemesi ve korkmaması garip geliyor izin verelim bırakalım da yapsın diyorum. nasılsa mardin sürekli bir yerlerden rüyaya girip çıkıyor, İstanbul da öyle. Rüya paralel işleyen bir şekilde geçiyor aynı ev bazen benim ziyaret ettiğim insanlar bazen bizim aile evimiz oluyor. Ziyaret ettiğim insanlarla başta İngilizce konuşmuşuz isimleri Türkçe Mehmet falan ama akrabalık ilişkilerini hatırlayamıyorum. Neden ingilizce başladık onu da anlamıyorum. bir ara eve girip çıkarken İstanbuldaki kendi evime gittiğimi anlıyorum salak komşularımı görüyorum bahçemi darmaduman eden cahil komşularımı çok sinirliyim ama yine de selam veriyorum. Bir tanesi çok içten selam veriyor. Hoşgeldin güzel kızım diyor. Genç güzel bir kadın Duygu Asenaya benziyor. beni anladığını düşünüyorum. Direnemiyoruz bu geri zekalı kalabalığa değil mi demek geçiyor içimden. Sıralarını hatırlamıyorum zaten büyük oranda paralel geçiyor her bulunuş. Rüyada hareket olmasına rağmen bazıları sadece o sahnede bulunma gibi geçiyor. Pastahaneden bir şeyler almışız benim elimde iki tane kese kağıdı var ikisinde de Trabzonda aldığım daha önceki günlerin bayat şekerli hamur işlerinden yapılan bir şey var. Dempaş'tan alıyordum sanırım. Adı kanoydu. Kırıntılar ve artıklar bir araya getirildiği için çok yoğun bir hamur işiydi 0,5 TL olduğunu hatırlıyorum. Poğaçadan ucuz değildi belki ama daha ağır ve doyurucuydu. Kakaolu süt ve bir tane alırdım öğle yemeği olarak bazen. Elimdeki iki adet kese kağıdını açıyorum ikisi de belli oranda yenmiş. Birileri yemiş daha önce. Ben de iki yerine tek parça taşımak adına birbirine ekliyorum yenmiş kanoları. Mavi küçük bir arabaya biniyoruz. Arabaya binmeden önce ben de sizlere bişi ısmarlayayım diyorum. Dondurma mesela. İstanbulda nereye gidileceğini bilmiyorum. Mardinde olsa dah akolay diye düşünüyorum. Ölçeği küçültüp eli yüzü düzgün bir pastane düşünüyorum kendi mahallemde. İstanbulda Avrupa yakasında bir yerdeyiz benim evime oldukça uzağız. Aklımdan deniz kenarı ormanlar geçiyor. Bir ara yine o dökük saçma sapan evdeyiz orta sehpaya siyah bir sırt çantasından Oralara gitmek ve vapura binmek geçiyor aklımdan. Hala varmış gibi. Arabaya biniyoruz mavi arabaya. Salak saçma kuzenlerden biri de bizimle beraber. Ara sıra beynim mutlu olduğum bazı aile anlarına gitmek istiyor diye düşünüyorum. Bütün bayramların biraz buruk olduğunu hatırlıyorum ve hep çok stresli hep el bombası üzerinde oturuyorduk. Araba ile E5'te ilerliyoruz. Nasılsa karşıdan bir seçim arabası geliyor. Garip sarı bir araç otobüs olması gerekirken arkasında mobil vinci olan garip bir araç. arabayı babam kullanıyor bunu da oldukça garipsiyorum ve kaza yapıp öleceğimizi düşünüyorum. Arka koltukta oldukça sıkışık haldeyiz ön koltukta bir arkadaşı var. Erkek biri her zamanki siyasi tartışmaları geliyor aklıma. Otobüsün önünde duran parti başkanı ile atışıyorlar arabanın üstünün açık olduğunu ve biri mikrofonla diğeri mikrofonsuz birbirlerini anlayıp cevap vermeleri garip geliyor. Bu yeni bir parti şu anki siyasi partilerden biri değil, rengi de sarı zaten. E madem neden su sıktınız bilmem kimlerin üzerine diye soruyor. Rüya olduğu için açıklaması olmayan bu kafa kafaya karşılaşma ve yine de seyir halinde olma nasıl oluyor bilmiyorum. sonra bu garip aracın yanından arkasına doğru yol alıyoruz arka kısmı bazen bizim şeride doğru savruluyor. öleceğimizi düşünüyorum yine ölmüyoruz. Bir yerleden ambulans siren sesi geliyor E5ten yan başka bir yola katılacağız ben olsam solu kontrol edip öyle girerim diye düşündüğüm yola zart diye giriyor. Ben neden araba kullanmıyorum diye tekrar kendi kendime sorup kendi kendime cevap veriyorum gereksiz temkinli ve doğru ölçüm yapamadığım kararını veriyorum. Yine başka bir hayal kırılığı kendi adıma. Yola katıldık ve yolda çocuklar var. hatta yaya geçitinde halı yıkadıklarını görüyorum. Bir şekilde bir yerde duruyoruz taştan yapılma basamakları olan bir platformun üzerine çıkıyoruz. Bir kauçuk ağacı var devasa büyüklükte altında duruyorum yağmur yağmış ve yağmur damlaları hala üzerinde Sevinç ağacı sallıyor damlalar aşağı düşsün diye çekil ağacın altından diyor. yok yok böyle daha güzel salla diyorum ağacın altında duruyorum. devasa kauçuk ağacının yanında bir de limon ağacı var. Bu merdivenli platformun üstünde bir koi havuzu ve iki tane de tilki olduğunu görüyorum. rüya koi havuzunun içindeki balıklara ve bu havuzun etrafında dönen iki tane tilkiye bakarken bitiyor. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

AltStadt & Fagus

Katırtırnağı

İtin Götü