Gönderemediklerim
Madem ki yarışmaya yollayamadım buradan neşredeyim. Shining izledikten hemen sonra yazdığım için 237 kayıt numaralı hasta rumuzunu seçmiştim. Heyecanımı aortuma tıkayan yine benim. İnsan kutup ayısı değilmiş payandasız yaşayamıyormuş.
Sayın Tanpınar
Hitap bulup, bulduğunuz hitaptan
memnun olursanız yazabilirsiniz. Hitap iki insan arasındaki mesafenin kelime
değeriyle karşılığıdır. Hem saygılı olmak hem de saygı değer birine yazmak pek
çok sayın pek çok gerçek olmayan saygı değere ya da “saygı değmez”e hitap
ederken çoğu zaman zorunlu olarak ya da nezaketen kullanınca kirlenip
ağırlaşmış mıdır? Saygı değmez derken bazen resmi bir evrak düzenlerken aslında
hiç de işini yapmayan bir firma sahibine yazarken sayın deriz. Kuralları kimin
koyduğu belli olmayan toplum alışkanlıklarında bunlar bilip itiraz etmeden
uymamız gereken basit kurallardır. Ben kuralları biliyorum ama hakikati
yansıtmıyor diye üzerinde değişiklik yaparsanız toplumsal rütbenizden payeler kopartılabilecek
sonuçlar verir. Bunlar hep ölçülemeyen sosyal davranışlar olduğundan
toplamından puan alırsınız. Sorular yazılı, sözlü ya da belirli değildir. Hatta
soru bile yok. Hüküm var. Söz gelimi biri için pek beyefendi ya da hanımefendi
derseniz bu hüküm ilgili kişinin sosyal
testten geçtiğini gösterebilir. Rasyonel değildir. Nesnel değildir. Özneldir.
Herkes kendi test sonucunu açıklar ya da kendine saklar. Bazen biz bize
gerçekte nasıl olduğumuzu söyleyenlerin dostumuz olduğunu savunuruz. Dostumuzun
bize dost olmak için bizim gerçek yansımamızı ki bu tamamen özneldir bize öyle
yumuşak söylemeli ki dostluğumuz devam etsin. Sözleri gerçek bile olsa beni
kati suretle incitmeden söylemeli. Netice de dostlarımız çok yetenekli olmalı.
Acı söylemeli ama yenilir yutulur türde acı olmalı. Adana kebap gibi olmalı. Urfa’nın
kimseye faydası yok. Urfalı koğuş arkadaşıma sordum onlar da Adana yiyormuş.
Acısız kebap yediklerini Adanalılar sırf kendi kebapları meşhur olsun diye
1952de bir tablacı çıkartmış. Şimdilik Adanalı yok çapraz sorgu yapamadık.
Gelirse de Urfalı dostumun söylediklerini değiştirsin istemem. Dosta güven
esastır. Doktora güven konusunda bazı çekincelerim var. Doktorlar hep onları
kandırıyormuşuz gibi şüpheyle bakıyorlar. Şüphe anlaşılamayan sınırları
içindedir. Anladığımız her şey bizim için berraktır. Berrak olanda şüphe
yoktur. Halbuki teknoloji gelişti tetkikleri yapmak anlamak kolaylaştı ama
hekimler anlamıyor ve güvenmiyor. Hekimler hastalıkları anlamaya ayarlandığı
için hastaları anlamıyorlar. Anlam sınırları dışında kalanlar da mecburi
istikamete sapıp şüpheye başvuruyorlar. Başvurular öyle çokmuş ki mülakat
yapılacakmış şüpheciler arasında fakat mülakatı yapacak olanlar da şüpheye
başvurduğu için seçici kurul oluşturulamıyor. Buna kısır döngü deniyormuş.
Bence zincir döngü denmeliydi mantık hatası yapılmış ama bu sözü kimin bulduğu
bilinmediği için kimse de itiraz edemez. Buna da böyle gelmiş böyle gider
denir. Bir gazel yazıyormuş gibi girizgâh demek istiyorum ama karma karışık
oldu bu kısmı. Sayın derken demedik laf bırakmadım. Saygı değer olmadığı halde
Sayın yazmak zorunda olduklarımız “yazıyla bir” gibi. Dört kişilik bir aileye
düğün davetiyesi yollarken Sayın Yılmaz Ailesi yazıyorsak dört tane sayı demek
istiyoruz mesela sayın bakın bunlar dört kişi gibi ama siz öyle misiniz Sayın
Tanpınar. Kime mektup yazsam okumadı ya da okudu da bana cevap vermedi belki de
eski adrese yolladılar bilmiyorum. Cezai ehliyet kalkınca diğer yararlı
ehliyetler de kalkıyor. Diyelim ki bana gazozdan araba çıksa vermezlermiş.
Malım mülküm yastık yorgan bir de koca kafammış.
Kirlenip ağırlaşmış olsa bile kelimeleri çöpe
atmayız. Kelimeler atlar gibi bazen bizi sırtlanırken bazen bizim de
yularından tutup olması gereken yerlere götürmemiz gerekir. Bu mektupta size
“Sayın” isimli beyaz bir at yolluyorum. Siz onun sırtına binip yularını tutup
nereye götüreceğinizi herkesten iyi bilirsiniz.
Erguvanlar açmak üzere Rumeli sırtları
heyecanlı bazı arılar lavantaları gözüne kestirdi bile. Bahardaki umudun
kaynağı nedir? Güneş daha sıcak diye olabilir mi? Yaz günleri umuttan geçilmez
olmalıydı o zaman. Bazen umudun su ile doğrudan ilişkili olduğunu düşünüyorum
fakat bunu da ısınan hava ile eriyen karların suya dönüşmesi derelerin
çağlaması gibi coşku uyandırması olabilir. Aynı şey insan için de geçerli
delikanlı kelimesi bu yüzden bulunmuş diye düşünüyorum. İnsan vücudu da bol
miktarda sudan oluştuğundan ilkbaharda çağlaması bu yüzden.
Son zamanlarda kimseye mektup
yazılamaz oldu. Birine mektup yazmaya kalksanız ya âşık zannederler ya da
çılgın. Postalar elektronik postacılar elektron. Mektubumu okumanız
temennisiyle…
Çokça okuyucunuz, biraz kulunuz,
belki müridiniz, talebeniz
Saygılarımın yanına selamlarımı
da sıkıştırmamı nezaket dışı bulmazsanız
Saygı ve Selamlarımla
237 Kayıt Numaralı Hasta
Yorumlar
Yorum Gönder