Dergah


Dergâhta çile, ibrik doldurmakla başlar. Adına çile deyince sanki kahırmış gibi geliyor. Dergâhta çile pişmek için çekilir. Gelelim bizim dergâhlarımıza şeyhlerimize ve çilemize ne kadar piştik ne kadar olgunlaştık.
En çok zaman geçirdiğimiz yattığımız kalktığımız rüyamızı işgal eden iş yerlerimiz bizim dergâhımız. Çilemiz? Çilenin karşılığı? Tatmini? Olgunlaşmamız?
Çok küçük araya katıp karıştıracağım kelime kökleri Nişanyan'a da saygılarımı yollarım, o benim hiç farkıma varmasa da. Der-gâh iki kelimenin birleşmesiyle oluşuyor aslında "kapı" ve "yer". Der, kapı; gâh da yer. Tezgâh da öyle el yeri. İkametgâh falan filan. Özetle ne öğrendik -gâh Farsça yer demek zaten kapının der olduğunu öğrenmek zor değil ama Arapça ile karıştırmak da mümkün biri “bab” biri “der”. Bab-ı Ali Dar-ül funün aynı zamanda bir mekân belirdiği için ev manasına da gelir. Ya da belki de merkez demeliyiz. Çatı anlamına da gelebiliyor. Biraz dili hissediyor olmanız lazım tam manasına nüfuz  edebilmek için. Bu oyunu tam olarak şurada bitiyorum.


Darülfülfül :
Ar dāru'l-fulful دار الفلفل  / Fa dār-i pilpil دار پلپل biber ağacı § Fa dār دار ağaç + Fa pilpil پلپل biber ~ Sans pippalī meyvecik, biber



Beyaz kâğıdı alınca karşına sanki kâğıt seni sorgulamaya almış gibi önce sinirlerini yıpratmak için sessizce bakıyor, sonra binlerce soru. Kâğıt beni karşısına almış gibi konuş diyor. Yukarıda anlaşılmadık anlaşılamayacak pek çok şey olmalı. Özet ister misiniz? Dervişlerin dergâhı neyse bizim gibi çalışanların dergâhı da ofisleri, fabrikaları, madenleri, marketleri çok fazla çoğaltmaya gerek yok. Öyle çok acıma duygusu bekleyen sosyalist gibi hissettiriyor hatta bana acımayın ben bilek gücümle onurumla çalışıyorum edasına bürünüyor. Kimsenin emeğine sövecek hakir görecek değiliz. Kâğıt bana konuş dedi.
Ben de başladım. Sanırım yine az buçuk uykusuz sarhoşuyum. Sarhoşum, içimden defalarca bugün de ölmedim geçiyor. Günlük olaylardan uzaklardaki başkalarına haber vermediğim gibi buraya da yazmam esasen. ama güzel bir şeyler olsun diye öyle hevesle bekliyorum ki. Gelmeyecek olanı. Asla gerçekten neşeli olmayacağım ya da her zaman neşeli olacağım ama asla mutlu olamayacağım. Hayatımız birbirine benzeyen iç içe geçmiş çemberler ve hep aynı model bu çemberler. Benim hayatımla bir başkasının hayatı aynı olduğu gibi bir de oksijenle ben de aynıyız ya da nitrojenin başına gelenler sokak kedisinin de başına geliyor.
Anlaması çok zor mu? Düşünmeyi bırakmak için direnin direnç sırasında daha çok düşünüyor olacaksınız. 
Bu paragraftan itibaren başka bir gün yani bir gün sonrası sarhoş değilim uyudum ve geçti sarhoşluğum. Yazacaklarım da bitti.
Yazacaklarım hiç bitmedi neyse ki de bitmiyor. Okuyan var, yok umurum değil. Dergâh ve modern çalışma ortamı kıyasımıza geri dönmek istiyorum aylar geçti sanırım yazmaya mayıs ayında başlamıştım. Dergâhta amaç kişinin değişmesidir karşılık da bekler bazı işlerin yapılması gerekir ve hiyerarşi vardır. Hiyerarşi hayvanlarda da var büyük balığın küçük balığı yemesi değil işte o besin zinciri. Aynı türden hayvanların arasında da olduğu gibi farklı türlerin arasında da ast-üst ilişkisi vardır. Bu daha belirgin ve popüler olması hesabıyla arılar karıncalar iş bölümü ve komuta zinciri işler. Örneği genişletmek en sevmediğim işlerden bunu da burada kesiyorum. Maddeler halinde yazalım mı? Belki bize bir excel tablosu lazımdır. Her ikisi de kişiden bir şeyler aldığı gibi karşılığında deneyim verir, bir şeyler kazandırdığı gibi bir şeyler kaybettirir özellikle zaman kaybettirir. Uzun zaman geçirdiğimiz her yer dergâhtır benim için uzun zaman geçirdiğim bir yer acı çektiğim bir yerdir. Olgunlaşmak için tutmadıkları ofisler bile olsa bir kısım budama törpüleme ve terbiye etme şeklidir mesai saatleri. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

AltStadt & Fagus

Katırtırnağı

İtin Götü