fatih faith
İstanbul ve Fatih belgelerine eklenmesi ve kayda alınması için yazıyorum
istanbula yerleşmenin ilk yılıydı 2008'e denk gelir bu tarih ve muhtemelen mart-nisan ayları arası. Fatih ilk bir canlandırmada rüyama girdi. fetihin bilmem kaçıncı yılı ( 2008-1453=555) için belediye fetihle ilgili bir canlandırma hazırlıyor. ben uzaktan aslında o zamanlardaki evimin hiç görmediği bir İstanbul manzarasına bakıyorum.bir tepe üzerinde atlı ve sancaklı bir adam olduğunu görüyorum ve onun fatih olduğunu anlıyorum. bu 2008deki fatih yani bir canlandırma karakteri. belki o zamanlarda yazsaydım daha çok ayrıntı hatırlıyor olurdum ama ne yazık ki bu kadar kalmış hafızamda ve rüya üzerine yalan söylemek olmaz. bu rüya çok üzerine düşeceğim bir rüya değildi elbet. her zaman çok karmaşık ve günlük hayattan çok uzak rüyalar görürüm. bu fazla günlük bir rüyaydı ne de olsa mayıs ayında 555.yıl seneyi devriyesi için kutlamalar yapılacaktı fakat henüz hazırlıklar bizim haberdar olduğumuz bir boyutta değildi.555 iyi bir sayıymış şimdi fark ettim.
bu kadarla kalmadı fatih sultan eylemlerine devam etti. bir kez daha girdi rüyama. bu rüyanın kendi renkleri vardı ve duygularla anlatılabilecek, rüya içinde olmadan tam olarak anlayabilmek mümkün değil. renkler toprak tonları, kırmızı ve gri. her taraf gri toprakla kaplı etrafta başka hiç bir şey yok. sadece gri toprak çok az kaya. bu kez rüyanın bir görünmez bir de görünür kahramanı var. geçmişle bağlantılı iki kahramandan bahsediyorum. aralarında nedensiz bağlantılar olan iki kişi. şimdiki zaman kahramanı benim.geçmiş zaman kahramanı yine fatih. cinlerle bir savaş içindeyiz ve sorun sınırlarımızın garip şekilde çaprazlanmasından kaynaklanıyor. onların liderlerinin mezar taşı bizim sınırımıza devrilmiş ve bizim liderimizin mezar taşı onların topraklarına düşmüş tam ters yöne. fakat bu liderler ruhani liderler.büyük büyülü yaratıklar insan ya da ne derseniz. bunun için savaşıyoruz. kimse kimsenin toprağına girmiş değil. sadece mezar taşları tam sınırları aşarak devrilmiş her iki taraf için de. mezarlarımızı geri almak için fakat ordunun başında ben varım ve ordu dediğimiz sadece 5 adamdan oluşuyor. bu adamlar da erzurumlu. cinler korkutucu şekilde güçlüler. fiziksel güçleri yüksek kaslılar diyelim ya da. adetleri de bizden kat kat fazla. bize yardım ve üstünlük sağlayabilecek tek bir şey var. o da benim gibi bir komutanın kullanması gerçekten zor. boyumdan kat kat büyük bir kılıç. daha kötüsü herkes bana inanıyor. fatihin kılıcı. o devasa kılıçla savaşa bileceğime ve kazanacağımıza inanıyorlar. kılıcı yerden yaklaşık 30 derece kadar kaldırıyorum ve ne savaşın ne de rüyanın sonunun ne olduğunu biliyorum. yine aynı şeyi söyleyeceğim rüya üzerine yalan söylenmez keşke gününde yazsaydım o zaman belki sonuç ve ayrıntı yazabilirdim. geçmiş için hayıflanmanın manası yok.
artık fatih dikkatimi çekmişti ve rüyanın kendi duygusu çok yoğun ve çarpıcıydı. 3. rüyanın sonunda fatihin mezarına gittim.
3. rüyada diğer rüyalarda katman katman kopup ayrılan mekan ve zaman bütünüyle kaybolmuştu. ilk rüya şimdiki zamanda belli bir zaman ve mekan bütünlüğüyle ilerlerken ikinci rüyada zaman ve mekan flulaşmış son rüyada tamamı kaybolmuştu.
klasik bir müslüman olmadığımı söyledim bir çok kez. herhangi bir menkıbeden etkilenmişliğim yoktur açıkça söyleyebilirim.
3 rüyada sadece kişiler kaldı. ben fatih ve şefaat demek için sırada bekleyişimiz. zaman da yok mekan da yok. sadece sırada durduğumuz zamansız anlar var. zamansız an varmış. ben çok heyecanlandım. benden önce fatih var. sırada beklerken ne diyorduk seyahat mi şefaat mi diyorum kendi kendime benim fatihin sırası geliyor benim sıram gelmeden uyanıyorum.
sanırım bir hafta sonra fatih camine gittim. fatihe bir fatiha okudum. bir daha rüyama girmedi. sevdiğim bir osmanlı karakteri de değildir. o zamanlar biraz araştırdım yalan ya da uydurma değilse daha önce de rüyalara girmiş
istanbula yerleşmenin ilk yılıydı 2008'e denk gelir bu tarih ve muhtemelen mart-nisan ayları arası. Fatih ilk bir canlandırmada rüyama girdi. fetihin bilmem kaçıncı yılı ( 2008-1453=555) için belediye fetihle ilgili bir canlandırma hazırlıyor. ben uzaktan aslında o zamanlardaki evimin hiç görmediği bir İstanbul manzarasına bakıyorum.bir tepe üzerinde atlı ve sancaklı bir adam olduğunu görüyorum ve onun fatih olduğunu anlıyorum. bu 2008deki fatih yani bir canlandırma karakteri. belki o zamanlarda yazsaydım daha çok ayrıntı hatırlıyor olurdum ama ne yazık ki bu kadar kalmış hafızamda ve rüya üzerine yalan söylemek olmaz. bu rüya çok üzerine düşeceğim bir rüya değildi elbet. her zaman çok karmaşık ve günlük hayattan çok uzak rüyalar görürüm. bu fazla günlük bir rüyaydı ne de olsa mayıs ayında 555.yıl seneyi devriyesi için kutlamalar yapılacaktı fakat henüz hazırlıklar bizim haberdar olduğumuz bir boyutta değildi.555 iyi bir sayıymış şimdi fark ettim.
bu kadarla kalmadı fatih sultan eylemlerine devam etti. bir kez daha girdi rüyama. bu rüyanın kendi renkleri vardı ve duygularla anlatılabilecek, rüya içinde olmadan tam olarak anlayabilmek mümkün değil. renkler toprak tonları, kırmızı ve gri. her taraf gri toprakla kaplı etrafta başka hiç bir şey yok. sadece gri toprak çok az kaya. bu kez rüyanın bir görünmez bir de görünür kahramanı var. geçmişle bağlantılı iki kahramandan bahsediyorum. aralarında nedensiz bağlantılar olan iki kişi. şimdiki zaman kahramanı benim.geçmiş zaman kahramanı yine fatih. cinlerle bir savaş içindeyiz ve sorun sınırlarımızın garip şekilde çaprazlanmasından kaynaklanıyor. onların liderlerinin mezar taşı bizim sınırımıza devrilmiş ve bizim liderimizin mezar taşı onların topraklarına düşmüş tam ters yöne. fakat bu liderler ruhani liderler.büyük büyülü yaratıklar insan ya da ne derseniz. bunun için savaşıyoruz. kimse kimsenin toprağına girmiş değil. sadece mezar taşları tam sınırları aşarak devrilmiş her iki taraf için de. mezarlarımızı geri almak için fakat ordunun başında ben varım ve ordu dediğimiz sadece 5 adamdan oluşuyor. bu adamlar da erzurumlu. cinler korkutucu şekilde güçlüler. fiziksel güçleri yüksek kaslılar diyelim ya da. adetleri de bizden kat kat fazla. bize yardım ve üstünlük sağlayabilecek tek bir şey var. o da benim gibi bir komutanın kullanması gerçekten zor. boyumdan kat kat büyük bir kılıç. daha kötüsü herkes bana inanıyor. fatihin kılıcı. o devasa kılıçla savaşa bileceğime ve kazanacağımıza inanıyorlar. kılıcı yerden yaklaşık 30 derece kadar kaldırıyorum ve ne savaşın ne de rüyanın sonunun ne olduğunu biliyorum. yine aynı şeyi söyleyeceğim rüya üzerine yalan söylenmez keşke gününde yazsaydım o zaman belki sonuç ve ayrıntı yazabilirdim. geçmiş için hayıflanmanın manası yok.
artık fatih dikkatimi çekmişti ve rüyanın kendi duygusu çok yoğun ve çarpıcıydı. 3. rüyanın sonunda fatihin mezarına gittim.
3. rüyada diğer rüyalarda katman katman kopup ayrılan mekan ve zaman bütünüyle kaybolmuştu. ilk rüya şimdiki zamanda belli bir zaman ve mekan bütünlüğüyle ilerlerken ikinci rüyada zaman ve mekan flulaşmış son rüyada tamamı kaybolmuştu.
klasik bir müslüman olmadığımı söyledim bir çok kez. herhangi bir menkıbeden etkilenmişliğim yoktur açıkça söyleyebilirim.
3 rüyada sadece kişiler kaldı. ben fatih ve şefaat demek için sırada bekleyişimiz. zaman da yok mekan da yok. sadece sırada durduğumuz zamansız anlar var. zamansız an varmış. ben çok heyecanlandım. benden önce fatih var. sırada beklerken ne diyorduk seyahat mi şefaat mi diyorum kendi kendime benim fatihin sırası geliyor benim sıram gelmeden uyanıyorum.
sanırım bir hafta sonra fatih camine gittim. fatihe bir fatiha okudum. bir daha rüyama girmedi. sevdiğim bir osmanlı karakteri de değildir. o zamanlar biraz araştırdım yalan ya da uydurma değilse daha önce de rüyalara girmiş

Yorumlar
Yorum Gönder