Yıl Bitmeden Taslaktan-7
Kanuni kampüsünün B kapısından çıkıp Trabzon'un çok eğimli arazisinde önce akademisyen lojmanları ile yolu ayıran dere ile beslenen örgü tele asılmış fasulyeleri görüp bir çeşit köprü görevi gören yolu bitirip o zamanlar eczane olan soldaki ilk yokuştan -bu yokuş oldukça uzun olduğu için merdivenleri de vardı- yukarı sonra tekrar soldan ikinci yokuş sonra sağdaki yokuşu çıkıp yolun sağındaki sundurma altında kimin hangi akılla planladığı belli olmayan önünde incir ağacı olan bir bina önüne çıkardım. tek katlı mıydı yukarıda yaşayan var mıydı hatırlayamıyorum.sundurma olduğuna göre üzerinde bir kat daha vardı hem gözümde canlanan eski anıda çatı da yok. zemin ve zemin üstü 1 kattan oluşan 2 katlı bir bina. bazı barınaklara bina demek değişik geliyor. bina etmek bilgi ve strateji gerektiriyor yoğun bir kelime halbuki o edilmiş binalar hiç öyle gibi değil. edilmiş onlar, bir şey edilmiş ama ne edilmiş bilmiyorum. evin planını çizebilirim. verandadan giriş yaptıktan sonra binanın giriş kapısı çıkıyor zaten verandaya birkaç basamakla çıkılabiliyor kapı hemen karşıda aşağıdan da görülebiliyor. bazen o verandaya masa sandalye koyup kahvaltı ederdik. hayatımın mutlu anlarından. kahvaltı yapmak her zaman güzel anıları hatırlatıyor. plan yapması bile güzel.zaten daha önceden keşfedilmiş ve dile getirilmiş "yemek yemek üzerine ne düşünürsünüz bilmem ama kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı " hep ben giderdim. beni yıpratan da bu oldu zaten. yalnız yürümeme imkan veren her durumda zalimleştim. yürümek benim işim bir ulaşım aracı benim için yürümek.yürürken müzik dinleme imkanı da sağladıktan sonra bize teknoloji ibadet gibi oldu yürümek benim için. trabzona dönmek ne zor. o yaz benim için oldukça zor geçmişti. bir de kötü bir haber kalkıp gitmek istemiştim Ankara'ya ama ne mümkün
bir kış mardinde kar yağmıştı birçok kişinin yanlış bildiğinin aksine kışları kar yağar mardinde kaç yaşında olduğumu hatırlamıyorum geceden başlayan kar 20-30 cm olmuştu sabah devam etti.kar yağdığı zamanlar hava kapalı olur hava kapalı ve karanlıktı. öğleden sonra güneş açtı karlar erimeye başladı. neden o tarafa doğru yürüdüğümüzü bilmiyorum ama altı su kar tepesine bastım çizmemden içeri kar suları girdi lıkır lıkır hücum ettiler ayağım buz oldu 2 dakika sonra. diğer ayağım sağlamda sadece çizmenin izolasyon problemi olan kısımlarından sızdırdığı kısmı ıslanmıştı. evden maliye lojmanlarına kadar yürümüştük sonra ne tarafa gittik bilmiyorum.bir diğeri dişçiye gideceğim için önce babamla sağlık müdürlüğüne gidip sonra hastaneye yürüdüğüm bir zamandı. yolun tamamını yürüdüm mü bilmiyorum sadece o günün ışığı ve bir işi yapabilme korkusu vardı bir küçük endişe gibi sızım sızım. dişçiden korkmadım hiç. dişçiye gidebilme işini becerememekten korktum. anılar benim için ışıktan ve kokudan oluşuyor. bel kemiği koku ve ışık.
bir kış mardinde kar yağmıştı birçok kişinin yanlış bildiğinin aksine kışları kar yağar mardinde kaç yaşında olduğumu hatırlamıyorum geceden başlayan kar 20-30 cm olmuştu sabah devam etti.kar yağdığı zamanlar hava kapalı olur hava kapalı ve karanlıktı. öğleden sonra güneş açtı karlar erimeye başladı. neden o tarafa doğru yürüdüğümüzü bilmiyorum ama altı su kar tepesine bastım çizmemden içeri kar suları girdi lıkır lıkır hücum ettiler ayağım buz oldu 2 dakika sonra. diğer ayağım sağlamda sadece çizmenin izolasyon problemi olan kısımlarından sızdırdığı kısmı ıslanmıştı. evden maliye lojmanlarına kadar yürümüştük sonra ne tarafa gittik bilmiyorum.bir diğeri dişçiye gideceğim için önce babamla sağlık müdürlüğüne gidip sonra hastaneye yürüdüğüm bir zamandı. yolun tamamını yürüdüm mü bilmiyorum sadece o günün ışığı ve bir işi yapabilme korkusu vardı bir küçük endişe gibi sızım sızım. dişçiden korkmadım hiç. dişçiye gidebilme işini becerememekten korktum. anılar benim için ışıktan ve kokudan oluşuyor. bel kemiği koku ve ışık.

Yorumlar
Yorum Gönder