Hatırat
İki hikaye dinledim aklımdan çıkmıyor. Hikaye deyince canım sıkıldı. uydurma gibiymiş gibi duruyor. anı kelimesi çok iğrenç diğer taraftan hatıra da çok arapça. "El netice" bu aralar bunu seviyorum. o da çok arapça ama söylemesi çok keyifli. Perşembe günü iskan sonrası elektrik sayaçlarını "gerçek kişiler" tek tek üzerine almak için anadolu yakasının elektrik dağıtım aşsine gittik. Klasik istanbul apartman ağzı ile anlatırsam 3 numara selim bey 1931 doğumlu her sabah banyoda hırıltılı nefes alış verişini duyduğum yalnız yaşayan adam. 1931 doğumlu olduğunu söyledi. ama 34'te yazmışlar fakat kendinin 86 yaşında olduğunu söylüyor. Akli dengesi yerinde gayet mantıklı konuşuyor biraz huysuz ve kulakları az duyuyor, sanırım durmaksızın yürüyebildiği süre sadece 1 dakika kadar daha sonra yoruluyor zaten. elinde bir bastonla geziyor bana sorarsanız şık giyiniyor bir İstanbul beyefendisi aslen erzincan kemahlı. karaköyde elektrik malzemeleri satarmış. yanlış hatırlamıyorsam 3 kızım var dedi. biri üsküdar bulgurluda biri izmir dikilide diğeri de almanyada berlinde. uzak oluşlarına biraz sitemi var gibiydi.
11.01.2015
ilk taslak ne zaman yazıldı bilmiyorum yayınlanma tarihi aralık ayının ilk günleridir muhtemelen hikayeleri üçledim. öyle bir olay örgüsü beklemeyin.selim amcadan devam edelim.
kendinin 86 yaşında olduğunu söyleyen selim amcanın geçen yıl karısı ölmüş. o zamanlar maltepede oturuyorlarmış. adam sürekli karısını hatırlaması ve kızına uzak yaşıyor olması sebebiyle üsküdar bulgurluya taşınmış maltepedeki 120 metrekarelik evi satmşlar. evin bahçeli olduğunu anlattı. bahçeden bahsederken gözlerinin içi parladı çok güzeldi dedi. her şey vardı bahçede meyve ağaçları dedi. o zaman neden buraya taşındın selim amca dedim. her yerde onu görüyordum dedi. karısından bahsederken gözleri doldu. böyle olmayacak dediler beni bu eve taşıdılar bu evi aldık şimdi çok pişmanım zaten yaşıyor muyum ölü müyüm belli değil dedi. benim de gözlerim doldu bir başka komşunun 3 aylık bebeği emaneten kucağımda uyurken. bebeğin adı muhammed efe. efe ismi buruk anılarımı depreştiriyor. bebek ara ara uyandı bana gülümsedi. onunla konuştum bana neredeyse kahkaha atarcasına gülümsedi ağzında diş yok. kırmızı battaniyesine sarılı, insanın bu kadar küçük haline dokunmayalı uzun zaman olmuştu. ben de ona gülümsedim. hükmü amca kucağına yakıştı dedi. bir kaç anadolu tipi espri yaptı. şenlikli adam. kapıyı çalıp kim o sorusuna toprak sahibi diye cevap veren sarı bahçe hortumunu bana hibe eden süpürge ile faraşı ortak kullanıma açan dakik pratik zekalı bayburtlu eminönünde çay ocağı işleten hatta her gün saat beşte eminönüne gitmesindeki gerekçe altmış yaş üstü ücretsiz akbilinin olması.bununla fazla fazla eğleniyor. selim amca ile de konuştular erzincanlı bazı arkadaşlarından bahsetti. ortak tanıdıkları çıktı. ölenlerden bahsettiler bazıları kalpten bazıları şekerden gitmiş.selim amca kimsenin elinden yemek yemezmiş kendim pişiriyorum dedi. bazen gidip kapısını çalıp halini sormak istiyorum ama bir bahanem yok. belki de bahanesiz gitmeliyim.incirlide çağdaş apartmanında hasan basri gürses gibi bodrum katı evinde bir yığın kitapla ölüp kokmadan önce bir kaç kez halini hatrını sormam gerek.
şarkı nedeniyle üçleme yapılamıyor. diğer taslaklarda görüşmek üzere.
11.01.2015
ilk taslak ne zaman yazıldı bilmiyorum yayınlanma tarihi aralık ayının ilk günleridir muhtemelen hikayeleri üçledim. öyle bir olay örgüsü beklemeyin.selim amcadan devam edelim.
kendinin 86 yaşında olduğunu söyleyen selim amcanın geçen yıl karısı ölmüş. o zamanlar maltepede oturuyorlarmış. adam sürekli karısını hatırlaması ve kızına uzak yaşıyor olması sebebiyle üsküdar bulgurluya taşınmış maltepedeki 120 metrekarelik evi satmşlar. evin bahçeli olduğunu anlattı. bahçeden bahsederken gözlerinin içi parladı çok güzeldi dedi. her şey vardı bahçede meyve ağaçları dedi. o zaman neden buraya taşındın selim amca dedim. her yerde onu görüyordum dedi. karısından bahsederken gözleri doldu. böyle olmayacak dediler beni bu eve taşıdılar bu evi aldık şimdi çok pişmanım zaten yaşıyor muyum ölü müyüm belli değil dedi. benim de gözlerim doldu bir başka komşunun 3 aylık bebeği emaneten kucağımda uyurken. bebeğin adı muhammed efe. efe ismi buruk anılarımı depreştiriyor. bebek ara ara uyandı bana gülümsedi. onunla konuştum bana neredeyse kahkaha atarcasına gülümsedi ağzında diş yok. kırmızı battaniyesine sarılı, insanın bu kadar küçük haline dokunmayalı uzun zaman olmuştu. ben de ona gülümsedim. hükmü amca kucağına yakıştı dedi. bir kaç anadolu tipi espri yaptı. şenlikli adam. kapıyı çalıp kim o sorusuna toprak sahibi diye cevap veren sarı bahçe hortumunu bana hibe eden süpürge ile faraşı ortak kullanıma açan dakik pratik zekalı bayburtlu eminönünde çay ocağı işleten hatta her gün saat beşte eminönüne gitmesindeki gerekçe altmış yaş üstü ücretsiz akbilinin olması.bununla fazla fazla eğleniyor. selim amca ile de konuştular erzincanlı bazı arkadaşlarından bahsetti. ortak tanıdıkları çıktı. ölenlerden bahsettiler bazıları kalpten bazıları şekerden gitmiş.selim amca kimsenin elinden yemek yemezmiş kendim pişiriyorum dedi. bazen gidip kapısını çalıp halini sormak istiyorum ama bir bahanem yok. belki de bahanesiz gitmeliyim.incirlide çağdaş apartmanında hasan basri gürses gibi bodrum katı evinde bir yığın kitapla ölüp kokmadan önce bir kaç kez halini hatrını sormam gerek.

Yorumlar
Yorum Gönder