Mektup-3 ( İmge Toplamı )
2005 Şubatından bir şeyler, bir delilik hali... Tarihin sadece benim için önemi var sanırım. Hiç düzenlemedim hatalarımı kollayın ya da kollamayın bilemem.
Gizli mabetlerinde yaşamak varken
Bugün kalemimden de dudağımdan da zehir damlıyor.
Artık ters yöne doğru kürek çekmeli
.Tedbirlerin mantığın kıyısına doğru
.Sonunda paramparça olacağını bilerek bunun heyecanıyla sürüklenmek.Artık zor
olana geldi sıra .Niye daha fazla ilerlemeden dedim bir zamanlar şimdi anladın
mı ?Endişelerin asla bırakmaz peşini sadece kendi endişen içinde bile
olsan bitmez. Cesur olmak neydi? Bazen senin olan öyle çoktur ki zarara uğrarsın. Fakirliği diledim; zincirler, halkalar bir araya gelmesin istedim ama yüz
çeviremezsin. Cesur olsak ya da en azından korkusuz .Dayansam sana sığınsam
sonra bir de kendime.
Geçmişin izi kalır silinmez büsbütün
Ama etkisi daim ise devam edemeyecek kadar
ağırdır
İlk durağı dahi beklemez.
Mutluluk zümrüdü ankadır .
Öyle uzaklarda,bilinmezlerde uçar ki
Ama göz yaşları bile ilaç .
Ama bilmiyorsan iki sokak aşağıda otursa da
fark etmez
Hangi taraftan eseceği belli olmaz .
Bir bakarsın sakız kağıdında çıkmış
Yedi çizgide anlatmış hayatın özetini
Ada mı vaha mı hayır.
Çoğu zaman serap,
Dokunduğuna emin olsan bile
Asla olmayan gerçekleşmeyen serap
Sarının içindeki kırmızı kadar keskin
Saçının başladığı yerden öpecek kadar masum
Ama değilse süt, bal, kaymak,
Aradığın her şey olsa bile
Eksik
Peki sen ?
Aynan nerede
Parlak yüzey
Yüzeysellik
Sana boyun eğdiği kadar kendine asi
Ama bilmiyorsan
Gece kadar kapalı ,sessiz yalnız senden
başkasına
Yuttuğu renk ve ışık kadar sürprizlerle dolu
Değiştirip durduğu derisi
O yine bukalemunun kendisi
Ama bilmiyorsan
Volkanı ,ateşi,fırtınayı kaosu
İki,beş,altı bekler
Sonra alır başını gider
Gezinir kalabalık içinde
Kalabalık kendi içinde
Devinir durur her yanı kan içinde
Ama bilmiyorsan
Uğraşı kendi içinde
Senin için de
Üç ağaç var içinde
"Var" ı bilmeyen "yok" u ne anlar
Ormana bakar kalabalıktan ağaç görmez
Kibritleri bitirir
Karanlık bitmez ışıksızlığı besler
Sevdiği karanlık, siyah
Yıldızmış sabahmış neye yarar kendine
bakamadıkça
Anlat sen
Denizmiş, kollarının aldığınca okyanus
getirmekmiş,
Mürekkep imiş, ses imiş ne fayda
Yüreği mühür
Yüreği bal mumu
Yüreğini nasıl yumuşatacağız bal mumu?
Kızgın sirke?
Gizli mabetlerinde yaşamak varken
Çorak sınırları zorlamak niye
Sonra mahkumiyetten şikayetçi
Bir kere cevap evet ise ardında merceklerle
dolaşmak niye
Cinayetler intikamlar aramak
Kendi mabedinin tanrısı olmak az geliyor
Kurbanların kanı olsun şarap kadehlerinde
sunulan
Senin de şefkate ihtiyacın var
Yıldırımlarını dışarıda bırak
Sinirli küçük Zeus
Bunlar senin toprakların
Huzurla dilediğince dolaş
Bugün kalemimden de dudağımdan da zehir damlıyor.
Yorumlar
Yorum Gönder