Dergah
Dergâhta çile, ibrik doldurmakla başlar. Adına çile deyince sanki kahırmış gibi geliyor. Dergâhta çile pişmek için çekilir. Gelelim bizim dergâhlarımıza şeyhlerimize ve çilemize ne kadar piştik ne kadar olgunlaştık. En çok zaman geçirdiğimiz yattığımız kalktığımız rüyamızı işgal eden iş yerlerimiz bizim dergâhımız. Çilemiz? Çilenin karşılığı? Tatmini? Olgunlaşmamız? Çok küçük araya katıp karıştıracağım kelime kökleri Nişanyan'a da saygılarımı yollarım, o benim hiç farkıma varmasa da. Der-gâh iki kelimenin birleşmesiyle oluşuyor aslında "kapı" ve "yer". Der, kapı; gâh da yer. Tezgâh da öyle el yeri. İkametgâh falan filan. Özetle ne öğrendik -gâh Farsça yer demek zaten kapının der olduğunu öğrenmek zor değil ama Arapça ile karıştırmak da mümkün biri “bab” biri “der”. Bab-ı Ali Dar-ül funün aynı zamanda bir mekân belirdiği için ev manasına da gelir. Ya da belki de merkez demeliyiz. Çatı anlamına da gelebiliyor. Biraz dili hissediyor olmanız lazım tam manasına...