Kayıtlar

Mektup-4 (Yılbaşı)

Belki geç kaldım yayımlamak için belki henüz çok erken ya da tam zamanı da olabilir. Eskilerden yeni "yeniler" çıkartmak daha kolay belki de... 01.01.2005 00:43    Hayatım, Yeni bir yıl ama hayatlarımızı değiştirmiyor ki ,günler birbiriyle hep bağlantılı olacak .Sil baştan değil   kaldığı yerden devam .Umarım bu zaman akışı bizi birbirimize yaklaştırır.Seni bana beni sana ve bize . Seni seviyorum yazacak olursam  bugünlerde fazla kırılganım ,ağlamaktan korkuyorum.haksızlık etmekten de sana .Sen varsın benim için uzakta olsan bile orada olduğunu bilmek bile bana yetiyor. Bazen sana daha çok ihtiyaç duyuyorum yanımda olmanı, sarılmayı; kırılgan olduğum zamanlarda sana sarılıp nedensiz ağlamayı belki de .Korkmadan sığınmayı .Emin olmak korumandan ,bazen sadece senin varlığından ve dünden bağımsız yarınları özlemeden yaşamak beraber .Kelime anlamının tam karşılığını yaşamak birlikteliğin ‘seninle olmak’. Aynı şekilde senin de benle .Tekrar düşün...

Mektup-3 ( İmge Toplamı )

2005 Şubatından bir şeyler, bir delilik hali... Tarihin sadece benim için önemi var sanırım. Hiç düzenlemedim hatalarımı kollayın ya da kollamayın bilemem.  Artık ters yöne doğru kürek çekmeli .Tedbirlerin  mantığın kıyısına doğru .Sonunda paramparça olacağını bilerek bunun heyecanıyla sürüklenmek.Artık zor olana geldi sıra .Niye daha fazla ilerlemeden dedim bir zamanlar şimdi anladın mı ?Endişelerin asla bırakmaz peşini sadece kendi endişen içinde bile olsan bitmez. Cesur olmak neydi? Bazen senin olan öyle çoktur ki zarara uğrarsın. Fakirliği diledim; zincirler, halkalar bir araya gelmesin istedim ama yüz çeviremezsin. Cesur olsak ya da en azından korkusuz .Dayansam sana sığınsam sonra bir de kendime. Geçmişin izi kalır silinmez büsbütün Ama etkisi daim ise devam edemeyecek kadar ağırdır İlk durağı dahi beklemez. Mutluluk zümrüdü ankadır . Öyle uzaklarda,bilinmezlerde uçar ki Ama göz yaşları bile ilaç . Ama bilmiyorsan iki sokak aşağıda otursa da fark etmez ...

Nâr

Ben ağlarım; sen, Yüreğimi bilirsin. Ben celallenirim; sen, Kanımı bilirsin. Ben yanarım; sen, Nârımı bilirsin. Ben yazarım, sen, Mürekkebimi bilirsin. Ben ölürüm; sen, Canımı bilirsin. Bilir sanırım kendimi, Sen elbet en iyisini bilirsin. 31.01.2012 /İstanbul

Yemen Mocha

Resim
17 Kasım 2005  19:30‘dan sonra Bir gün gelir bütün gündüzler olur gece  Duyamadı ğ ın kendi sesin olur sadece     29 Aralık  2003 Yemen moca Belki çift c ile Bütün zaaflarımı görmek istiyorum Birileri parmaklarını sokmadan Kanatmadan Aynada sarı saçlarımı kestim Düz lepiska saçlarımı Uçları kanıyor her bir telin Bugün ayın 29 ‘u Peki bu ayın umurunda mı     

Gerçek İsimsiz

Ve bir  yağmur yağar İçinde  bir umut yeşerir Kırmızı  arzu Mavi huzur Hadi buyur Uyku alıp götürür Ne var ne yok Sabah  yine aynı çorak toprak Aynı kurak Tarih imi yok ama 2005 olmalı.

2002'den

2002'den  Sabunları yıkadım sabahtan akşama Ne kirleri kaldı ne kendileri Yalnızlığıma damladı kirleri Kirlendiği kadar azaldı Nasıl kurtulmaya çalıştım Benim  olan tek şeyden Senden, Yalnızlığımdan  *Sadece 2002'den diye not alınmış. Lisede isyankar zamanlarımdan kalma. 

Geçmiş Zaman Masalı

Bir kadının şefkatli sıcağında uyumak  ve bir erkeğin kollarında huzurla. İki deniz de kabarır durulur  uykuya bırakır kendini sakin. Meçhulün gölgesini arar. Bilmez ki içinde durur kendisi, aslı. Aslı olmayan gezinir bedbaht Gölgesine  kanaat eden de bulunur . Ama  bilmez neden nisyan İçi  dışı kaplama saf safir Yine anlamaz bilmez neden fakir Kestane saçları, gözleri ela Içinde nicesi var saçları al, gözleri boya Oğlan,Bey sana diyom Peşi sıra ak kara Geçirirsin sabah leyli Bu hatunun sana meyli Söylenirmiş masal imiş Iki vakit sonra neymiş At da yokmuş kervan neymiş Üç vakit sonra gelmiş Gözleri duru nehir Akıtır içine bir sürü zehir O zehir ki ab-ı hayat Bu nasıl ağu bu nasıl tat Kul bilgedir ki her söze mahir  Bundan öte adam olman zahir *  Son iki mısrasındaki düzeltmeler "Mızmız" mahlaslı bir ozanımıza aittir. Katkısı için teşekkür etmek gerekir. Ben yine de memnun değilim ama revizyon ol...