Epeski
Sözlük okumak yararlı demişlerdi. Evde de okuyacak pek bir şey kalmamıştı. Büyük Türkçe Sözlüğünü aldım. Abis çıktı karşıma. Okyanuslarda güneş ışığının dahi ulaşamadığı derin çukur. O zamanlar elimde etimoloji bakacak herhangi bir şey yok tabii. Bugün bakınca eski yunanca ve A- (olumsuzluk ya da olmayan anlamına gelir) a- olmayan bi- iki. sonra gama yani üç. Mısır Arapçasında c harfi yok. Cimi kabul etmiyorlar. G diyorlar. Tüm Arap dünyası C için Cim kullanırken Mısırlı kardeşlerimiz Yunancadan beğendikleri gibi Gama yani G sesi kullanıyor. A (without) Bysoss, dip yani dipsiz olan anlamında. Bottom kelimesi de bu kelimeden geldiği olasılığı olduğunu yazıyor. Linkim burada B Bu kısımda söyleyeceğim bir şey daha vardı. alfabenin ilk harfleri ile sayma sayılar uyumlu. En azından Yunancada. Bu da silik bir bilgi. merak edenler kazısın baksın. Bu kadar zihin akışı yeter. Dün bir belgesel açtım Abyss ( Der Abgrund ) Orijinal adı Der Abgrund yerin, zeminin uzağı gibi. Abisle başladı. Kitap okuma ve evde esir tutulma anılarım cascas yapmaya başladı. Bu öfkeyle ışıldama sesi olsun. Zarar veren bir ışıldama. Benim korkutucu olmam ile aynı öfke reaktöründen. Ejdarha gibi korkutucuymuşum. "Saçma bir filmden çıkmış altın pullu bir ejderha gibi"Kitap meselesi sonraya kalsın mı? 20 Haziran 2024 Yazdığım taslakta çürümeye bıraktığım mailim aşağıdadır.
"Merhaba
Daha önce atacağım deyip atmadığım mailler için ayrılacak tüm zamanı bununla kullanmak istedim. Son karşılaşmamızda hastaydın. Umarım daha iyisindir.
Eski bir taslakla devam etmek ne de ayıp. Yanlışlıkla yapılmış süsü verip aptallık zırhıyla korkularından bir nebze kaçmak biraz konforlu. Aptallık değil de sanırım "o kadar özenmiyorum" ya da "biraz dikkatsiz olabilirim" süsü. Aptallık kabul edilecek bir içlik de olmazdı. Hepimiz kendimizi pek kıymetli inciler barındıran kabuklu yumuşakçalar sanıyoruz. Sanmıyoruz iddiamız öyle dışarda kabuğum var ama içim yumuşacık. Hadi lan oradan bizler sosyal yırtıcılarız işte. Analojiden nefret ederim. Bir şey, başka bir şeye benziyorsa bazı noktalarda da ayrılıyor demektir. Benzerliğin ayrılık da taşıma şartı garip değil mi? Tüm bağlar iki şey arasında aynılığa işaret ederse kopuyor. Çok sündürürseniz kopar. Aynılar arasında bile başkalık var. Aristo gerçek bir sepetçi. Her şeyin ona göre yerli yerinde durmasını istemiş. Bitkiler, hayvanlar, insanlar. Bunu yazarken taksim ile taxis aynı köklerden mi geliyor diye aklımı kurcaladı. Eski Yunanca ve Arapça çok kez karşılaştı. Sonra tasnifin içinde de sınıf kelimesi var. Dil kafamda tamamen bir aygıt gibi çalışıyor. Düşüncelerim kelimeli değil. Pek çok kişinin düşünceleri kelimeli. Bunu söylemek alıklık olabilir ama oldukça geç konuştum. Henüz konuşmadığım zamanları da hatırlıyorum rüya görmek gibi her şey çok sezgisel sanki bazen konuşmayan memeli hayvanların bilinçleri böyleymiş gibi geliyor. İki buçuk yaşındaki benim bilincim gibi. Düşüncelerim birbirinin ardına sıralanmış soldan sağa lineer bir çizgide değil de yer çekimsiz ortamdaki su gibi. Bir miktar dinamik şekli bozuk bir küreyi andıran yine de akışkan ve hatta tek tek temel taşlarına indirgenemeyecek şekilde birlikte. Sezgi de tam böyle bir şey. Rüyalarımız da böyle sanki kelimelerden oldukça azade. Anlatırken saçmalamamız ve asla gerçek etkisini aktaramamız temel taşlarına bölünememesi.
Son zamanlarda hikaye, hikaye anlatma dinleme bağımlılığını düşünüyorum. neyini seviyoruz. İnsanlar gerçekten hikaye bağımlısı. Neden sonuç ilişikisi mi bağlantısallık mı? Yapı kurmayı seviyoruz bunu kabul ediyorum. Bunun beynin müziği sevmesi gibi düşünüyorum. Devamlılığına kendini kaptırıp (pattern) gelecek olanı tahmin etme oyunu oynuyor.
Sample. Gelecek olanı yanlış tahmin ederse öğrenirken eğleniyor. Beyin pattern seviyor. Şu ayrımları yapmam gerek. beyin zihin bilinç. kendi içimde yapacağım kimseye bulaşmam. Beyin fiziksel ve pek çoğu ile ortak olan organ. Memelisi osu busu, burası kolay. Zihin, beynin derli toplu olmayan yığını. Bilinç iki tane var gibi sadece bir tanesine tanım yapcaz. Zihnin nispeten derli toplu anlık kesiti. Alınan kesit zamana bağlı olduğundan bilincin diğer kısımlarını açık kapalı kısmını da gösterebilir. Bilinç bir monitoring öğesi. Altı var yanı sağı solu pek çok yerden topladıkları var. Şu an bir benzetme tam zamanı değil mi? Zihin bir evin odaları dolapları ise pencereden içeriye bakan yine kendimiz olduğumuz bir garip versiyon. Benzetmeyi çok güzel toparlıyorum. Ev beyin içeride bir kendimiz varız ve pencereden içeriye bakan başka bir kendimiz var. Zombi (içerideki kendimiz) bazen dolaplardan don, çorap ortaya döküyor pencereden bakan sosyal kendimiz bazılarını görmezden geliyor. Zombinin söylediklerinin bir kısmını asla kimseye söylemiyor. Bazılarını düzeltiyor anlaşılır kabul edilir hale getiriyor. Derliyor topluyor yerine koyuyor. İki tane bilinç bulmacası var ikisi de aynı aslında. İnsanın kendi kendini kucağına alması mümkün değil. İnsanı insanla ölçersen böyle sorunlar çıkar işte. Kendi gözümü, yansıması olmaksızın asla göremeyeceğim gibi. tabii başkasının gözünü görebilirim. Hoppala aydınlanma çağına girdim aniden. El netice diyeceğim bu çorba, girift bağları olan ağlar bütünüdür.
Zihnin dikey katmanları da var. Bunları yazarken farklı dört beş şey daha düşünüyorum kategorik olarak farklı. Gelecek projeksiyonu akşam ya da bir hafta sonrası ya da oldukça uzak gelecek. Geçmişe kaçışlar. Günlük saçmalıklar, bazı insanlar, diyaloglar, telefona bişi geldi mi yumuşak bir çimdik gibi. Bunlar dikey katmanları. Zamanda kesit alırsak gerçekten kristal gibi parlayan tek bir düşünce ile karşılaşmayız. Düşünce zaman grafiği mi çizmeli. Ya da belli zamanda düşünce yoğunluk grafiğine bakınca mı şiddeti ortaya çıkabilir. Trigonometriyi daha çok mu sevmeliydim. Çıkan eğriyi başka değişkenli bir grafiğe aktarıp...
Sürenin ve sayfanın sonuna geldik.
Tuzak burada; bu kadar laf salatasının sebebi : Yardıma ihtiyacım var. "
Yorumlar
Yorum Gönder