Kelebekli Bauhause

Merhaba 
Merhaba demeyi h harfi yüzünden severim. H sıcak naif bir bir harf bunu daha önce de söyledim. hatta senden önce de mahlep için bile söylendi o laflar. ama yine de özel hissetmen için sana kartpostal hikayesini anlatayım: O akşam içimden bir şey yazmak geldi kaç zamandır gelmiyordu. Sana yazayım istedim. Bir şeyler aradım kartpostal çokça olan bir şey değil her zaman herkesin elinin altında olan bir şey değil gibi geldi. Yeşil kutudan sevdiklerim kuşlar ve bitkiler kartpostallarından bir tanesini çektim bilinçsiz yani kura çeker gibi hangisinin hangisi olduğunu bilmeksizin bilinçsiz elbetteki bilincim yerindeydi tastamam çiçek geldi. Neyse dedim. Her ikisini seviyorum ama demek ki aklımda daha çok kuş varmış. Kadere müdahale etmedim bazen insan rolümü seviyorum bazen tanrı olmaktan vazgeçmiyorum. Bu sefer insanlığı seçtim. Kalemim de kıymetlidir. Hangi kalemle yazacağım mutlaka belli olmalı elim ona alışık olmalı kağıtta benden habersiz oraya buraya kaçmamalı. Bileklerim güçlü de olsa kalem benden güçlü olmamalı. Sonra lanet olası elim benden korktu imajım titredi elim titredi. lanet olası ikinci şey de kapı çaldı yetişemedim dedim aptalım aptal aptal bir şeylerle o kadar uğraştım ki şu iki cümleyi yazamadım. Lanet olası kapı Daire 1 olmanın first classlığı ya da ilk ihtimali deneme talihsizliği nedeniyle zırlanmış. Gelen sen değildin köylüler bütün tuşlara basıyor karşıdakilere gelmiş birileri. Elim titredi. yazım bozuldu imla mahvoldu. mürekkep dağıldı. lanet olası kompozisyonu. İnsanları neden sevmiyorum. Sevdiğim insanların münasebetsizce önüne geçiyorlar çünkü. 2 dakikada bu kadar örnek vermiş olayım. Bunlar bazı çocuksu şımarıklıklar, gülümseyerek yazıyorum bunları. Doğuştan bana verilmiş olan divan şairi pozisyonu ile pek noktalama kullanmam ama görevimi yerine nadiren getirdiğim için ( divan şairliği) anlam karmaşası olması durumunda bile hafif bir sırıtma ile yine noktalama kullanmam senden rica okurken doğru anlamak için yavaşça ve bazen iki kez okuyarak bazı yerlere gerekli noktalama işaretlerini serpiştirmek. bazen bazı cümlelerin bazı elemanları eksik kalır bir bağlaç olur genelde bunlar. Ne yazık ki hata kodu bol olan bir insan mamulüyüm. Tüm robot camiasından özür dilerim. Bir kere yazmaya başlarsam durmam çok zor sınırsız geyik yazabilirim. Geyiklere bayılırım. Her iki anlamda. henüz hiç geyik görmediğim utancını da bazı ormanlarda gidermeye çalışıyorum henüz ormanla tam bir mutabakat sağlanamadı. Bir gün o geyikleri bana gösterecek bir orman bulacağım. 
Hikayede henüz 135 saniye ilerleyebildik. Panoya bakmıştın geçen sefer yine bakarsın diye düşündüm bakmadın sanki duyuru panosu mu bu sürekli İspanyolca dersi ilanı güncellemesi gelecek ya da kiralık katil oda arkadaşı ilanı çıkacak. basit ev panosu bazen menü yazar bazen sebze meyve listesi, wifi şifresi daimi, elektrik su faturası geçici. Ev panosu böyle bir şeydir. Bakmadın kahve içiyorduk ben kendimi Alice sanıyordum ayağımda dantelli beyaz kısa çoraplarım siyah rugan ayakkabılarım mavi elbisem vardı saçlarım düz ve sarıydı hatta sen fark etmedin belki. Sen tavşandın o sırada. sana da yakışmıştı tavşanlık hemen bozayım istedim. çok dalarsan aşka dünyalara dönüşü zor oluyor. Gitmesi de zor oluyor dönmesini bilmeyince. Teslim al o zaman kartını dedim. Okuyamadın. Kimse okuyamaz Osmanlıca yazımı. Türkçe ama sanki Arapça harflerle yazılmış gibi. Utanç yine. bunlar beni kırmızı yanaklı yapıyor. İnsanlar beni kanlı canlı sanıyor halbuki bunlar hep utançtan. Ben okudum. Berbat. Bu hayatta birine yapılacak en kötü şey en zor mahcubiyet hanesi yüklü davranış yazdığı şeyi sesli okutmaktır. bunu benzetebileceğim şeyler öyle vahşice ki hiç sorma. çok merak edersen bir ara sor hiç yazılmamış olur en azından. Bazen okuyamadığım ifadelerin oluyor. Panikliyorum. Yine kırmızı yanak. 
Sonra götürmedin kartını demek ki paniklediğim kısım doğruydu nefret etti bundan. ikinci ihtimal başka bir anı yazılı hard diskte. o garip kırılmaları çıtırdamaları tam duyamıyorum şu an. robot hard diskleri de o kadar ulaşılabilir değil tabi ki. Ben böyle şeyler yaparım okulda arkadaşımla kavga ederdim mektup yazar defterinin arasına koyardım. Fotoroman bile yaptım, 80 sayfa mektup yazdım daha önce. Bir arkadaşımın hiç tanımadığım bir arkadaşına mektup yazdım hayatında ilk kez mektup aldı. Antikayım; sezişle, benim de fark etmediğim örüntülerle yaşıyorum; çoğu zaman başarılı bazen de isabetsiz tahminlerle yani. Realizm gündüzleri kapımda geceleri  sokakta gezmesine izin veriyorum. gerektiğinde içeri alırım her zaman lazım değil. hazır kıta beklesin. Gece benle konuşmamanı öneririm hele dolunay falan varsa. Medcezirimle uğraşma. 

Yaşamak dediğinin içinde bende biraz bunlar var. Neşeliyim. neşem bazen çok şımarıktır. Ağzı da bozuktur. Beni kıramazsın beni üzemezsin beni öldüremezsin bile ben istemedikçe. İnatta dünya markasıyım. Her iki taraftan sağlam genlerim var. Uzlaşmak istediğimle uzlaşırım. 

Sona yaklaşma vakti sanırım diğer geyiklerde -içi hayvan gibi gerçeklerle dolu geyiklerde- görüşmeden önce mektubu yolladım dedin bir yerden düşmesini bekledim gelen yok. anlamadığım bir şekilde gelecek galiba diye düşünürken ben kendi dünyamda geçen sabah aklıma zorla giren şu saçmalıkları yazıyordum madem öyle mail atayım dedim. Gmail bazen ağır hıyarlık edip bildirimsiz maili inboxa koyar geçer, disiplinsiz Gmail. Bu sebeple bazen Gamil demek zorunda kalıyorum. Sonra yazdıklarını şiiri sana yollamak için açtığım için görebildim yoksa sabah belki de dayanamayıp güvercin gelmedi diye yazıp bir günaydınla düşecektim peşine. ama işte orada. Subjecti olan bir mail. Zordur yazmak bir subject maile bir şey hakkında değildir mektuplar çünkü iş değil ki derdi tasasının özeti olsun hasretinin. El netice şiir Kelebekli Bauhause 

kelebekli perdelere baktım 
ama mağrur bir duruş taklidi ile   
elimi ayağımı nereye koyacağımı bilemedim 
o, çayını içti 
gözleri biraz kapaklı gibi 
hüpp bir yudum çay biraz peynir 
kelebekli perdelere baktım 
yağmur spreyi yeşilleri cilalamış
baharı beklemek gibi baktım yüzüne 
sakalında bal mı var 
tahin mi bulaşmış bıyıklarına 
aklımdan geçen porsukları parçalayan ayılardan sıyrılıp 
kelebekli perdelere baktım 
ilk adımını atan çocuk gibi 
yeni iyileşmiş hasta gibi 
naif sıcak bir mayıs akşamı gibi 
korkutmayan rüzgarı ile 
karşı tarafın aygıtı ile karşıtın karşıtı bir şey dinledik
yayın sonrası herkes sigaraya gitti
biz durduk karşıtların karşıtı yine bizdik çünkü



Noktadan sonra büyük harfle başlamadığım cümleler için özür dilerim ama büyük kısmını gmaile atarım bu suçu Arapça mı yahu bu bütün noktalardan sonra otomatik yap işte bunu. Bak Word dişil olmasına rağmen bu işi otomatiği bağlamış direnmiyor.  (Excel eril; Word dişil benim için)  Arapçada büyük harf yok. 

uyuyor musun gözlerin mi kısık ? 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

AltStadt & Fagus

Katırtırnağı

İtin Götü