Nambır Vanovvan
son zamanlarda hacıosmandan yenikapıya kadar uzanan metroda bir gün bir arkadaşımla gayrettepeye giderken bir çift ile aynı direği,trende savrulmadan durmak için tutunacak dal olarak kullandığımızdan kız yanlışlıkla sevgilisinin eli diye benim elimi tuttu. kızın yüzüne baktım
yalnız o benim elim dedim.
kız gülerek ve fazlaca utanarak elini çekti halbuki benim elimi tutarken ne sevgilisi ne de kendisi farkında olmadan birbirlerine gülümsüyorlardı. bu anı bozmak istemezdim de daha çok güldük hep beraber güldük.
bakırköyde oturduğum zamanların birinde yine çalışmadığım bir zaman olmalı hafta içi mesai saati taksimden 72T ye binip eve gidecekken ki bu otobüs istanbulun özel otobüslerindendir yeşilköye gider binerken şoföre bir merhaba dersiniz. herkes der iyi akşamlar iyi günler gibi bir şey denir. gezi parkının karşında durağı vardı o zamanlar point otelden meydana doğru giderken sağda kalırdı artık tamamı yeraltında ya da köprü altında muhteşem yayalaştırma çalışması ile taksmin altında bir haşim işcan gecidi pisliğine yaraşır durak hengamesi yaptılar. gündüz vakti bile aydınlatma olmalı o denli yeraltı neyse daha önceki zamanları daha insani gibiydi. sıra bekliyorduk 72Tnin medeni sırasında önümde kalça çevresi rahatça iki metre ölçülebilecek bir kadın vardı. kadın çok kez basamağa tırmandı ama kendini otobüsün içine çekemedi. bir basamak çıkmak bu kadar zor olabilir mi demeyin kadın çıkmadı işte bir süre bekledik. sanırım 45 saniye denedi otobüsün ilk basamağını kaç saniyede tırmandığınızı düşünürseniz kadının defalarca başarısız olduğunu anlayabilirsiniz. sonunda ben kadının poposuna iki elimle destek verdim. hoop otobüse binebildi. bana teşekkür etmesini bekliyordum hiç bir şey demedi bana neden dokunuyorsun da demedi. kadının kalçasını iki elimle ellemiştim halbuki. kimsenin yüzünde noluyor yahu ifadesi yoktu. arkaya doğru ilerledim sanırım suratım pancar gibiydi. boş bir yer bulup oturdum.
metrobüsün ilk günleri.o zamanlar zincirlikuyuya yeni bağlanmış daha önceleri cevizlibağ-avcılar arası çalışıyordu. cevizlibağdan zincirlikuyuya bağladılar. eylül ayı yıl 2008. otobüste motobüste zırlamasın diye hep sessize alırım telefonu yine telefon sessizde. çaldı açmak zorunda olduğum bir arama sessizce cevap verdim. nereye gideceğimi ne zaman döneceğimi kararlaştırıp kapatacağım bir konuşma öyle uzun uzun sabah dolma sardım öğle pazara gittim çerçevesinde bir konuşma değil.karşılıklı duran 4lü koltukların birinde oturuyorum karşımda bir çocuk sürekli telefonla uğraşıyor bir şeyler yazıyor gülüyor. kimseye zararı yok. ben sessizce konuşurken koridorun diğer tarafındaki dörtlü koltuktan
aaa terbiyesiz kaç keredir söylüyorum kapatmıyor da diye
feveran eden bir kadın fark ettim. konuşmam bitti kapattım toplam görüşme süresi bir dakika kadardır. kadın bana diyormuş. kadın tam pazarcılarla kavga edecek sarışınlıkta ve kiloda. esasen karşısına çıkan herkesle kavga edebilir de diyebiliriz. metrobüsteki kurbanı benim. telefonu kapattıktan sonra kusura bakmayın rahatsız mı oldunuz dedim? yanındaki adam gözlerini yavaşça kapatıp açarak ve gözlerini devirerek ben ben; ben rahatsız oldum dedi. amcalar yaşlandıkça teyzeleşiyor. kadın delirmiş gibi bağırıyor. rahatça diş geçirebilecekleri bir sabi bulmuş aklınca.
herkesten özür dilerim. dedim. kusura bakmayın
yeni bir şeyler söylediler. mesaj mesaili çocuk ki tam karşımdaki genç oluyor bu
ben bile duymadım sesini araçları da bozmuyor cep telefonları sadece toplu taşımada kişilerin birbirine rahatsızlık vermeleri için konulmuş bir yasak
dediyse de yaşlı kuralcılar kazandı.
avrupa da metro da çıt çıkmıyor gibi gereksiz örnekler ve şakalaşmalar ve zafer kazandık edaları ile yaşlılar kendi aralarında ittifak yaptıklarını düşünerek konuşmaya başladılar.
sıra bana geldi tabi ki.
yook dedim öyle aranızda konuşmak gülmek falan yok ben rahatsız oluyorum herkes sessizce oturacak. ben 40-50 yaşlarında yumurta topuk bir ayakkabı ile telefonumu bağırta bağırta çaldırrıp sonra da bağıra bağıra konuşan bir herif olsam hiç biriniz bana bir şey diyemeyecektiniz. şimdi siz susun avrupadaki gibi ben rahatsız oluyorum.
amcalar ve teyzeler yenildi. bundan hemen önce de şoföre sorulan soru ile de araçların cep telefonundan zarar görmediği cevabını alıp ceplerine koymuşlardı.
yalnız o benim elim dedim.
kız gülerek ve fazlaca utanarak elini çekti halbuki benim elimi tutarken ne sevgilisi ne de kendisi farkında olmadan birbirlerine gülümsüyorlardı. bu anı bozmak istemezdim de daha çok güldük hep beraber güldük.
bakırköyde oturduğum zamanların birinde yine çalışmadığım bir zaman olmalı hafta içi mesai saati taksimden 72T ye binip eve gidecekken ki bu otobüs istanbulun özel otobüslerindendir yeşilköye gider binerken şoföre bir merhaba dersiniz. herkes der iyi akşamlar iyi günler gibi bir şey denir. gezi parkının karşında durağı vardı o zamanlar point otelden meydana doğru giderken sağda kalırdı artık tamamı yeraltında ya da köprü altında muhteşem yayalaştırma çalışması ile taksmin altında bir haşim işcan gecidi pisliğine yaraşır durak hengamesi yaptılar. gündüz vakti bile aydınlatma olmalı o denli yeraltı neyse daha önceki zamanları daha insani gibiydi. sıra bekliyorduk 72Tnin medeni sırasında önümde kalça çevresi rahatça iki metre ölçülebilecek bir kadın vardı. kadın çok kez basamağa tırmandı ama kendini otobüsün içine çekemedi. bir basamak çıkmak bu kadar zor olabilir mi demeyin kadın çıkmadı işte bir süre bekledik. sanırım 45 saniye denedi otobüsün ilk basamağını kaç saniyede tırmandığınızı düşünürseniz kadının defalarca başarısız olduğunu anlayabilirsiniz. sonunda ben kadının poposuna iki elimle destek verdim. hoop otobüse binebildi. bana teşekkür etmesini bekliyordum hiç bir şey demedi bana neden dokunuyorsun da demedi. kadının kalçasını iki elimle ellemiştim halbuki. kimsenin yüzünde noluyor yahu ifadesi yoktu. arkaya doğru ilerledim sanırım suratım pancar gibiydi. boş bir yer bulup oturdum.
metrobüsün ilk günleri.o zamanlar zincirlikuyuya yeni bağlanmış daha önceleri cevizlibağ-avcılar arası çalışıyordu. cevizlibağdan zincirlikuyuya bağladılar. eylül ayı yıl 2008. otobüste motobüste zırlamasın diye hep sessize alırım telefonu yine telefon sessizde. çaldı açmak zorunda olduğum bir arama sessizce cevap verdim. nereye gideceğimi ne zaman döneceğimi kararlaştırıp kapatacağım bir konuşma öyle uzun uzun sabah dolma sardım öğle pazara gittim çerçevesinde bir konuşma değil.karşılıklı duran 4lü koltukların birinde oturuyorum karşımda bir çocuk sürekli telefonla uğraşıyor bir şeyler yazıyor gülüyor. kimseye zararı yok. ben sessizce konuşurken koridorun diğer tarafındaki dörtlü koltuktan
aaa terbiyesiz kaç keredir söylüyorum kapatmıyor da diye
feveran eden bir kadın fark ettim. konuşmam bitti kapattım toplam görüşme süresi bir dakika kadardır. kadın bana diyormuş. kadın tam pazarcılarla kavga edecek sarışınlıkta ve kiloda. esasen karşısına çıkan herkesle kavga edebilir de diyebiliriz. metrobüsteki kurbanı benim. telefonu kapattıktan sonra kusura bakmayın rahatsız mı oldunuz dedim? yanındaki adam gözlerini yavaşça kapatıp açarak ve gözlerini devirerek ben ben; ben rahatsız oldum dedi. amcalar yaşlandıkça teyzeleşiyor. kadın delirmiş gibi bağırıyor. rahatça diş geçirebilecekleri bir sabi bulmuş aklınca.
herkesten özür dilerim. dedim. kusura bakmayın
yeni bir şeyler söylediler. mesaj mesaili çocuk ki tam karşımdaki genç oluyor bu
ben bile duymadım sesini araçları da bozmuyor cep telefonları sadece toplu taşımada kişilerin birbirine rahatsızlık vermeleri için konulmuş bir yasak
dediyse de yaşlı kuralcılar kazandı.
avrupa da metro da çıt çıkmıyor gibi gereksiz örnekler ve şakalaşmalar ve zafer kazandık edaları ile yaşlılar kendi aralarında ittifak yaptıklarını düşünerek konuşmaya başladılar.
sıra bana geldi tabi ki.
yook dedim öyle aranızda konuşmak gülmek falan yok ben rahatsız oluyorum herkes sessizce oturacak. ben 40-50 yaşlarında yumurta topuk bir ayakkabı ile telefonumu bağırta bağırta çaldırrıp sonra da bağıra bağıra konuşan bir herif olsam hiç biriniz bana bir şey diyemeyecektiniz. şimdi siz susun avrupadaki gibi ben rahatsız oluyorum.
amcalar ve teyzeler yenildi. bundan hemen önce de şoföre sorulan soru ile de araçların cep telefonundan zarar görmediği cevabını alıp ceplerine koymuşlardı.

Yorumlar
Yorum Gönder