Kayıtsız

Küçük bir deneme yapalım kimseyi hesaba katmadan ne kadar yazabilirim. Bayramları sevdiğimi sanıyordum ama beni fazla fazla geriyor olduğuna karar verdim hiç mutlulukla hatırladığım bir bayram yok sanırım -bir tanesi hariç- yurtta oldukça yalnız kaldığım yalnızlıktan ve sessiz kalmaktan insansız kalmaktan neredeyse kendimi asacak kadar delirdiğim kısmını çıkartırsak bir bayramım gayet huzurlu geçmiş diyebiliriz. Olamadıkların için mücadele et söylemini kabul edelim. Olamadıklarım içinde olmadıklarım var işte hırslı olamadım onu olamadım ki bişiler olmadım bu saçma bir döngü mü diğer bir yaklaşımla bu bir daire ya da çember mi çember çok manasız bence çemberin içi boş olamaz çizgisi var ya bir kalınlık olduğuna göre çizgi o zaman o çizgi sınır kabul edilip iç kısımda kalan kısımdan bahsetmek lazım dairede dışarıda kalanlardan mı acaba bence tanımlamalar yanlış. İlkokul öğretmenimin dediği gibi ben soruları tersten çözüyormuşum olaylara kıçından bakmak gibi aslında iki değerlendirme var bu durum için İnanmak istediklerine inanmak kabul etmek ya da reddetmekten sebepli iki yol bu durumun olumlu olduğu ve fark yaratacağı /bu durumun olumsuz olduğu ve ayak bağı olacağı gereksiz saçma hantal beyinli insanların özellikleri arasına dahil edilebilir. İnsanın ölçütü insan mı hangi insan hangi tip tür şekil çeşit insan. Ben kendi ölçütümü seçeceksem eğer  nerde kaldı adalet hem bilemem ki ben kim beni daha iyi ölçer ölçek kabı daha büyük olmalı ne de olsa o diğerinin içine girecek. Ben kümelerle düşünürüm şimdi neredeyse ciğerlerimi dökerek ağlayacağım. Bir bilsen beni zehirleyeni; tam bir yılan. Ölmekten korkuyorum olmadıklarımı olamadan öleceğim diye Sahip olamadıklarım değil iyelik değil ben keyif alabileceğim zamanları çarçur etmekten de korkarım bazen hakkıyla üzülmediklerim çok kez ağlamadıklarıma da kapalı kalmaktan da korkarım ölümden korkum o kadar ama gün gelince hayıflandıklarım olmayacak olmasın değil mi?  O zaman hangi tarafta durmalıyım Kendi şüphemle kendimi korkutuyorum halbuki üçkağıtçı bir şüpheci olsaydım insanları suçlasaydım ne kadar kolay olurdu kendi kendimden şüphe etmezdim sahtekarların iç huzuru tam olmalı Bu bir tahmin değil bu olması gerekeni tanımlayan cümle "olmalı" Öyle garip bir haldeyim ki yazdıklarımı aslında blog sayfasına yazıyorum sana yollamak istemiyorum aslında sen sonradan çıktın girdin bu yazıya yoktun yoksa.  yoksa yoktun garip iki negatifin olumlu duruşu tam bir saçmalık sadece fizik doğru negatif kutuplar birbirine kafa atar. Bunlara sana yazdımsa ya da yazmadımsa o zaman bilmen hak olur mu elbette olmaz. aklımdan geçenleri söylemediğim gibi herkese herkesle ilgili bu da hak değildir. Benim istediğim ben göstermeden göndermeden sen gör ama çok kısa sürsün bu hemen unut gitsin paylaşmak istemiyorum. sen,o, başkası, kendime de diyesim yok adam ol diye. sırf paylaşmayayım kendi içimde dahi olsun konuşmayayım diye. paylaşmak...son 4 yılda ne biçim ucuzladı. Sanırım batı diyelim batı dillerinde de öyle yani ana dili İngilizce olan biri için sharing bir facebook aksiyonu olmuş olmalı ben olsam diyemem Eski fotoğraflarımı "arşivledim" diyelim kayıtsız diye bir klasör var her gün fotoğraflarımı çekiyordum. Sanki ölürsem ya da yaşlanırsam kayıtsız belgesiz kalmamak için ya da varlığımı kendi gözüme mi sokuyordum. Başkaları bilmez o fotoğrafları zaten onlara baktım da bu fotoğraflama 2009 yılında takıntı olmuş bir haldi.Baktım ki küçük çocuklar ya da eşek kadar herifler hayvanlara işkence etmek için köşeye sıkıştırır hayvanın kaçacağı yer kalmadığı için deli gibi korkar ama saldırır ya o işte o klasör  saldıran direnen korkan hayvanın fotoğraflar serisi. Buraların kağıtları bitti. Canımın acıması gerekirken acımaması sonra ateşlere atılmak var, bildiklerim var,emin ol var. Bugün ilk yırtık çatlak oluştu sesini duydum bile kimse inkar etmesin.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

AltStadt & Fagus

Katırtırnağı

İtin Götü