Mektup-2 (Vahim)
15.01.2008 tarihinde dijital olarak kaleme alınmıştır.
Anlamıyorum neden bu kadar ısrarla mücadele ettiğini senin
için bu kadar önemli olduğumu düşünemiyorum belki sen de aynı şekilde
hissediyorsundur.Öküz, ben esasen kendimden bıktım;neden bu kadar saçma sapan
işlerle hayatını heba ediyorsun neden bırakıp yoluna devam etmiyorsun belki de
hayatında yapacağın en büyük yanlış üzerine bu kadar ısrarla gidiyorsun.Sen
düşündün mü gerçekçi bir şekilde
neler olabileceğini ileri yıllarda? Ben problemliyim.İstikrarsızım
evet Öküz o kadar çok gitmek istiyorum ki seni de alıp gitmek istiyorum
her yerden kimsenin olmadığı hiç bir şeyin olmadığı bir yere hem de.Yıllarca
susmak istiyorum sana bakmak istiyorum sadece;sevgiyle bakmak sen bana
baktığında işime hızla geri dönüp bakışlarımı kaçırmak.Kimse olmasın sen de
konuşma toprak olsun, güneş, büyümek için hevesli ağaçlar olsun parlak açık
yeşil yapraklı, hayvanları bile istemiyorum ses yapmasınlar kimse gürültü
yapmasın sessizce sevmek istiyorum seni karanlık olsun belki denizin sesi beni
yormaz, küçük serçeler, bazen yürümek istiyorum yalnız ama hiç bir şey
düşünmeden kimsesiz yollarda aklımdan dahi geçmesin kimse bir ömür susmak
istiyorum Öküz, belki tekrar iki satır şiir yazabilirim.Bir ömür susmak
istiyorum.Yemek sadece kutlama olsun başka bir tarihi saati bilmek
istemiyorum.Düşünmek istemiyorum.Çalışarak yorulmak istiyorum fiziksel sabahtan
akşama yorulmak istiyorum kaslarım çalışamaz duruma gelene kadar.Koşmak
istiyorum sessiz yine düşünmeden nereye gittiğimi bilmeden kaygı taşımadan hiç
bir şeyle ilgili. Hiç bir şey hem de.Akşam mum ışığında aynada kendime bakmak
istiyorum; saatlerce belki sen de gelip saçlarımı tararsın okşarsın.Uzun
zamandır bekliyorum şefkati yıllarca eksik olan bir yığın lazım benim
iyileşmem için.İçim yırtıklarla dolu bir araya gelemiyorum eskisi gibi neşeli
olamıyorum.Halbuki hani ben küçüktüm, küçücüktüm.Hayatım bir takım tabloda
gezmekle geçiyor gibi gittiğim hiç bir yere ait değilim izleyip gidiyorum
sürekli; gülümsemesi belli belirsiz; hiç bir yere ait olmayan bir portre
gibi.Kendi kendimden uzaklaşmam gerek belki de beni zehirleyen yine
benim. Kendi kendime direniyorum.İçimde bir okyanus dolusu kin oluşuyor bazen
med-cezir gibi yükseliyor.Kendime engel olamıyorum.Ben sınırı geçip geri dönememekten korkuyorum
ya da bu ölüm gibi yazgı gibi ne kadar zaman içinde ilerlersen o kadar
yaklaşırsın sonuna başka çıkışı olmayan bir kanyon gibi sürekli yüzersin.Ben
sadece seni bırakamıyorum.Sensiz olamaz sensiz askıda kalırım ben havadaki
tozlar gibi zaman geçer sadece. Ben yaşamam sadece tarih ilerler.Ben
hissetmem.Ben dururum kainat yoluna gider kafa da tutamam ona bekler gibi
dururum sade.Gözlerim de görmez bakarım ama göremem anlamam yaşamam ki ben
askıda kalırım.
*Bu, çok öküz çok.
Yorumlar
Yorum Gönder