Kayıtlar

Bin gün

                                                                                                                        Bir başıma televizyon izlemekten nefret ettiğim anlardan biri ; Fransız yapımı bir gezi programında Lizbon Rosso Meydanında  araç trafiğine bütünüyle kapalı bir alanda- kent meydanın tam ortasında -34 plakalı eski model bir Şahin park etmiş duruyor olduğunu gördüğüm bir Ağust...

Bazen Virgülsüz

29.06.2011 43 ay once polisten korkmaya başladım sabah beşte polisin ziyareti elbette normal bir durum değildi.Ben suçsuzdum ama yok yere yalan söyleyip üzerime aldım bu saçma durumu. Bu tek kişilik sırtlanan ilişkiye nedense çift kişilik nevresim alıyorduk. Sezarı anladığım her bıçak darbesinde sustum. Uğultu gibi ağladım sustum ağladım sustum. Sonra bildim ki ne sen ne de kimse beni kimsesiz bırakamazdı. 05.07.2011     23:40 Ben yine aylar once “ada” dediğim ömrümün bir kesitlik bir mekan dekoru oldu. Ömrüme ömür katması gerekirken eminim yıllarımı aldı. Kader senaryosu farklı yazılsaydı çok başka olurdu kim bilir. Ben keşkelerle yaşamaktan uzağım neyse ki yararlı bir özellik yer bulmuş tabiatımda. Kendime defalarca sinirlensem bile keşke demedim. Keşke deme hakkımı bütün kararları ben vererek yine ben kendi ellerimle iptal ediyordum. Mutsuzluğum bile bana aitti. Kabullendim ve yüklendim. Belki adaya  erkek olarak gitseydim pişmanlık düşünmez...

Kasis

Uçurumsuz hayat mı hayal ettin Varmış gibi Ya atlarsın ya da atarlar Düşerken çarptığın Bin türlü aynada Ya kendi aksini bulursun Ya da ayna çarpması

Perde

Açmadım perdelerini pencerelerin Sen yokken rüyalarımda Bekledim gelmeni Gelmesen de bekledim çaresiz Aç kaldım şarapsız kaldım Sensiz kalmak aklıma çok zamansız geldi Çoğu zaman kendimi unuttum Seni de benle unuttum Unutmakta huzur vardı Sorumluluklarımı nehir kenarında bıraktım Çöle kaçtım En ağırı,en acısı Çölde öldüm ben Sensizlikten sessizce öldüm. Bir yankıdır zamanı belirsiz en yakın zaman 21.08.2011 : "Bilemezsin sen benim acımı  Kursan da elinle da'rağacımı "

Evrensel Piç

Baskı altındayım Hücre hapsindeyim Piçim ben Babamın kabahati de benim İfade de veremem Değilim ki akl-ı selim

Deli Gonca

Zaman her şeyin ilacı? Bizi öldüren de zaman değil miydi ? Korktuğumuz yere koştuğumuz Hem bildiğimiz hem inkar ettiğimiz Gözümü kırptığım Uyuyup hayatsız kaldığım hayat Bu mürekkep gibi boğazımı yakan İçmekten bıkmadığım bu zıkkım Söylenişi Marakeş gibi Vıcık vıcık ağızda eriyen Hep hayalini kurduğum O muson yağmuru değmez lal dilime Ana rahmine düşsem yine Hiç ölmeyecek gibi Yeniden doğsam diye özendim Kağıdın mürekkebi çekesiye bir ömür Yaşamak geldi aklıma Başlarım kelebek ömrüne öykünüşü Ne ömürler bitti Ah deli gonca yine mi Dolaşmak kanımda Tutkun sanırlar ya beni sana Yalan ! Kanımda dolaştıkça var olursun Yoksa kim sarsın odun belini İnce kağıt içinde durdukça 

Jilet Yarası (Taslak)

gündüz yaşayamıyorum gece... gece de uyuyamıyorum lanet bir jilet yarası dilimde konuşamıyorum bu kadar zor olmamalıydı halbuki uzaklaşmak sen bilirsin beni ben de  seni bilir sanırdım kendimi bilemedik uzağına düştüğümüzün kendimizin harap olmak; kahrolmak ben öğrendim kelime anlamı nedir artık keman sesi hüzün oldu bana ne çok severdim halbuki hatırlamakla cezanlandırdı beni sevdiğim peki seni yine mi bilemedim gömülsem karanlığa taa dibe