bugün çamurun her kıvamını hissetttim yapışkan, sümüksü, katı, taşlı, cıvık, sıçrayan, iz bırakan, iz bırakmayan, yağmur damlası formunda ya da dairesel bir nokta şeklinde olan ne geçti elime yazmak istediklerim bunlar mıydı ki
Bir adam kin dağına gitmiş yukarı tırmanmış hep yukarı... hava soğumuş güneş kaybolmuş bazen yakın tepelerden yanardağ patlamış ama güneş yok tek ağaç yok bir yeşil ot bile yok. Kin dağında hiç bir şey yetişmez. Bir kadının ağlama sesi yankılanıyor dağda kocaman dağda bir ağlama yankısı. dağ çok büyük olduğu için yankısı da çok oluyor ama göz yaşı küçücük çünkü dağda iyi bir şeye yer yok damla damla gözyaşı kocaman dağı eritemez
-askim naber (kollarını açıp öpmeye çalışarak) -.... (Şaşkın bir gülümseme) - ay meraba -merhaba ama sizi tanımıyorum.öpmek isterseniz opebilirsiniz ama hastayim (Gülümsemesine, gülümseme ile cevap verildi) - kusura bakmayın sizi çok sevdiğim arkadaşımın uzun zamandır gormedigim kardesine benzettim aynur ablan geldi diyecektim tekrar kusura bakmayın iyi akşamlar -Rica ederim iyi akşamlar
Dergâhta çile, ibrik doldurmakla başlar. Adına çile deyince sanki kahırmış gibi geliyor. Dergâhta çile pişmek için çekilir. Gelelim bizim dergâhlarımıza şeyhlerimize ve çilemize ne kadar piştik ne kadar olgunlaştık. En çok zaman geçirdiğimiz yattığımız kalktığımız rüyamızı işgal eden iş yerlerimiz bizim dergâhımız. Çilemiz? Çilenin karşılığı? Tatmini? Olgunlaşmamız? Çok küçük araya katıp karıştıracağım kelime kökleri Nişanyan'a da saygılarımı yollarım, o benim hiç farkıma varmasa da. Der-gâh iki kelimenin birleşmesiyle oluşuyor aslında "kapı" ve "yer". Der, kapı; gâh da yer. Tezgâh da öyle el yeri. İkametgâh falan filan. Özetle ne öğrendik -gâh Farsça yer demek zaten kapının der olduğunu öğrenmek zor değil ama Arapça ile karıştırmak da mümkün biri “bab” biri “der”. Bab-ı Ali Dar-ül funün aynı zamanda bir mekân belirdiği için ev manasına da gelir. Ya da belki de merkez demeliyiz. Çatı anlamına da gelebiliyor. Biraz dili hissediyor olmanız lazım tam manasına...