Kayıtlar

2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

18'lik Demir (Taslak)

Resim
Tozlu toprak bir yolda yürürken tek sıra halinde -yol bu kadarına izin veriyor çünkü- arabalar da bu yolda sıkışarak geçiyordu yayalar da. Yol kimindi? Yaya da zor geçiyordu araba da ve yol neden bu kadar işlekken bu kadar tozlu ve topraklıydı şehirde? Anadolu şehri değildi ama. benim önümde yürüyen adam benden daha çıtıpıtı olacak ki bez ayakkabısını zemine çakılı 18lik demire taktı. 18 lik demir ne? Çapı 18mm olan demir. Genç bir demir değil, inşaat demiri nervürlü üzerinde sarmallar olan demir, nervürlü demirdir. Deprem güvenliği veya beton mukavemeti, betonun sarmala daha çok noktadan yapışacağından düz değil sarmallı (nervürlü) demir kullanılıyor. Bu yapışma işine de aderans diyoruz. "adherence" ile aynı yerden geliyor tutunma bağlılık vb falan filan yani tutunma yapışma. bunları cebinize koyduysanız demirin adamın ayakkabısını parçalaması hikayesine geri döneceğim. Adamın ayağına demir çarptı şantiye yolunda ayakkabısını parçaladı benim ayağımda kovboy botları vardı t...

Yangın (devam edeceğim)

Resim
bence evinde oturan sabah alelade bir işe giden herhangi bir insan yangın ve binaların tasarımları ile ilgili çok az fikre sahip. biraz örneklemek lazım siz yangın kaçışı için merdiveni olması yeterli gibi düşünüyor olabilirsiniz. halbuki yangın dolabının yüksekliği kapasitesi direkt tesisat ile bağlantısı vb.

(TASLAK)

bugün evden kovuluşumu yazayım. baba evinden sessizce ve haince attılar beni. bana haber vermediler evde de değildim zaten. hepimizi total olarak söylemek gerekirse

İzin Kağıdı

Resim
kendi kendime sürekli söylediğim bugün de ölmedim zafer yok mutluluk yok. ölmedim bugünün de yarınını göreceğim başka yarınları görme ihtimalim artıyor böyle olunca biri gitmeme izin verse

Diş Değeri

Resim
bugün de ölmedim kimse bana üzülmedi ölsem hayalleri vardı demezler heralde kimseye açıklamadım hayallerimi birine söylemiştim ama çok da oralı olmadı ölsem belki dişe değer biri olurum dişe değer diye bir deyim var mı ki

X-Y-X

Resim
insanların ne büyük dertleri var sen de kendi çocukluğundan bahsediyorsun herkesin çocukluğu sorunlu

Saç (Taslak)

Ona yazdığım defterin içine ki bu 80 küsur sayfadan oluşan bir çeşit mektuptur. saç tellerimi koymuştum nasıl da anadolu kokan arabesk bir hareket. Tüm anılar, bir bir bazen toplu halde üşüşür tepeme bazen bir kişidir gizli özne bazen herkes. Bugün herkesle ilgili ve toplu halde üşüşme Güvercinlerin meydana atılan yemlere saldırması gibi Ben ona yazdıklarımı çok önemsemiştim o bakmamış okumamış bile Her nesneye yaptığı gibi ki insanlar da onun indinde birer nesneydi alınıp istiflenmek içindi. Eşyalarına iyi bakardı insanlara davrandığından çok daha iyi davranırdı insanlar ücretsizdi eşyalar ücretli insan kırmak bedavaydı tamir etmek için sadece bir özür yeterliydi. Beni çok kez kırdı bin kez özür diledi ben tamir olmadım hiç bir zaman özürle tamir olamadım. 80 sayfa bana, karşı ödemeli kargoyla döndü

Mutluluk (leonard cohen de öldü) (Taslak)

Resim
Zülfü Livaneli romanı önce ne kadar içi boş bir isim dedim sonra baktım hissettiğin zamanları düşünce varmış mutluluk. mutluyken kimse kendini kontrol etmiyor ben mutluyum keyfim yerinde mi diye herkes üzgünken ne çok üzgün olduğunu düşünüyor sanırım. tam leonard cohen zamanı

Kıskançlık

Resim
Kıskançlık kökenini araştırsak mı? ETü : [  Uygurca Maniheist metinler,  <900] puşii bérgeli  ḳızḳanıp  [sadaka vermekten esirgeyip, hasislik edip] ETü : [  Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk,  1073] er tavarın  ḳısġandı  (...) er tavarın  ḳısırġandı  [servetini esirgedi] KTü : [  Codex Cumanicus,  1303] avarus -  kisganči  [kıskanıcı] <<  ETü  kızġan-/kısġan-  cimrilik etmek, esirgemek  <  ETü  kızıġ/kısı  +An- <  ETü  kız  kıt  +Ig →   kız Benzer sözcükler:  kıskanç, kıskançlık, kıskandırmak Nişanyan bu şekilde dökmüş fakat çok derine inmek mümkün değil mi? ben kendi savımı yazayım mı

Şimdi

şimdi aha işte şimdi.

Kazaya ve Kadere İman

İnsan neden kendinden başkasını sevemez  uzun zaman nasıl anlatacağımı düşündüm esasen anlatması çok kolaymış kendinden başkasını sevemezin en kolayı benzetme ile hatta belki benzetme bile değildir. sevdiğiniz biri öldüğü zaman neden üzüldüğümüzü düşünüp doğrusunu bulabilirsiniz. ölen kişiye üzülmek diye bir şey de yok çünkü ölene ne olduğunu bilemiyoruz, kötü bir şey olduğuna inanmak da yok pek çok inanç sisteminde. biz kendi eksikliğimize üzülüyoruz giden biri var kalan üzülüyor. birini sevmek kendinin en mükemmel en ideal haline ulaşmak. sonra sevmemek o ilk zamanlardaki ideal halinden uzaklaşmak ya da ayrıntısından hoşlanmamak. bu bir döngü insan birini severken kendini sevdiği için bunu yapar. sevmek önce kişinin kendisine iyi geldiği ihtiyacı olduğu için sever. sevgilerin en yücesi annenin çocuğuna  duyduğu sevgi ise sanırım buna itiraz edecek kimse yoktur- benim gibi ağaç oyuğundan çıkmış biri olmam dışında- kıyamet günü tarifinde annenin çocuğunu unutacağını sadece ...

Günlük

özel eğitim almam gerektiğini düşünüyorum ben soruları tersten çözen aklımı herkes gibi çalışır hale getirdiler size benim için kıymetli olanları çöpe atma geleneğini anlatacağım ilkokul 3ten beri yani 9 yaşımdan beri yazarım günlük yazarım şiir gibi bir şeyler yazar gibi yaparım. evde herkes de bilir hatta esasen günlük tutmak evde bir moda ile başlamış devam etmeyen pek çok kişi olmuştu. İlk günlüğüme biraz da istiklal marşıdan heveslenerek anneme şiir yazmıştım şiiri yazarken ağlamıştım hatta. 10 kıtalık bir şiir çocuğun annesine yazdığı. Daha saf pek az şey bulunur, anne ve çocuk arasında geçenden saf bir şey olamaz. Şiiri yazdığım günlüğü yanlışlıkla değil bile isteye atmışlar hatta termosifonda yakmışlar. Bunu yapan da içinden çıktığım büyük matruşka. Annem. Sevinç emretmiş ben artık o evde yaşamıyormuşum benim eşyalarım geri gelmesi mümkün olmayan yazdıklarım sobada yakılmış. Çünkü emir eri büyük matruşka. Hadi o emir eri. Diğeri de Führer... Devamı evden atılışım ile ilg...

INstant

keşke yüzeysel konuşmanı biraz bıraksan ama ben işi gücü derdi sıkıntısı olandan ne bekliyorum instant messengerda ne yazıyorum konuşmaya cesaretim yok diyemem ama istemiyorum sen tamam desen konuşalım ben konuşmam nedir derdin yüzeyseli derini nedir desen cevap veremem cevap vermem konuşmak istemem bir rehavet çöküyor o zaman ağır bir umursamazlık bundan geri dur diyor bu gereksiz ben de kendi içimde yüz kere bin kere tekrar ediyorum diyeceklerimi dişlerimi sıkıyorumm sonra çenem çıkıyor yerinden sonra ne sonra ne ki bir fırıldakta bir fare iki fare sana mail attım dün ne olursa olsun mailleşmeyi severim diyecek lafım da kalmamış derin konuşmalara konu mu var beni hayatının merkezine koyma sevmem bunu zaten bana yalan kıymetler yükleme yoksa yoktur rol yaparım ben yaptığım rolü dersem geberirsin üzüntüden aynısı işte rol yapma ben mutlu da olurum mutsuz da kimse kimseye mutluluk taahhüt edemez devamlı beni kan...

Çamur

Resim
bugün çamurun her kıvamını hissetttim yapışkan, sümüksü, katı, taşlı, cıvık, sıçrayan, iz bırakan, iz bırakmayan, yağmur damlası formunda ya da dairesel bir nokta şeklinde olan ne geçti elime yazmak istediklerim bunlar mıydı ki

Kin dağı

 Bir adam kin dağına gitmiş yukarı tırmanmış hep yukarı... hava soğumuş güneş kaybolmuş bazen yakın tepelerden yanardağ patlamış ama güneş yok tek ağaç yok bir yeşil ot bile yok. Kin dağında hiç bir şey yetişmez. Bir kadının ağlama sesi yankılanıyor dağda kocaman dağda bir ağlama yankısı.  dağ çok büyük olduğu için yankısı da çok oluyor ama göz yaşı küçücük çünkü dağda iyi bir şeye yer yok damla damla gözyaşı kocaman dağı eritemez

Dekoder

                                                                    28.06.2016 Rüyalarımdaki beni görsen İçim pamuk şeker gibi Hissetsen beni eskisi gibi Dekodersiz gibi şifrem sende Beni bırak Beni öldür Beni azat et

Aşkım naber

-askim naber (kollarını açıp öpmeye çalışarak) -.... (Şaşkın bir gülümseme) - ay meraba -merhaba ama sizi tanımıyorum.öpmek isterseniz opebilirsiniz ama hastayim (Gülümsemesine, gülümseme ile cevap verildi)  - kusura bakmayın sizi çok sevdiğim arkadaşımın uzun zamandır gormedigim kardesine  benzettim aynur ablan geldi diyecektim tekrar kusura bakmayın iyi akşamlar  -Rica ederim iyi akşamlar 

Dergah

Resim
Dergâhta çile, ibrik doldurmakla başlar. Adına çile deyince sanki kahırmış gibi geliyor. Dergâhta çile pişmek için çekilir. Gelelim bizim dergâhlarımıza şeyhlerimize ve çilemize ne kadar piştik ne kadar olgunlaştık. En çok zaman geçirdiğimiz yattığımız kalktığımız rüyamızı işgal eden iş yerlerimiz bizim dergâhımız. Çilemiz? Çilenin karşılığı? Tatmini? Olgunlaşmamız? Çok küçük araya katıp karıştıracağım kelime kökleri Nişanyan'a da saygılarımı yollarım, o benim hiç farkıma varmasa da. Der-gâh iki kelimenin birleşmesiyle oluşuyor aslında "kapı" ve "yer". Der, kapı; gâh da yer. Tezgâh da öyle el yeri. İkametgâh falan filan. Özetle ne öğrendik -gâh Farsça yer demek zaten kapının der olduğunu öğrenmek zor değil ama Arapça ile karıştırmak da mümkün biri “bab” biri “der”. Bab-ı Ali Dar-ül funün aynı zamanda bir mekân belirdiği için ev manasına da gelir. Ya da belki de merkez demeliyiz. Çatı anlamına da gelebiliyor. Biraz dili hissediyor olmanız lazım tam manasına...

Latifa

Resim
latifa gibi öleceğim her şeyin bittiği gün bir günde kuruyup porselen bardak gibi bir anda kırılıp parça parça olmuş eskisini hatırlatan ama asla eskisi gibi olamayacak bir anda, gün bile almayacak sonu belki her şeyi hissettim çaresizlik kahır belki daha fazlası var -bu sandalyeyi alabilir miyim -tabi hüznüme izin yok kaçmama imkan yok.

Siyah

içimden sözsüz ağıtlar geçiyor ağlıyor gibiyim gözüm balık gözü bu yıl saçımda çıkan beyaz tel sayısı sonsuz ama saçım aşırı siyah halbuki simsiyah akmakta olan katran annesi katledilmiş çocuk gibi içim kim bilir ki kimse

Anlar

Resim
Edirne yolu tırlar Kireçburnu akıntı ve polenler Kemerburgaz depeche mode Bursa bir yokuş İncirli küçük bir park Yenikapı tüm sahil yolu Zincirlikuyu deep inside the earth Mecidiyeköy trenli kafe Yoros kalesi kayalıklar Karaköy iskele ve geometri Ümraniye plastik bebekli pencereler ve yokuşlar Fındıkzade en büyük park Bakırköy adalet sarayı sabıka kaydı Eminönü yenicami yeni eski tüm güvercinler Çanakkale sahil yeşil ve kırmızı taşlar Taksim mandabatmaz Boğaziçi köprüsü perdesiz gitar Bauhaus otopark alışveriş arabaları Üsküdar sel gibi bir şey Çerkezköy yolu ayçiçekler tren rayları İstanbul bütün kediler Bazı şantiyeler çokça beton Çatalca ağaç cesetleri yine kırmızı yeşil taşlar Kağıthane ciğer, eskimiş yorgun atlar Tüm semtler milyon ton çiğ köfte Eyüp sandviçler Büyükçekmece rüzgargülü Kandilli rezene Sütlüce havai fişekler Adalar diş ağrısı Zeytinburnu tramvay Güngören teraslar çatılar Davutpaşa acemi sürüş sahası Akaretler kahve Sarıyer sanrı Ha...

Aynen Öyle Gıcıklığı

Resim
ara ara bazı laflar - laf demek istedim germeyin beni- çokça ve gerçek karşılığından uzak kullanılıyor ve bu öyle bir dalga ki herkesçe bir anda ne dediğini bilmeden kullanmak haline geliyor. "aynen öyle" gibi. benim en çok kullandığım "işte" var. "yani" var "hani" var. "bağlam" var  uzun bir liste vereceğim size merak etmeyin. benim en çok tüylerimi irkilten "aynen öyle" oluyor. Şimdi de hak verme, onaylama "aaayyynen" i alalım. Buradaki "aynen" senin fikrinle benim fikrim aynı, onaylıyorum anlamına geliyor. Korkunç

Reset&restart

Resim
Travmaları çok sevdiğimizi söylemiş miydim tekrar söylemek isterim öyleyse de değilse de filmlerden öğrendiklerimiz belki de çok severek hayata geçirdiğimizi kendi hayatımıza adapte ederek yapay hayat senaryoları uydurduğumuzu. Bilinçli ve herkesin gözü önünde yazdığımız başka senaryolar da var : Şunu da söyleyeyim milyonlarca düğün dernek geçti bitti bir yaz geçti hala zaman var hala evlenebilirsiniz ama biraz da saçma bir durum gibi geliyor esasen bana şu prenses ve prens olmak için çok paralar dökmek borca girmek falan bir gecelik "bir şeyler" olmak çabası halbuki ne bileyim ateşlerden yapılma "volkan" sanırım adı ya da havai fişekler olmadan iki insan resmi olarak biz beraberiz sözünü verebilir devlete. Ne bileyim ben vergi verirken ya da devlete yaptığım başka bir beyanımda arkadaşlarımı çağırıp ortaçağdan kalma elbiseler giymiyorum kabarık tarlatanları olan vesaire ama nedense herhalde yaşanması zor. Esasen insana biraz kendi insanlığımızdan sıyrılarak baka...

Devamsızlık

Resim
daha önce devam etmek üzere verdiğim sözleri bir kenara koyup yeni bir şeyle devam ediyorum

eylül ortası

Resim
bir eylül ortası elim kan içinde inşa ettiklerim üzerime çöküyor.

Ünalan Mahallesi ve Kargalar

Resim
Bazı semtlerle muhitlerle diğer canlı cansız ne bileyim imge durum duygu duruş ne derseniz alakası oluyor. kafaya kaydederken bağlantı yapıyor. ünalan kargayla bağlı benim kafama imge dünyama mesela Ümraniye hayal kırıklığı büyük umutların çöküşü olarak kayıtlı ve bağlı. ümraniye anadolu özeti. gezilecek yer mi ayol değil işte güzel kompoze edilmiş hayatlar var orada. biraz istanbul biraz sivas biraz malatya falan. biraz şehirci biri olsam bir de sosyolojili master yapardım ümraniyeye bakardım. eski dikiş makinesi satan ve tamir eden adamlar var 1980lerin türkiyesi orada 70'lerin türkiyesi de orada aslında bazen biraz daha cadde kısmına çıkarsanız nişan elbisesi düğün abiyesi almak için gezen evlilik is the best final olarak tanıtılmış - biri de benim- kızlar var sokaklarda parası 3. kaliteye yeten adamların çakma dünya ürünlerini aldığını görebilirsiniz. cumartesi günleri pazarları var türlü şekil çorap ve daha çok sebze meyve satıyorlar. yani pazara iç çamaşır türevleri ve yiyece...

öz(l)et

Resim
ben ölmeden beni hatırlamayacaksın. haberin bile olmayacak sessizce öldüğümden daha önce yalvar yakar durmak istedim tatil istedim izin istedim şimdi var ama neye yaradığını bilmiyorum bir cumartesi iznim var yaz tatili için de izin alabilirim. ama neden ki iş çok güzel toplumlar için iş hayatı uyuşturucu değil mi yoksa çalışmak çok iyi çünkü ben başka bir şey sevemem yufka yürekli olduğuma yemin edebilecek çok insan tanıyorum ama aynı zamanda çok zalimim buna da yemin ederler arkamdan iyi biri diye konuşanlarla kötü biri diye konuşanları oranlarsam ne çıkar acaba biri diğerinden büyükse ne olur ki neden ki kıyas kıyaslardan bu hale mi geldim ama neden ki beni kıyaslamaya mecbur eden mi var gırtlağında belirsizlikle boğulacak değil miyim bir delinin notları olsa bunlar gocunur mu cesedi dünyanın telefon ederken heyecanlanan benken kurtulmak isteyen başka biri neden ki başka biri ne zaman karşıma dikildi ki ya da neden dikilmiyor

Septisemi

Resim
ikimizin arasında bir ölü kadın mutsuzluk bundan. ceset ayrılmayacak aramızdan ne sen onu gömebilirsin ne ben

Medea

Resim
Suyun tadı kötü  dudaklarım şalgam rengi Az önce zihnimde hafriyat kamyonunun altında kalışımın sağlam bir canlandırması geçti. İki cümle bıraktığım geride bir de video. Eski bir şey. O zamandan bu zamana yüz yıl geçti Kötü bir türküye gırtlak kiralamak demiştim ya örnekliyorum Yüz yıl geçti Nazım’ın dediği gibi. Sanki Nazım benim kankam Sanki hep beraber yaşıyoruz ve ben onu bu şekilde anabilirmişim gibi Ama bu cüret kötü bir türküye gırtlak kiralamak işte. Uzun mu oldu cümle yoksa yüklemsiz mi tümce Cumartesinin benden büyük olduğu yetmiyormuş gibi benden oldukça da ağır Word’e yazmak bok gibi Argo veya kaba sözcük Nerede ki Lady B Biri beni eve bıraksın ya da uzun, ağaçlı bir yolda zamanda giderken cebe çekip park eder gibi durayım. Başkası için akarsa aksın da ben cepte durayım ağaçlı yolda yürüyeyim kazalar beklenenler olsun Her bilgiye zamansızlıkla vakıf olayım Her dili bileyim Her hikâye tanıdık ve acı vermez olsun Karışan, yapışan...

cumartesi benden büyük

Resim
yüzer gibi bir hayat günün önemi yok hep sallanan, rotası başkasına bağlı olan bilinmeyen ve tarih olacak olan. önemsiz sallantılı unutulan. her gün denizde ve yüzer vaziyette düşünün ama hiç bir eşyanız yok. hayat benim için bu işte beni kurtarabilecek bir inanç yok. mutlu olmak falan ne köpük laflar. kafam; tüm isteklerimin ölü pırasalarmış gibi üst üste dizilmiş karışmış ve ayrıştırılması gereksiz bir pazar çantası. bitmeyen taslaklarıma içsek herkes sarhoş olur. su için su içirin. su önemli bir gün su ile ilgili hakkıyla yazabilir miyim acaba bir de nar var. isteklerim ölü pırasa ama sonuna kadar absürt devam edebilir miyim dener miyiz elbette deneriz deneme severler buraya önce Montaigne koştu enayi ben de denerim ve yanılırım ama yanılma yazmadım yazmasam olmaz tevellüt dedim mi hiç belki Nişanyan beni yanına alır sıkıcı hayatıma farklı bir tozlu ortamla devam ederim ipucu vermeyi sevmem eylül ve ağustos hikayesi var daha kim bilir ne susamlı kurabiyeleri unut...

Taslaksızlık

Resim
Hiç içi dolu taslağım yok. sürekli deprem olan ya da dalgalı deniz ortasında terazisi olmayan bir ortamda sallanmaya alışmış biriyim. sonum yok gibi. depremin ya da dalganın sonu yok. benim sonum var dalga bitmiyor dalga bitmez çarpar çoğalır. hareket de bitmiyor sanırım. ses nasıl atmosferde birikiyor teorisi varsa buradan çıkıyor zaten ya da uzayda titreşim halinde dolaşıp durur. ses titreşim düşünce de titreşimli gibi bir frekans seste de frekans var. düşünce de olmalı bir hareket varsa frekans olmalı. çok mu cahilce fizik bilgilerim ? bir kaşım havada hıhh yapıyorum emin olun. benim kendi fikirlerim ve edinilmemiş bilgilerim var. var çünkü. her zaman var olan bir şey düşünmeniz mümkün değilse beni de rahat bırakın istediğim gibi dijital uzayda sevimsiz bir çöplük oluşturayım. o kadar sevdim ki resmini yorulmuştum çalışmaktan karda uzun yürüdük senle uyudum yağmurun sesiyle rüyalarımda hep sen vardın okuduğum her cümlede konuştuğum her insanda sen de varsın sen hep varsın ço...

Kara Adamı

Resim
Biraz zaman bulsam ya da diğerlerinden çalıp biriktirsem yazdığım ama bitirmedigim Fuzulî ve Freud karşılaştırmasını bitireceğim bir de insan neden kara insanıdır belirtisi nedir neden su veya hava canlısı değildir yolculuk zamanı geldi ama hiç bir yere gitmeden kilometre sayacı fır dönüyor ama aynı yerdeyim Uzunçayırdayım Gayrettepeyim. Beşiktaşta vapur bekleyenim. Ben bekleyen biriyim gecikme ile beklemenin kökleri benziyor gibi ama beklemeyin söylemeyeceğim. İnsanlar kara adamı kara ademi. vapurdan hızla inmek ile uçak iner inmez gitmek istemek aynı ama otobüste inmek için neredeyse durağa kadar bekliyor insan yerinden bile kalkmıyor. bugün işçi bayramı hayat çok sıkıcı yapacak hiçbir şey kalmadı.

Fuzuli- Freud ( Bitmeyen taslak)

Resim
Yanaşın ve yanasın Hızlı bir hareketle Fuzulî ve Freud u birbirine bağlayacağız ama biraz tasavvuf harcı kullanacağız bu bağlantıda. Fuzulî güzel adam ne de olsa Azerî Freud da güzel adam gibi onu pek hissedemiyorum azıcık küstah gibi geliyor ama ilk zamanlar inanmasam da adam çok haklı.Kadın daha az hissediyor bu dünya düzenini. Düzen belki de erkeklere ait olduğu için anlayamıyor. Erkekler mi yönetiyor ya da yönetiliyor mu erkekler by kadınlar şeklinde de sonuç olarak kadınların yönetiminde bir dünyada mı yaşıyoruz hala anlamış değilim. El netice kadınların dolaylı olarak yönettiği ya da doğrudan erkeklerin yönettiği bir dünyada  mıyız. elbette toplama, genele göre konuşuyoruz hep beraber konuşsak ne güzel olur. Fuzuliye dönersek ki girişimiz bu şekildeydi. Fuzuli demiş ki ilim kesbiyle paye-i rif'at  bir hayal-i muhal imiş ancak aşk imiş her ne var alemde ilim bir kıyl ü kal imiş ancak  yüksek mevkilerde ilim sahibi olmak hayal, alemde ne varsa aşk gerisi laf...

Mavi kurt

Resim
2 gün önce rüyamda sabah uyanmadan hemen önce kampüste benim daha önce bulunduğum yabancı olmadığım fakat neresi olduğunu gerçekte bilmediğim bir yerde mavi renkli bir kurt gördüm bir an sonra bir atı parçalandığını fark ettim önce karnını ısırmış halde gördüm sonra bir anda atın gözleri doğduktan sonra sadece ölüm zamanı olacak kadar yere toprağa yakın vaziyette ben ondan oldukça daha yukarıdayım. bana baktı yalvarır gibi değil son işte bu der gibi. kurt burada patron benim der gibi baktı at gururunu kaybettiği için hüzünlü ölmekle bir derdi yok bir kurt parçaladı beni halbuki genç ve güçlüydüm dedi bana hepsini gözleriyle dedi ben uyandım kan içinde  içim. Bazen rüyamda kanlar içinde görürüm kendimi kanın kokusu çok net gelir burnuma bu sefer kokusuz ve gerçek kalbimden aktı gibi

Analiz (draft)

Resim
Bir analiz yazası yazalım Ben geldim geleli 32 yıl oldu ilk zamanlar ne güzeldi her pişmanlık ne kadar masumdu. zaman geçti kirler birikti. geçtiğimiz yaz değil de bir önceki yaz trabzona gittim açık açık günahlar diyelim mi madem ki bir analiz bu rahatça dökelim taşları eteğimizden. İnsanoğlu hafıza ile lanetlenmiş. Ben hatırlarım. Hayvan gibi fil gibi hatırlarım. Beni bilen de bilir biriktirdiğim kin değildir. Kendime nefretle biriktiririm aşağılamayla biriktiririm. Geçen yaza gelince ilk iş yerim ilk şantiyem Forum Trabzona gittim. nasıl da kirlenmiş ne çok insan geçmiş izi kalmış aradan geçen 7 yılda bina eskimiş karalanmış, mantar tutmuş derzleri. İnsan leke tutmuyor ya

İnce belli

Resim
uzun bir gerinme ardında içine atacaklarını atıp yutkunup başlamak tam şiir yazılır bu çalkantıya gemiye binip allahınız şaştığı zaman hissettiğiniz gibi çalkantı çalkantı, çay bardağının ısınması için çaycının suyu 360 derece döndürmesi denizin asla bir daha sakin olmayacakmış gibi devinmesi ama durur ben neden hain oldum ben hain olmak istemedim ki ben mutlu olmak istedim. oldum mu elbette oldum kimse neşeme engel olamaz ben neşesiz olamam Frida demiş ki gözlerinde yalan olduğu zaman vazgeçtim. Uzun bir analiz

Felis

Resim
Bir mabedi kirletmek gibi aynaya bakmak beni getirdiğiniz bıraktığınız yer burası işte, şimdi mabedimden kaçıyorum. Dolambaçlı gotik ve arabesk mi söylediklerim pek çoğunuza kafayı yemiş bu dedirtecek tatta mı who fucks really. bu yine stalk faaliyetlerinin birinde kendi kendime bir erkek bir kadınla güzel dedim ve bir kadın da bir erkekle. Ben hep kendimi yalnız gördüm ve sanırım ailecek böyle bu durum. Hepimiz için beşimiz için de. Gitmek için gelmiş olabiliriz bazı minör izler dışında kaybolacağız bizden geriye genetik bir kalıntı olmayacak. 5 kadın 5 boş fabrika olacak; yol kenarında terk edilmiş boş çiftlikler gibi. Ne kadar da sağlam bastık ayağımızı yere paramız ve kimseye muhtaç olma durumumuz yok evimiz arabamız ve unvanlarımız var, dediklerimiz yapılır bize akıl danışılır. Danışın tabi, akıl bir saç teli üzerinde durur. Her an düşebilir çizgi ince. Bol bol danışın düşmeden önce. Hep yazmak istediğim ama duygu sömürüsü kaygısı taşıdığım kısmı bu sefer yazacağım bir nar ağacı o...

Bir E-mail Subjecti No Subject

Resim
yazacak konu bulamayan dangalaklara güzel bir şarkı çalıyor yazma zamanı, hiç gerek yok düşünmeye zaten düşünce akıyor. akıyorken durdurmak ben sakat biriyim ben başka aptallıklar yüzünden sakatlandım aşka değer verdim cevabımı aldım şimdi bir başkasına enerjim yok ikna kontenjanım yok gerek var mı ki aşk falan basit değil miydi yoksa basic miydi. hissedip de yaptığım hiç bir şeyden pişmanlık duymadım

;)

Resim
acıyı terk ettim merhaba maymunlar acı beni terk etmedi

vertebra

Resim

ikibinyüzellibeş

Resim
yolda yürürken yazdıklarım gerçekten bir yere kayıt olsun mu biri de çalışsın da böyle bir teknoloji geliştirsin 140 yıl sonra olacakmış bu bana böyle bir bilgi geldi. sezgili bilgi, bilgi sezgisi memleket çok güzel memleket adamın içinde ha mesela benim memleketim mardinin bazı sokaklarını içermezken biraz trabzon içerir bir kısım istanbulu da var inanmazsanız napayım paris de var endülüs de tebriz de bakü'ye de çıkar bazı yollar medine'ye de uğrar bakmayandan görme beklenemez bana bakmayın