Kayıtlar

Kasım, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

18'lik Demir (Taslak)

Resim
Tozlu toprak bir yolda yürürken tek sıra halinde -yol bu kadarına izin veriyor çünkü- arabalar da bu yolda sıkışarak geçiyordu yayalar da. Yol kimindi? Yaya da zor geçiyordu araba da ve yol neden bu kadar işlekken bu kadar tozlu ve topraklıydı şehirde? Anadolu şehri değildi ama. benim önümde yürüyen adam benden daha çıtıpıtı olacak ki bez ayakkabısını zemine çakılı 18lik demire taktı. 18 lik demir ne? Çapı 18mm olan demir. Genç bir demir değil, inşaat demiri nervürlü üzerinde sarmallar olan demir, nervürlü demirdir. Deprem güvenliği veya beton mukavemeti, betonun sarmala daha çok noktadan yapışacağından düz değil sarmallı (nervürlü) demir kullanılıyor. Bu yapışma işine de aderans diyoruz. "adherence" ile aynı yerden geliyor tutunma bağlılık vb falan filan yani tutunma yapışma. bunları cebinize koyduysanız demirin adamın ayakkabısını parçalaması hikayesine geri döneceğim. Adamın ayağına demir çarptı şantiye yolunda ayakkabısını parçaladı benim ayağımda kovboy botları vardı t...

Yangın (devam edeceğim)

Resim
bence evinde oturan sabah alelade bir işe giden herhangi bir insan yangın ve binaların tasarımları ile ilgili çok az fikre sahip. biraz örneklemek lazım siz yangın kaçışı için merdiveni olması yeterli gibi düşünüyor olabilirsiniz. halbuki yangın dolabının yüksekliği kapasitesi direkt tesisat ile bağlantısı vb.

(TASLAK)

bugün evden kovuluşumu yazayım. baba evinden sessizce ve haince attılar beni. bana haber vermediler evde de değildim zaten. hepimizi total olarak söylemek gerekirse

İzin Kağıdı

Resim
kendi kendime sürekli söylediğim bugün de ölmedim zafer yok mutluluk yok. ölmedim bugünün de yarınını göreceğim başka yarınları görme ihtimalim artıyor böyle olunca biri gitmeme izin verse

Diş Değeri

Resim
bugün de ölmedim kimse bana üzülmedi ölsem hayalleri vardı demezler heralde kimseye açıklamadım hayallerimi birine söylemiştim ama çok da oralı olmadı ölsem belki dişe değer biri olurum dişe değer diye bir deyim var mı ki

X-Y-X

Resim
insanların ne büyük dertleri var sen de kendi çocukluğundan bahsediyorsun herkesin çocukluğu sorunlu

Saç (Taslak)

Ona yazdığım defterin içine ki bu 80 küsur sayfadan oluşan bir çeşit mektuptur. saç tellerimi koymuştum nasıl da anadolu kokan arabesk bir hareket. Tüm anılar, bir bir bazen toplu halde üşüşür tepeme bazen bir kişidir gizli özne bazen herkes. Bugün herkesle ilgili ve toplu halde üşüşme Güvercinlerin meydana atılan yemlere saldırması gibi Ben ona yazdıklarımı çok önemsemiştim o bakmamış okumamış bile Her nesneye yaptığı gibi ki insanlar da onun indinde birer nesneydi alınıp istiflenmek içindi. Eşyalarına iyi bakardı insanlara davrandığından çok daha iyi davranırdı insanlar ücretsizdi eşyalar ücretli insan kırmak bedavaydı tamir etmek için sadece bir özür yeterliydi. Beni çok kez kırdı bin kez özür diledi ben tamir olmadım hiç bir zaman özürle tamir olamadım. 80 sayfa bana, karşı ödemeli kargoyla döndü

Mutluluk (leonard cohen de öldü) (Taslak)

Resim
Zülfü Livaneli romanı önce ne kadar içi boş bir isim dedim sonra baktım hissettiğin zamanları düşünce varmış mutluluk. mutluyken kimse kendini kontrol etmiyor ben mutluyum keyfim yerinde mi diye herkes üzgünken ne çok üzgün olduğunu düşünüyor sanırım. tam leonard cohen zamanı

Kıskançlık

Resim
Kıskançlık kökenini araştırsak mı? ETü : [  Uygurca Maniheist metinler,  <900] puşii bérgeli  ḳızḳanıp  [sadaka vermekten esirgeyip, hasislik edip] ETü : [  Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk,  1073] er tavarın  ḳısġandı  (...) er tavarın  ḳısırġandı  [servetini esirgedi] KTü : [  Codex Cumanicus,  1303] avarus -  kisganči  [kıskanıcı] <<  ETü  kızġan-/kısġan-  cimrilik etmek, esirgemek  <  ETü  kızıġ/kısı  +An- <  ETü  kız  kıt  +Ig →   kız Benzer sözcükler:  kıskanç, kıskançlık, kıskandırmak Nişanyan bu şekilde dökmüş fakat çok derine inmek mümkün değil mi? ben kendi savımı yazayım mı

Şimdi

şimdi aha işte şimdi.

Kazaya ve Kadere İman

İnsan neden kendinden başkasını sevemez  uzun zaman nasıl anlatacağımı düşündüm esasen anlatması çok kolaymış kendinden başkasını sevemezin en kolayı benzetme ile hatta belki benzetme bile değildir. sevdiğiniz biri öldüğü zaman neden üzüldüğümüzü düşünüp doğrusunu bulabilirsiniz. ölen kişiye üzülmek diye bir şey de yok çünkü ölene ne olduğunu bilemiyoruz, kötü bir şey olduğuna inanmak da yok pek çok inanç sisteminde. biz kendi eksikliğimize üzülüyoruz giden biri var kalan üzülüyor. birini sevmek kendinin en mükemmel en ideal haline ulaşmak. sonra sevmemek o ilk zamanlardaki ideal halinden uzaklaşmak ya da ayrıntısından hoşlanmamak. bu bir döngü insan birini severken kendini sevdiği için bunu yapar. sevmek önce kişinin kendisine iyi geldiği ihtiyacı olduğu için sever. sevgilerin en yücesi annenin çocuğuna  duyduğu sevgi ise sanırım buna itiraz edecek kimse yoktur- benim gibi ağaç oyuğundan çıkmış biri olmam dışında- kıyamet günü tarifinde annenin çocuğunu unutacağını sadece ...

Günlük

özel eğitim almam gerektiğini düşünüyorum ben soruları tersten çözen aklımı herkes gibi çalışır hale getirdiler size benim için kıymetli olanları çöpe atma geleneğini anlatacağım ilkokul 3ten beri yani 9 yaşımdan beri yazarım günlük yazarım şiir gibi bir şeyler yazar gibi yaparım. evde herkes de bilir hatta esasen günlük tutmak evde bir moda ile başlamış devam etmeyen pek çok kişi olmuştu. İlk günlüğüme biraz da istiklal marşıdan heveslenerek anneme şiir yazmıştım şiiri yazarken ağlamıştım hatta. 10 kıtalık bir şiir çocuğun annesine yazdığı. Daha saf pek az şey bulunur, anne ve çocuk arasında geçenden saf bir şey olamaz. Şiiri yazdığım günlüğü yanlışlıkla değil bile isteye atmışlar hatta termosifonda yakmışlar. Bunu yapan da içinden çıktığım büyük matruşka. Annem. Sevinç emretmiş ben artık o evde yaşamıyormuşum benim eşyalarım geri gelmesi mümkün olmayan yazdıklarım sobada yakılmış. Çünkü emir eri büyük matruşka. Hadi o emir eri. Diğeri de Führer... Devamı evden atılışım ile ilg...

INstant

keşke yüzeysel konuşmanı biraz bıraksan ama ben işi gücü derdi sıkıntısı olandan ne bekliyorum instant messengerda ne yazıyorum konuşmaya cesaretim yok diyemem ama istemiyorum sen tamam desen konuşalım ben konuşmam nedir derdin yüzeyseli derini nedir desen cevap veremem cevap vermem konuşmak istemem bir rehavet çöküyor o zaman ağır bir umursamazlık bundan geri dur diyor bu gereksiz ben de kendi içimde yüz kere bin kere tekrar ediyorum diyeceklerimi dişlerimi sıkıyorumm sonra çenem çıkıyor yerinden sonra ne sonra ne ki bir fırıldakta bir fare iki fare sana mail attım dün ne olursa olsun mailleşmeyi severim diyecek lafım da kalmamış derin konuşmalara konu mu var beni hayatının merkezine koyma sevmem bunu zaten bana yalan kıymetler yükleme yoksa yoktur rol yaparım ben yaptığım rolü dersem geberirsin üzüntüden aynısı işte rol yapma ben mutlu da olurum mutsuz da kimse kimseye mutluluk taahhüt edemez devamlı beni kan...